Bir bayramı daha geride bıraktık…
Ama ne yazık ki bu bayram, eskisi gibi değildi.
Sokaklar kalabalık olsa da vitrindeki hayat eksikti.
Kapalı dükkanlar…
Kiralık tabelaları…
Işığı sönmüş iş yerleri…
Ekonominin sessiz çığlığıdır bunlar.
Bir şehirde dükkanlar kapanıyorsa,
sadece kepenkler inmez…
umut da iner.
Bayram boyunca bir şey daha vardı…
Haberleri açtık…
Yine kaza…
Yine kaza…
Yine kaza…
İnsan yoruluyor.
Bayram dediğin biraz huzur, biraz nefes değil mi?
Ama biz yine ekran başında “kaç kişi?” diye saydık.
Bu tabloyu normalleştiremeyiz.
Şimdi önümüzde çok kritik bir süreç var:
Turizm sezonu.
Sinop için büyük fırsat.
Ama aynı zamanda büyük bir sınav.
Ve açık konuşalım…
Biz bu sınava henüz hazır değiliz.
Denetimler artırılmalı.
Plansızlık, ihmalle birleştiğinde sadece görüntü kirliliği değil,
güvenlik riski de doğurur.
Otopark meselesi artık kronik hale geldi.
Yollar dolu, kaldırımlar dolu, şehir nefes alamıyor.
Planlama şart.
Havalimanı…
Şehrin vitrini.
Ama ilk karşılaşma ne yazık ki sorunla başlıyor.
Taksi yok.
Servis var ama güven vermiyor.
Bu durum Sinop’a yakışmıyor.
Ulaşım bir şehrin kartvizitidir.
O kartvizit şu an zayıf.
Acil çözüm gerekiyor.
Bir diğer mesele…
Görüntü ve gürültü.
Plansız yapılaşma, yarım kalan alanlar, düzensizlik…
Bir şehri yoran sadece trafik değildir.
Göz yoran da bir yüktür.
Yeni yapılacak alanlar öyle kaderine terk edilmiş gibi bırakılmamalı.
Gerçek maketlerle, planlı sunumlarla, estetik bir anlayışla hazırlanmalı.
Dışarıdan bakıldığında muazzam gözükmeli, İçeride de inşaat devam etmeli.

İnsan baktığında “bu şehir hazırlanıyor” demeli.
“Bu şehir gelişiyor” demeli.
Ve yollar…
Asfalt çalışmaları yazın ortasında değil,
şimdi başlamalı.
Sezon gelince değil,
sezona hazır girilmeli.
Sinop sıradan bir şehir değil
Doğasıyla, tarihiyle, deniziyle
Türkiye’nin en özel yerlerinden biri.
Ama bu güzellik kendi kendine yetmez.
Hazırlık ister.
Disiplin ister.
Ciddiyet ister.
Artık vakit kaybetmeden…
Sinop’a yakışır bir sezon için
hazırlanmaya başlamalıyız.
Çünkü turizm sadece gelen misafir değildir…
Şehrin kendine gösterdiği saygıdır.
Prof.Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU
