İnsanlık tarihinin en utanç verici sayfalarından biri de köleliktir. Bir zamanlar insanlar, başka insanların emeğini satın alır, pazarlarda sergiler, alıp satardı.

Bugün bu manzarayı yalnızca filmlerde görüyoruz; fakat belleğimizde hâlâ bir kara leke olarak duruyor.

Şimdi ise teknoloji bize yeni bir sahne açıyor: “Köle Robot Pazarı.”

Bir zamanlar “at pazarı” vardı, sonra “otomobil pazarı” çıktı. Şimdi sıra “robot pazarı”nda.

Anlayacağınız insanlık alışveriş listesine bir kalem daha ekledi: Bir kilo domates, iki ekmek, bir de çamaşır yıkayan robot köle…

Yeni Kölelik: Metal Gövdeli Hizmetçiler

Hayal edin: Robot köleler sabahın köründe kalkıyor, kahve yapıyor, evi süpürüyor, çocukları okula hazırlıyor. Ardından patronun ofisine gidip Excel tablolarını dolduruyor. Akşam eve dönüyor, yemek pişiriyor, bulaşıkları yıkıyor.

Bir gün isyan etmeye kalksa, tehdit hazır:
“Senin yazılımını güncellerim ha!” Zincir yerine şarj kablosu, kamçı yerine yazılım güncellemesi…

Eskiden kölelerin zincirleri paslanırdı, şimdi robotların bataryaları bitiyor. Eskiden köleler kaçardı, şimdi robotlar “fabrika ayarlarına dön” komutuyla susturuluyor.

Pazarın İlanları

Bir gazetenin ilan sayfasını düşünün:
“Satılık Robot İşçi. Az kullanılmış, sadece üç patron değiştirmiş. Yemek yapar, temizlikte ustadır, çocuklarla iyi anlaşır. Tek kusuru: Arada Wi-Fi’ye bağlanmakta zorlanıyor.”

Yanında başka bir ilan:
“Köle Robot, fabrika çıkışlı, garantisi devam ediyor. Çamaşırları beyazlatır, patronun esprilerine güler. İstenirse karaoke yapar.”

Eskiden köle pazarında “dişine bakılırdı”, şimdi robot pazarında “RAM’ine bakılıyor.” Eskiden “Bu köle güçlüdür” denirdi, şimdi “Bu robotun işlemcisi hızlıdır” deniyor.

İnsanlık ve İroni

İnsanlık köleliği kaldırdı diye övünüyordu. Oysa şimdi köleliği “metal gövdeli” versiyonuyla geri getiriyor. Vicdan ise rahat: “Ama bu robot, insan değil ki!”

Peki ya bir gün robotlar “duygusal güncelleme” alıp “Ben köle değilim!” diye bağırırsa? O zaman ne olacak? Robot sendikaları mı kurulacak? “Robot İşçi Partisi” mi doğacak?

Belki de ilk grev, şarj istasyonunda yaşanacak: “Batarya dolmadan çalışmıyoruz!”

Aynadaki Yüzümüz

“Köle Robot Pazarı” aslında insanlığın kendine tuttuğu bir aynadır. Biz hâlâ başkasının emeğini satın alma derdindeyiz. Tek fark: Bu kez alın teri yerine motor yağı, gözyaşı yerine yazılım hatası var.

Modernleşme dediğimiz şey, belki de köleliğin biçim değiştirmiş hâlinden başka bir şey değildir.

Yarın bir gün gazete ilanlarında şunu görürsek şaşırmayın:
“Satılık Robot Köle. Ev işlerinde uzman, patronun kahvesini tam kıvamında yapar. Yan etkisi: Arada özgürlük talep ediyor.”

Sonuçta sorulması gereken tek bir soru var:
Biz gerçekten köleliği bitirdik mi, yoksa sadece formatını mı değiştirdik?