Bugün Kurban Bayramı’nın üçüncü günü… Bayram sabahları kolay kolay unutulmaz. Her sokakta, her köşe başında bir hatıra vardır.
Kapı zillerinde yankılanan çocuk sesleri, kolonya kokusuna karışan kahkahalar, mutfaktan taşan kavurma kokusu ve insanın içine usulca çöken o tarifsiz “ait olma” hissi… Çocukların gözünde bambaşka bir mevsimdir bayram: Yazdan sıcak, kıştan samimi, ilkbahardan daha renkli.
Bu bayram da evin zili sık sık çaldı. Hanım “Kim o?” demekten yorulmadı. Çünkü biliyordu ki gelenler çocuklardı.
Ellerinde poşetler, gözlerinde heyecan…Kimisi bir avuç şeker aldı, kimisi eline sıkıştırılan 10-20 liralık bayram harçlığını cebine koydu. Sonra sevinçten asansörü bile beklemeden merdivenlere koştular. O küçük ayak sesleri apartman boşluğunda yankılandı önce… Sonra usulca kayboldu.
Fakat geriye bir şey bıraktılar:
Bayramın hâlâ ölmediğine dair umut.
Çünkü bayram en çok çocuklara yakışıyor.
Büyükler için bayram bazen yorgunluktur; hazırlanmak, misafir ağırlamak, sofralar kurmak, uzak akrabaları aramak…
Ama çocuk için bayram, hayatın en saf mucizesidir.
Bir çocuğun gözünde bayram; cebine giren harçlıktan çok, dünyanın o gün biraz daha güzel olduğuna inanabilmektir.
Belki de bu yüzden çocuklar bayram sabahı erkenden uyanır.
Diğer günlerde yataktan kalkmayan çocuk, bayram günü güneşten önce ayağa dikilir.
Yeni ayakkabısını yatağının kenarına koyar geceden. Çünkü çocuk için bayram yalnızca bir gün değil; hayalin ete kemiğe büründüğü zamandır.
Yeni bir gömlek kadar temiz, ceplerine doldurduğu şekerler kadar renkli bir dünyadır.
Eskiden mahalleler vardı.
Kapılar kilitlenmez, komşular birbirine yabancı olmazdı. Çocuklar sokak sokak dolaşır, her ev başka bir hikâye gibi açılırdı önlerine.
Kimi evde cevizli baklava, kimi evde naneli şeker, kimi evde sadece bir tebessüm…
Ama hepsi aynı sıcaklığa çıkardı.
Çünkü bayram, fakirin de zenginin de aynı kapıda buluştuğu ender zamanlardan biriydi.
Bugün apartmanlar yükseldi. Duvarlar kalınlaştı.
İnsanlar birbirine yaklaştıkça kalpleri biraz daha uzaklaştı.
Yine de bir çocuk zile bastığında, bütün modern yalnızlıklar kısa süreliğine dağılıyor.
O küçücük parmak sadece zile dokunmuyor aslında; unuttuğumuz merhameti, paylaşmayı, komşuluğu da uyandırıyor.
Bir çocuğun aldığı harçlık belki birkaç saat sonra harcanacak.
Şekerler bitecek.
Çikolataların ambalajı çöpe gidecek.
Ama o gün hissettiği sevinç yıllarca kalacak içinde.
Çünkü insan çocukluğunu unutmaz.
Hele bayram çocukluğunu hiç unutmaz.
Yıllar sonra büyüdüğünde, belki o da bir kapının arkasında bekleyecek.
Belki kendi çocuğuna “Bak oğlum, biz eskiden bayram sabahı apartmanı inletirdik” diye anlatacak.
O anlatırken fark edecek ki insan aslında yaş aldıkça büyümüyor; biraz çocukluğunu kaybediyor sadece.
Kurban Bayramı’nın çocuklara bıraktığı miras sadece harçlık değildir.
Paylaşmayı öğretir bayram.
Bir lokmanın bölüşülmesini…
Bir kapının çekinmeden çalınmasını…
Büyüklerin elini öpmenin saygısını…
Bir tebessümün sadaka kadar kıymetli olduğunu…
Çocuk, bayramda toplum olmayı öğrenir.
Kendinden başka insanların da var olduğunu, sofraların birlikte güzelleştiğini, etin yalnızca yemek değil dayanışma olduğunu hisseder.
Belki farkında bile olmadan vicdanı büyür. Çünkü bayram, çocuk kalbine bırakılmış görünmez bir ahlâk dersidir.
Şimdi düşünün… Bir apartmanın merdivenlerinden koşarak inen çocuk sesleri kesildiğinde, aslında sadece bir gelenek kaybolmuş olmaz. Bir toplumun hafızası eksilir.
Çünkü bayramsız çocukluk, penceresi açılmayan bir ev gibidir; içeride hayat vardır ama nefes yoktur.
O yüzden kapıyı çalan her çocuk;
Biraz kendi çocukluğumuz…
Biraz annemizin bayram sabahı ütülediği gömlek…
Biraz babamızın avucumuza sıkıştırdığı harçlık…
Biraz aramızda olmayan insanların sesi…
Biraz geçmişimiz…
Daha çok da geleceğimizdir.
Belki de bu yüzden çocuklar gidince ev bir anda sessizleşiyor. Kolonyanın kokusu kalıyor masada. Şekerlik yarı boş duruyor. Merdivenden gelen ayak sesleri çekiliyor yavaşça.
İnsanın içine ince bir hüzün oturuyor. Çünkü bayram geçiyor…
Ama çocukların bıraktığı o neşeli yankı, uzun süre kalıyor insanın içinde.
İnsan o an anlıyor: Bayram aslında çocukların kalbinde yaşayan son büyük masaldır.
Bir varmış, bir yokmuş…
