Hiçbir şey eskisi gibi değil. Ayların önemi kalmadı artık. Mevsimlerin de öyle.

Eylül’ün romantik yüzü kitaplar arasında saklı.

Yeni bir yıla giriyoruz. Ne ılık ılık esen bir rüzgâr, ne tir tir titreten bir soğuk, ne de her yeri bembeyaz kaplayan bir kar var. Bazı bölgeler hariç tabii.

Küresel ısınmadan, iklim değişikliğinden ülkemizde nasibi aldı.

Bundan tam 20-25 yıl önce yaşadığımız karlı günler gerilerde kaldı.

İstanbullular yaşamı felç eden çetin kışı ve tüm semtleri kaplayan karı en son 1987 yılında yaşadı.

İstanbul o yıldan bu yana özlem giderebileceği, yeterince doyabileceği bir karla buluşamadı maalesef.

2019’dan beklentiler çok yüksek, istekler de sıra sıra dizili.

Barış, sevgi, kardeşlik, huzur, mutluluk başta sayılan istekler ve beklentiler arasında.

Bize yeni yıl saydıklarımızdan ne kadarını getirir şimdiden bilemeyiz. Ancak yeni bir gelecek sunması ve taze bir başlangıçla ilk adımı 1 Ocak’ta atmak en büyük hayalimiz olmuştur çoğu kere.

Hayalsiz hayat olmaz. İnsanların yakalayabilecekleri hayalleri olmalıdır. Hayalleri gerçekleşmek hayata tutunmaya bağlıdır. Sevenler ve mutlu olanlar en çok hayata tutunur. Kahredenler ise bağı biran evvel kesmek isterler.

Sevgiyi de mutluluğu da hiçbir kimse getirip altın tepsi içinde size sunmaz. Onları yeşertmek ve çoğaltmak her zaman sizin elinizde olacaktır.

Mutlu bir hayat için, sevilmeyi beklemeden sevmeyi öğrenmeliyiz. Seven insan sevilir.

Mutluluğa gelince;

Öncelikle inancımızı güçlü bir şekilde muhafaza etmeliyiz.

Sorun ne olursa olsun çözümsüz değildir. İman varsa, imkan da vardır.

Çektiğimiz sıkıntıları kesinlikle içimize atmamalıyız. Çevremizdeki dostlarımızla paylaşmalıyız.

İbadet ve dua için az da olsa vakit ayırmalıyız. Ve bunun sürekliliğini sağlamalıyız.

En yoğun çalışmalarımızda bile kendimize zaman ayırmalıyız, dinlenmeliyiz ve tefekkür etmeliyiz.

Kendi yaşamımızı başkalarının hayat tarzıyla asla karşılaştırmamalıyız. Ödün vermediğimiz bir inancımız, ilkelerimiz ve etik değerlerimiz olmalıdır.

Sade yaşantımızın en naturel bir güzellik olduğunu unutmamalıyız. Aşırıya kaçan giyim, makyaj ve parfüm kullanmaktan her zaman sakınmalıyız.

Yaşam enerjimizi ve heyecanımızı başkalarının dedikodularını yaparak boşuna tüketmemeliyiz.

Korkularımızı, kaygılarımızı, endişelerimizi ve stresimizi yönetebilecek bilgi, birikim, tecrübe ve güce sahip olmalıyız.

Karşımızdaki kişilerde kusur değil, daima güzellik aramalıyız. Kötü görmemeliyiz, kötülük etmemeliyiz. Kötü kişilerle asla arkadaşlık kurmamalıyız.

İkide bir durup geriye bakmamalıyız. İstikametimiz hep ileriye dönük olmalı. Geleceğe doğru yürümenin isteğini, azmini ve kararlılığını taşımalıyız.