Arkadaşlar partiler dini dergah ve zaviyeler değildir.

Orada vatandaşların ihlaslarını ölçen bir ihlasmetre yoktur.

Parti Liderleri de Hüccetü’l-İslam değildir. Dindarı vardır, az dindarı vardır. Namaz kılanı kılmayanı, içki içeni içmeyeni vardır. Hem içip hem namaz kılanlar vardır.

Namaz kılan ve içki içmeyen lider denince akla ilk gelen sağcı-islamcı denilen liderlerdir.

Eski solcu liderler laikliği eski vesayetçi askerler gibi öyle dar yorumlamışlardır ki, namaz kılsalar göstermezler, orucu bile gizli tutarlardı.

Benim de dahil olduğum muhafazakar kitle, sağcı liderleri dindar, solcu liderleri içki içen, türban Başörtüsü) düşmanı namazsız, niyazsız kişiler olarak görürlerdi. Hatta onları dinsiz imansız olarak niteleyenler vardı. Çünkü böyle görünmesine hak verdirecek davranışları vardı.

28 Şubat sürecinde o günün rütbeli askerleri türban ve dini görünürlüğe karşı sert tavır takınmışlar,
Ecevit başta olmak üzere sol partiler ve liderleri bu tavrı desteklemişlerdir. Bunu hazmedemeyen halk 28 şubat bin yıl sürecek demelerine inat, Ak Partiyi iktidara taşımışlar ve desteğini sürdürerek 25 yıldır bu partiyi ve liderini başta tutmuşlardır.

Herkes biliyorki partinin lideri Erdoğan beş vakit namazını kılar, içki içmez, bütün dini vecibelerini yerine getirmektedir.

Sağcı liderlerin hepside Erbakan, Özal ve Erdoğan gibi değillerdi tabiki. Menderes gibi İçki içen de vardı, Mesut Yılmaz gibi kumar oynayan da vardı, Demirel gibi içki içmeyip beş vakit olmasa da Cuma namazlarını kılanlar vardı. Miting meydanlarında Demirel’in Kuran’ı öpüp başına koyması yeterdi. Menderes içki içip, çapkınlık yapsa da, Türkçe ezanı kaldırıp Arapça ezan okumaya müsaade etmesi onu dini kahraman yapmaya yetmişti.

Yani sağda da içki içen, fakat Cumadan Cumaya namaz kılan, Erdoğan ve Erbakan hariç karısının başı açık olanlar vardı.

Solda ise İsmet İnönü gibi, sadece kokteyl ve resmi törenlerde içki içen, karısı türbanlı olan, evde ibadet eden liderler olduğu gibi, Ecevit gibi, hiç içki içmeyen ama tasavvufi bakışlı bir inanca sahip liderler yanında, Deniz Baykal gibi açıkça içki içen ama Cuma ve Bayram namazlarını kılan liderler de vardı.

Onları sağcı liderlerden ayıran özellikleri, din siyasete alet edilmez diyerek, dini hayatlarını görünür kılmazlardı. Kılıçdaroğlu da dini tavrını yansıtmaz ama son zamanlarda başörtü özgürlüğünü destekleyen bir tavır sergilemişti.

Onlar da anladılar ki, Atatürk de Atatürk söyleminden öteye gitmeyen, sağcıların çok kullandığı, din, ezan, bayrak, vatan millet Sakarya sloganları olmadan iktidara gelmeleri mümkün değildir.

Bu nedenle Kılıçdaroğlunun başörtüsü hoşgörüsünü, Özgür Özel, Semra Özal’ın, “Hacca da giderim, Viskimi de içerim” demesi gibi ve Menderes gibi; Rakı mı da içerim, namazımı da kılarım tavrını takınmıştır. Yolsuzluk iddiasıyla tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu da tıpkı Erdoğan gibi Camide Kuran okumuş ve bununda yayınlanmasında bir sakınca görmemiştir.

Özgür Özel’in önce, eski tarihli, Kamer Genç’in mezarı başında içki içtiğine dair fotoğraf yayınlanmıştır.

Bugünler de Cuma namazlarına gitmesi ve abdest almasına dair fotoğraflar gündeme gelmeye başlamıştır.

Bizim dindar kesim, hemen ihlas metrelerini çalıştırmaya başlamışlardır. Bunlar samimi değildir, kendilerini dindar gösterip oy alma peşine koşan münafıklardır demeye başlamışlardır.

Yukarda dediğim gibi Özal, Erdoğan ve Erbakan dışında hem içki içip hem namaz kılan, beş vakit namaz kılmadıkları halde meydanlara Kuranla çıkan sağcı liderler de olmuştur.

Ve solcular bunları sürekli dini siyasete alet etmekle suçlamışlardır.

Aynı şeyi solcular yapınca şimdi aynı istismar suçlaması kendilerine yapılmaktadır.

Sağcının da solcunun da ihlaslı olup olmadığını ancak Allah bilir.

Peygamberimiz birinin cenaze namazını kılmak üzereyken bir sahabe, aman efendim o bir münafıktı deyince; nerden biliyorsun münafık olduğunu, kalbini yarıp baktın mı demiş ve cenaze namazını kıldırmıştır.

İslam fıkhında kişinin zahirine bakılır. Kişi kendisinin Müslüman olduğunu söylüyor ve dini görevlerini yapıyorsa ona ihlas sorgulaması yapılıp, suizanda bulunulmaz.

Nihayet sol da bizim önem verdiğimiz değerlerimize önem veriyor diye sevinmek yerine, bu karşı çıkış niye? Yoksa bizim propagandamız elimizden alınırsa başa geçerler diye mi korkuyoruz.

Veya din iman diye bizi kandırırlar, başa geçince de yeniden din düşmanlığına dönerler mi diyorsunuz.

Korkmayın öyle yaparlarsa ki sanmıyorum, halk onlara 28 şubatçılara attığı şamarı atar yeniden din ve vicdan özgürlüğünü sağlayan, açığın da, kapalının da hayat tarzına karışmayan yeni bir iktidarı başa getirirler ve bunlarda bir daha en az 50 yıl daha iktidar yüzü göremezler.

Sol bunu anladı artık bunun sonucunun müzmin muhalefet olacağını biliyorlar.

Bunlara karşı çıkmayalım mı? Karşı çıkmak elbette ki en doğal hakkımız.

Karşı çıkarsak bunlara din üzerinden değil, ülkeyi yönetemezler, ekonomiyi hepten batırırlar. Demirelin dediği gibi, bunlara beş koyun versen üç koyunu kaybedip eve iki koyunla dönerler deyin. Buna da vatandaş karar versin.

Sağcıların devamlı yaptığı dini tezahürü bunlar da yapıyor diye karşı çıkmak bana göre gülünç oluyor.