1 Mayıs…
Emek, dayanışma ve ortak değerlerin günü. Ancak bu tarih, yalnızca işçi hareketlerinin değil, aynı zamanda halklar arasında kurulan köprülerin de sembolüdür. Bugün çoğu kişinin bilmediği ama Türkiye havacılık tarihi açısından son derece kıymetli bir hikâye, bizi 1934 yılının 1 Mayıs’ına götürüyor. O yıllarda henüz uzun menzilli uçuşlar, bugünkü kadar rutin değildi. Teknoloji sınırlı, tecrübe ise oldukça yeniydi. Ancak Cumhuriyet’in vizyonu büyüktü. Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Türkiye, yalnızca karada değil, gökyüzünde de var olma iradesini ortaya koyuyordu. İşte bu vizyonun bir yansıması olarak, Eskişehir’den kalkan Türk uçağı filosu, 1 Mayıs kutlamalarına katılmak üzere Sovyetler Birliği’ne doğru yola çıktı. Bu sadece bir uçuş değildi. Bu, gökyüzünden kurulan bir dostluk hattıydı.

Moskova Sinop 22699962706

Sinop: Bir duraktan fazlası

Uçuşun en kritik noktalarından biri Sinop oldu. Karadeniz’in kıyısında, tarih boyunca medeniyetlerin kesişim noktası olan bu şehir, o gün bir geçiş noktası değil, bir sembole dönüştü. Uçaklar burada mola verdi. Son hazırlıklar yapıldı. Ve ardından Karadeniz aşılmaya çalışıldı. O günün şartlarında bu, cesaretin ve kararlılığın açık bir göstergesiydi.

Bir sütunun anlattıkları

Bugün Sinop Havalimanı’nda bulunan ve üzerinde “Sinop Tayyare Meydanı – Sinop Moskova” yazan mermer sütun, işte bu tarihi yolculuğun sessiz tanığıdır. Bu sütun, sadece taş değildir.
Bu sütun, bir niyetin, bir dostluğun ve bir vizyonun simgesidir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk-Sovyet ilişkilerinin ne denli güçlü olduğunun da somut bir göstergesidir.
Kurtuluş Savaşı’ndan itibaren başlayan bu yakınlık, karşılıklı ziyaretler ve sembolik adımlarla pekişmiştir.

Sinop Sütun 34677

Karadeniz’in adı gibi olmak

Antik çağlarda Karadeniz’e verilen isimler dikkat çekicidir: “Pontos Aexeinos” — yani misafir sevmeyen deniz “Pontos Euxeinos” — misafir seven deniz.

Belki de bu dönüşüm, sadece bir isim değişikliği değil; bir zihniyet değişiminin ifadesidir. 1934’te Sinop’tan kalkan o uçaklar, bu dönüşümün gökyüzündeki temsilcileriydi.

1 Mayıs’ın gerçek anlamı

1 Mayıs yalnızca emeğin değil, aynı zamanda birlikte üretmenin, birlikte ilerlemenin günüdür. O gün Sovyetler Birliği’ne giden Türk pilotları, sadece bir gösteriye katılmadı; aynı zamanda iki halk arasında ortak bir gelecek fikrini de taşıdı.

Bugün bu hikâyeyi hatırlamak, sadece geçmişe saygı değil; geleceğe dair bir sorumluluktur.


Sinop’taki o mütevazı sütun, aslında bize büyük bir şeyi hatırlatıyor: Bazen en güçlü köprüler, çelikten değil; niyetten, cesaretten ve ortak değerlerden kurulur. Ve belki de bugün, 1 Mayıs’ı anarken sormamız gereken en önemli soru şudur: Biz, o gökyüzünden kurulan dostluğu ne kadar sürdürebiliyoruz?

Prof. Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU