Aynı ölüm gibi, ilk görüşte aşkında; nerede, nasıl, ne zaman geleceği belli olmaz. Görürsünüz ve tek kelime bile etmeden çarpılır kalırsınız.

Nadiren de olsa bırakın fiziki varlığını, resmini görür, ona hayali anlamlar yükler, suretine bile aşık olabilirsiniz.

İlk görüşte aşk, sarhoş olup kafayı bulmak gibidir. Kim ne derse desin, sarhoşluk, bir kendinden geçme, bir yalancı nirvana, bir hoşluk, bir coşkunluk halidir.

Onun için Sarhoş; Tanju Okan’ın şarkısında dediği gibi, “Öyle sarhoş olsamki, bir daha ayılmasam” modundadır.

Ve fakat bu sarhoşluk hali sonsuza kadar sürmez, ayılmakla sona erer. Uyuşturarak hissedilmez hale getirdiği dertleri tekrar geri gelir.

Hep sarhoşluğun, kafayı hoş eden hallerine özlem duyar. Bu halin bağımlısı olmak, alkoliklik aşamasına geçiştir.

Bu hal, Mecnun’un aşkından çöllere düşmesi ve her gördüğünü Leyla zannetmesi halidir.

Geçmişte sarhoşluğu da, aşkı da yaşamış bir kişi olarak söylüyorum, işin ehli olanlarının da söyledikleri gibi, aşk marazi bir haldir. Sağduyunun olmadığı hüznü kendisine katık yapan melankolik bir haldir. Bir hastalık halidir.

Aşığın hali, “dertleri zevk edindim, bende neşe ne arar” halidir.

Onun için bu yük çekilmesi zor bir yüktür. Bu yüzden kimilerine göre altı ay kimilerine göre bir veya en geç iki yılda, aşkın sarhoşluk hali sona erer.

Bazı sarhoşların alkolizme evrilmesi gibi, bazı aşıklar da, Mecnun’a dönüşüp çöllere düşer ve deli olurlar.

Velakin, çok para kazanıp zengin de olsan, yüksek makamlarda yönetici olsan, bir dalda şöhret, bir sanat dalında üstat da olsan, her şeye rağmen hayatında hep o aşk günlerini hatırlar ve özlersin. Diğer günleri boşa geçen zamanlar olarak algılar, sadece o melankolik günlerine bir anlam yüklersin.

Bu bile bir aldatmacadır ama insanın yapısı budur.

Sürekli dikenli kaktüs yiyip, devamlı kanayan dilinin kanını yutarak Hareseden ölen deve misali, kendini perişan eden bu durumda ısrarcı olmak akıllıca bir durum değildir.

Oysa, kendim dahil, çağdışı bulup hakir gördüğümüz görücü usulü veya mantık evliliği denilen evlilik türleri bile bu durumlara düşmekten daha sağlıklıdır.

Bugünün kısa sürede boşanmayla biten evlilik hikayeleri aşk sarhoşluğunun sona ermesinin tezahürlerinden ibarettir.

Oysa aşk sarhoşluğu yaşamadan ve tanıdıkça bir birini sevmekten güç alan evlilikler bir yastıkta kırk yıl yaşamaya aday olan evliliklerdir.

Her evlilik türünün istisnaları vardır elbette ama genel istikamet bu yöndedir.

Senin istediğin gazoz ağacı, o da burada yok misali, teorik olarak en iyisi nedir biliyor musunuz?

Görür görmez aşık olup, aşk sarhoşluğunun geçmesi bir yana tanıdıkça daha çok sevip, daha çok aşık olmak en iyisidir elbette.

Amma ve lakin, dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı, raf üstünde patlıcan, böyle sevda görmedim.

Siz görmüş, yaşamışsınızdır belkide kim bilir!

Halil Dalman
18.12.2025