Her Şeyin Bir Sebebi Var başlıklı basma kalıp bir paylaşım dolaşıyor ortalıkta.
Alıntı olarak onu paylaşacağıma onun bana düşündürttüklerini yazmak istedim. Aslında Hint felsefesinin dört kuralı da, Erzurumlu İbrahim Hakkı’da aynı şeyleri söylüyor.
Tüm okuduklarımdan ve kendi yaşadıklarımdan hareketle, özet olarak diyorum ki;
Hayatımızda tesadüfler değil Tevafuklar vardır.
Hayat, karmaşık bir labirent gibi görünse de aslında her adımı titizlikle örülmüş bir nakış gibidir.
Karşımıza çıkan engelleri, tanıştığımız insanları ya da kaçırdığımız fırsatların hiçbirini kör bir talihin veya rastgeleliğin ürünü olarak göremeyiz.
Tesadüf, bir başıboşluk ve amaçsızlık barındırırken; tevafuk, her oluşun birbiriyle uyum içinde, belirli bir nizam ve hikmetle örülmesidir.
Yaşadığımız en ufak bir olay bile, aslında çok daha büyük bir tablonun, henüz göremediğimiz bir fırça darbesidir.
Zamanın akışında bazen yolumuzun kesiştiği birisi, bazen de tam vaktinde duyduğumuz bir söz, hayatımızın akışını kökünden değiştirebilir.
Biz bu eşleşmeleri şans olarak nitelendirme eğiliminde olsak da, her şeyin bir sebebi olduğuna inanmak gerekir.
Tevafuk, ilahi bir senaryonun parçası olduğumuzu ve hiçbir anın boşuna yaşanmadığını gösterir bize.
Kaos gibi görünen durumların ardındaki düzeni fark etmek, bizi rahatlatır.
Unutmamalıdır ki; bir yaprak bile dalından sebepsiz yere düşmezken, insan hikayelerinin tesadüflere bağlanması mümkün değildir.
Her şey, tam da olması gerektiği zamanda, olması gerektiği şekilde vuku bulur.
Hayatımızdaki bütün olayların sebep ve sonuçlarını Cenabı Allah baştan beri bilirken, biz bunların hikmetini ve alacağımız dersleri sonradan öğreniriz.
