Sinop’un ilk Kent Lokantası açılıyor.
Hem de öyle sembolik bir yerde değil… Otogar’da.
Yani yolcunun, öğrencinin, emeklinin, cebini düşünenin tam ortasında.
Sinop Belediyesi diyor ki:
“4 çeşit yemek, 120 TL.”
Bugünün Türkiye’sinde bu cümle başlı başına bir sosyal politika manifestosudur.
Çünkü artık mesele ne yediğin değil, yiyip yiyemediğindir.
Aynı belediye bugün bir adım daha atıyor.
Uğur Mumcu Meydanı’nda Halk Ekmek…
Fiyat: 12 TL.
Bakın bu bir rakam değil.
Bu, “Ben bu kentin insanını görüyorum” demektir.
Sosyal belediyecilik vitrin işi değildir
Kent Lokantası…
Halk Ekmek…
Bunlar “reklam projesi” değildir.
Bunlar ekonomik gerçeklerle yüzleşmenin adıdır.
Ama yetmez.
Sinop küçük şehir.
Avantajı bu.
Doğru adımlar atılırsa örnek şehir olur.
Bu hizmetlerin il geneline yayılması gerekir.
Sadece otogarda değil…
Sadece meydanda değil…
Mahalleye inmeli.
İnsanın sofrasına değmeli.
Yaşlısı olan kentin geleceği olur
Sinop’un en büyük gerçeği ne?
Yüksek yaş ortalaması.
O zaman ne yapacaksın?
- Yaşlılar için rehabilitasyon merkezleri
- Hareket alanları
- Sosyal tesisler
- Oyun ve yaşam alanları
Avrupa’da bunun yüzlerce örneği var.
Adam emekli oluyor, hayattan kopmuyor.
Bizde emekli oluyor, hayatla vedalaşıyor.
Bu kader değil.
Bu tercihtir.


Belediye tek başına yetmez
Şimdi gelelim işin can alıcı noktasına…
Belediyenin iyi niyetle ayakta kalma şansı yok.
Maddi güç olmadan sosyal belediyecilik olmaz.
O yüzden Sinoplu iş insanlarına da bir çift söz var:

Bu şehir sizi büyüttü.
Şimdi sıra sizde.
Bir Kent Lokantası’na destek…
Bir sosyal tesise katkı…
Bir rehabilitasyon merkezine omuz…
Kimse tek başına kurtulamaz.
Ama herkes elini taşın altına koyarsa,
Sinop kurtulur.
***
Bir tabak yemek…
Bir somun ekmek…
Bunlar küçük şeyler gibi görünür.
Ama bazen bir şehrin vicdanı, tam da burada başlar.
Sinop bugün doğru bir yerden başladı.
Devamı gelirse,
Bu şehir sadece sakin değil…
adil bir şehir olur.
Ve inanın…
En pahalı yatırım da budur.
Prof.Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU
