Bir yılı daha geride bırakırken, takvim yapraklarından çok geride kalan alışkanlıklarımızı, ihmallerimizi ve yapabileceklerimizi konuşmamız gereken bir dönemdeyiz.
2025, dünya için olduğu kadar ülkemiz için de zorlu ama öğretici bir yıl oldu. Sinop özelinde ise hem sahip olduklarımızı hem de korumamız gereken değerleri yeniden hatırlamamız gereken bir eşikten geçiyoruz.
Sinop; havasıyla, doğasıyla, deniziyle, sessizliğiyle bir “yaşam kenti”dir.
Bu kentin en büyük avantajı gürültüsüzlüğü ve sağlıklı yaşam ortamıdır. Ancak son dönemde artan düzensiz trafik, kontrolsüz araç kullanımı ve gereksiz korna alışkanlıkları, bu sessizliği tehdit eder hâle gelmiştir. Gürültü kirliliği, sadece bir konfor meselesi değil; doğrudan halk sağlığını etkileyen ciddi bir çevre sorunudur. Sinop’un bu özelliğini kaybetmeye hakkımız yok.
Son zamanlarda yaşanan trafik kazaları da dikkat çekici bir noktaya ulaşmıştır. Dar yollar, plansız parklar ve “ben geçeyim” anlayışı, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Trafikte saygı bir tercih değil, zorunluluktur. Kimsenin keyfi şekilde başkasının yolunu kapatma, trafiği kilitleme ya da kuralsızlığı normalleştirme hakkı yoktur. Bu bilincin özellikle genç sürücüler arasında yerleşmesi hayati önemdedir.
Kış ayları geldiğinde her yıl benzer manzaralarla karşılaşıyoruz: Kapanan köy yolları, ulaşamayan ambulanslar, geciken hizmetler…
Oysa Sinop, üç tarafı denizlerle çevrili bir il. Deniz suyu ile karla mücadele başta olmak üzere, dünyada ve ülkemizde uygulanan pek çok alternatif yöntem varken, köy yollarının günlerce kapalı kalmasını olağan kabul edemeyiz. Ulaşım, bir lütuf değil temel bir kamu hizmetidir. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın şehir merkezinden kopmaması, sosyal ve ekonomik hayatın sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmezdir.
Bir diğer önemli ve üzerinde hassasiyetle durulması gereken konu ise gençlerimizdir.
Son dönemde gençler arasında artan madde kullanımı, yalnızca bireysel bir sorun olarak görülemez. Bu, ailelerin, eğitim kurumlarının, yerel yönetimlerin ve toplumun tamamının ortak sorumluluğudur.
Önleyici çalışmalar, bilinçlendirme programları ve sosyal destek mekanizmaları gecikmeden hayata geçirilmelidir. Bir genci kaybetmek, sadece bir hayatı değil, bir geleceği kaybetmek demektir.
Tüm bu başlıkların ortak noktası şudur:
Saygı.
İnsana saygı…
Doğaya saygı…
Kente saygı…
Birbirimizin yaşam alanına saygı…
Sinop, bunu başarabilecek bir şehir. Çünkü burada hâlâ komşuluk var, hâlâ selam var, hâlâ birlikte yaşama kültürü var. Bu değerleri korumak ve güçlendirmek bizim elimizde.
2026 yılına girerken dileğim;
Daha sağlıklı,
Daha sessiz,
Daha güvenli,
Daha bilinçli bir Sinop’tur.
Yeni yılın, bu güzel kente ve tüm hemşerilerimize huzur, sağlık ve umut getirmesini diliyorum.
Gelecek, ortak akılla mümkündür.
Prof.Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU
Türk Tıp Tarihi Kurumu E. Başkanı
