Gazetelerin birinci sayfaları bazen bir memleketin aynasıdır…

Bir şehirde hangi haberler manşete çıkıyorsa, aslında o şehrin gündelik yaşamında neler olup bittiği orada görünür olur.

Ne yazık ki son yıllarda Sinop’ta gazetelerin üçüncü sayfaları ile birinci sayfaları arasındaki çizgi giderek silinmeye başladı. Çünkü hemen her gün bir kavşakta savrulan araç, bir motosiklet kazası, dikkatsizliğin kurbanı olan bir genç, dönüş yolunu tamamlayamayan bir aile haberiyle karşılaşıyoruz.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı verileri de acı gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.

Sinop’ta bir yıl içerisinde 2 bin 536 trafik kazası meydana gelmiş. Bunların 919’u ölümlü ve yaralanmalı… 21 can toprağa düşmüş, 1.444 vatandaşımız yaralanmış.

Rakamlar soğuktur derler…
Ama bazı rakamların içinde gözyaşı vardır.

Bir annenin beklediği evlat vardır o sayıların içinde…
Bir çocuğun artık hiç duyamayacağı baba sesi vardır…
Bir bayram sabahı eksik kurulacak sofralar vardır…

İşte bu yüzden trafik meselesi sadece “asayiş” konusu değildir. Bu mesele aynı zamanda;
Kültür meselesidir,
Ahlâk meselesidir,
Sabır meselesidir,
İnsan hayatına verilen değer meselesidir.

Bugün Sinop’un yollarına baktığımızda aslında sadece araçların değil, insanların da hızlandığını görüyoruz.

Herkes bir yere yetişme telaşında…
Kırmızı ışık birkaç saniye bekletince öfke büyüyor.
Yayaya yol vermek nezaket değil zaman kaybı gibi görülüyor.
Sinyal vermemek alışkanlık olmuş.
Emniyet kemeri hâlâ birçok kişi için “şehir içinde gerekmez” anlayışıyla değerlendiriliyor.

Oysa trafik kuralları devletin vatandaşa yüklediği eziyet değil, hayatı koruma refleksidir.

Kurallar can sıkmak için değil, can kurtarmak için vardır.

Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde trafik kazalarının azalmasının temel nedeni sadece yüksek cezalar değildir. Asıl neden toplumun trafik kültürünü benimsemiş olmasıdır.

İnsanlar karşıdan karşıya geçen bir yayaya saygıyı medenî olmanın gereği kabul ediyor.

Bizde ise çoğu zaman yaya geçidinde duran sürücü şaşkınlıkla izleniyor.

Demek ki mesele sadece yol değil…

Mesele zihniyet…

Elbette burada hakkâniyetli olmak gerekir.

Sinop Valiliği bünyesinde görev yapan trafik ekiplerinin özellikle son yıllarda denetimlerini ciddi ölçüde artırdığı görülüyor.

Şehrin birçok noktasında yapılan radar uygulamaları, emniyet kemeri kontrolleri, motosiklet denetimleri ve alkol uygulamaları önemli bir disiplin oluşturuyor.

Trafik polislerimizin ve jandarma ekiplerimizin gece gündüz demeden yürüttüğü özverili çalışmaları takdir etmek gerekir.

Çünkü onlar çoğu zaman bir ceza yazmaktan çok, bir ocağın sönmesini engellemeye çalışıyor.

Ancak kabul etmek gerekir ki denetim tek başına yeterli değildir.

Bir şehirde trafik güvenliği sadece polisle sağlanamaz.
Sürücü bilinçli değilse, yaya dikkatsizse, aile çocuklarına trafik ahlâkını öğretmiyorsa, okulda bu konuda yeterli eğitim verilmiyorsa; yollar ne kadar geniş olursa olsun kazalar bitmez.

Özellikle motosiklet kullanımındaki kontrolsüz artış artık ciddi bir toplumsal mesele hâline gelmiştir.

Kasksız şekilde trafikte dolaşan gençleri gördükçe insanın içi ürperiyor. Birçok genç hızın heyecanını özgürlük zannediyor. Oysa hız, çoğu zaman geri dönüşü olmayan pişmanlıkların başlangıcıdır.

Bir başka önemli problem ise cep telefonu…

Direksiyon başında telefona bakmanın ne kadar büyük bir risk olduğu hâlâ tam anlamıyla kavranabilmiş değil.

İnsanlar birkaç saniyelik mesaj kontrolünün nelere mal olabileceğini düşünmüyor. Halbuki trafikte bazen bir saniye bile bir ömrü belirleyebiliyor.

Yolların fiziki durumu da ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle kırsal bölgelerdeki bazı yol hatlarında aydınlatma eksiklikleri, yetersiz uyarı levhaları, keskin virajlar ve kontrolsüz kavşaklar risk oluşturmaya devam ediyor.

Bunun yanında şehir merkezinde artan araç yoğunluğu otopark sorununu büyütüyor, bu durum da trafik akışını olumsuz etkiliyor.

Fakat ne yaparsak yapalım, dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz:

İnsan hayatı…

Bir insanın eve sağ salim ulaşması, herhangi bir yere birkaç dakika geç kalmaktan çok daha değerlidir.

Keşke bunu sadece cenaze haberlerinden sonra değil, direksiyon başına geçtiğimiz ilk anda hatırlayabilsek…

Bugün Sinop’un en önemli ihtiyaçlarından biri yeni yollar kadar yeni bir trafik bilincidir.

Belki okullarda daha güçlü eğitim kampanyaları yapılmalı…

Belki yerel yönetimler farkındalık projelerini artırmalı…

Belki medya olarak bizler bu meseleyi daha fazla gündemde tutmalıyız…

Çünkü trafik kazaları kader değildir.

İhmallerin, dikkatsizliğin, sabırsızlığın ve sorumsuzluğun sonucudur.

Bir toplumun medeniyet seviyesi bazen kaldırımlarında, bazen de direksiyon başındaki davranışlarında anlaşılır.

Eğer biz birbirimizin yaşam hakkına trafikte saygı göstermeyi öğrenebilirsek, işte o zaman bu acı tablolar değişmeye başlayacaktır.

Temennimiz odur ki önümüzdeki yıllarda TÜİK verileri açıklandığında; ölüm sayılarını değil, alınan başarılı sonuçları konuşalım.

Gazetelerin manşetlerinde kaza haberleri değil, huzur olsun.

Çünkü hiçbir haber, bir insan hayatından daha değerli değildir.