Bugün 7 Haziran.
Takvim yaprakları bir kez daha Türk edebiyatının müstesna isimlerinden Cahit Zarifoğlu’nun aramızdan ayrılışını hatırlatıyor. Ancak bazı insanlar vardır ki ölüm, onları hayattan koparmaz; aksine zamana yayar. Cahit Zarifoğlu da onlardan biridir.
Aradan geçen yıllara rağmen onun şiirleri hâlâ genç bir kalbin sancısını, bir medeniyetin hasretini ve bir insanın hakikat arayışını fısıldamaya devam ediyor.
Zarifoğlu’nu sadece bir şair olarak okumak eksik kalır. Çünkü o, kelimelerle uğraşan bir sanatkârdan çok daha fazlasıydı. O, modern çağın gürültüsü içinde ruhunu kaybetmemeye çalışan bir insanın hikâyesiydi. Şiiri, edebiyat çevrelerinin alkışını toplamak için değil; insanın içindeki yaraya dokunmak için yazıyordu.
Bugün gençlerimizi kuşatan dünyaya baktığımızda Zarifoğlu’nun neden hâlâ güncel olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Teknoloji gelişti.
İletişim arttı.
Bilgi çoğaldı.
Ama insanın yalnızlığı da büyüdü.
Kalabalıklar arttı ama dostluklar azaldı.
Takipçi sayıları yükseldi ama samimiyet düştü.
İşte Zarifoğlu tam da bu noktada bize başka bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlatıyor.
Onun şiirlerinde gösteriş değil derinlik vardır.
Bağırmak değil anlamak vardır.
Tüketmek değil inşa etmek vardır.
Bugünün gençliği için belki de en büyük ihtiyaçlardan biri budur: Kendini kalabalıkların içinde kaybetmeden yaşayabilmek.
Zarifoğlu’nun “Bir Değirmendir Bu Dünya” dediği yerde insan, hayatın hızına kapılıp savrulmamayı öğrenir. Çünkü o, insanı yalnızca aklıyla değil kalbiyle de anlamaya çalışmıştır.
Yedi Güzel Adam kuşağının önemli isimlerinden biri olarak yetiştirdiği fikir iklimi bugün hâlâ bize yol göstermektedir. O kuşak, sadece şiir yazan insanların değil; aynı zamanda sorumluluk duygusuyla hareket eden şahsiyetlerin kuşağıydı. Onlar için sanat bir süs değil, bir duruştu.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey budur.
Diplomalardan önce karakter.
Başarıdan önce ahlak.
Kariyerden önce şahsiyet.
Çünkü insanı ayakta tutan şey sahip oldukları değil, sahip çıktıklarıdır.
Cahit Zarifoğlu’nun ardından geçen onca yıl bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:
Bazı insanlar yaşarken konuşur, bazıları ise öldükten sonra da konuşmaya devam eder.
Onun şiirleri hâlâ konuşuyor.
Onun cümleleri hâlâ yol gösteriyor.
Onun hassasiyeti hâlâ vicdanları uyandırıyor.
Bugün mezarı başında bir Fatiha okunur belki.
Belki bir şiiri yeniden açılır.
Belki bir genç onun satırlarıyla ilk kez tanışır.
Ve belki de en kıymetlisi, bu çağın yorgun insanı onun kelimelerinde kendi kaybettiği tarafını yeniden bulur.
Rahmetle, hürmetle ve minnetle…
Cahit Zarifoğlu’nu vefatının yıl dönümünde anıyoruz.
Geride bıraktığı şiirler, kitaplar ve fikirler kadar; bize hatırlattığı insan olma çabası için de…
Mekânı cennet olsun.
