2025 yılının son günlerine yaklaşırken, geriye dönüp baktığımızda kültür ve sanat dünyamızın ne kadar büyük bir yaprak dökümü yaşadığını görüyoruz.
Bu sene, bir devrin kapandığı, usta isimlere ait seslerin sustuğu, perdelerin ebediyen indiği bir yıl oldu.
Takvimler 2025’in son yapraklarını dökerken, içimizde tarif edilemez bir boşluk var...
Bazı yıllar vardır, sadece zamanı tüketmez; beraberinde koca bir hafızayı, bir kuşağın çocukluğunu ve bir ülkenin ortak neşesini de alıp götürür.
2025, maalesef sanat camiamız için tam da böyle bir "ayrılık yılı" oldu.
Ocak Ayının Hüznü
Henüz yıla yeni başlamıştık ki arabeskin dev çınarı Ferdi Tayfur’un vefat haberiyle sarsıldık. "Huzurum Kalmadı", "Emmoğlu" diye seslendiğinde içimizi titreten o buğulu ses, 2 Ocak’ta ebediyen sustu.
Onun gidişiyle arabesk, bir daha aynı yankıyı bulamayacak gibi oldu.
Hemen ardından edebiyatın zarif kalemi Selim İleri, hatıralarını bizlere emanet ederek aramızdan ayrıldı.
Sanki 2025, bize nezaketi ve derinliği olan her şeyi bir bir hatırlatıp sonra da elimizden almaya yemin etmişti.
Baharın Sessizliği
Baharı beklerken Yeşilçam’ın en asil yüzlerinden, zarafetin simgesi Filiz Akın’a veda ettik.
Onun vedası, sadece bir oyuncunun gidişi değil, siyah-beyaz filmlerin o saf ve temiz duygularının da biraz daha eksilmesiydi.
Müziğin asi ve gür sesi Volkan Konak, sahnede devleşen enerjisiyle hafızalarımıza kazınmışken, Mart ayının son günü gelen haberiyle hepimizi yasa boğdu.
Sözün Sultanı: Yavuz Bülent Bâkiler
Yılın en derin sızılarından biri de Türkçe'yi bayraklaştıran, Anadolu'yu kelimeleriyle ilmik ilmik işleyen usta şair ve yazar Yavuz Bülent Bâkiler’in sessizliğe bürünmesi oldu.
"Sivas’ta Yoksul Çocuklar"ı anlatan, Türk kültürüne ve diline bir ömür adayan o vakur ses artık aramızda değil.
Onun gidişiyle, şiirimizin bir kanadı kırıldı, "Gidenlerin Ardından" yazdığı mısralar şimdi kendisi için okunur oldu.
Yıl Boyu Süren Kayıplar
Bu yıl, bir zincir gibi birbirine eklenen kayıplarla geçti...
- Edip Akbayram: Kendine has duruşu ve halkın vicdanına seslenen şarkıları artık canlı bir sahnede yankılanmayacak.
- İlhan Şeşen: Romantik melodileri, gençlik yıllarımızın en saf duygularını hatırlatırken artık sadece plaklarda yaşayacak.
- Muazzez Abacı: O eşsiz "Vurgun" tınısı, Türk sanat müziğinin en zarif köşesini biraz daha sessiz bıraktı.
Arabesk Müziğin Gülü Soldu
90’lı yıllardan bu yana "Ödüm Kopuyor" gibi şarkılarıyla dertlerimize ortak olan Güllü, bu yıl sahne ışıklarına veda eden son isimlerden oldu. Onun gidişiyle efkarlı geceler biraz daha sessiz kaldı.
Hatıralar Yetim Kaldı
Ölen sadece bedenler değil; her sanatçıyla birlikte onlara dair biriktirdiğimiz anılarımız da yetim kalıyor.
Bir şarkıda ağladığımız o ilk aşk, bir filmde kurduğumuz o masum hayal... Onlar gittikçe, o anılar daha bir kristalleşiyor. Çünkü artık biliyoruz ki, bu sesler ve yüzler geri dönmeyecek; sadece hatıralarımızda yaşayacak.
Vefa Borcu
2025’i uğurlarken, bu büyük isimlere olan vefa borcumuzu onları unutmayarak, eserlerini yaşatarak ödeyebiliriz.
Belki sahneler boş kaldı, mikrofonlar sessiz; ama bıraktıkları miras, ruhumuzun derinliklerinde yankılanmaya devam edecek.
Özetle;
Bu usta isimlerin toplumumuzun hafızasında her zaman en seçkin köşesinde kalacağını umuyorum.
Şarkılarıyla hüzünlenmeye, filmleriyle gülümsemeye, Yavuz Bülent Bâkiler gibi ustaların mısralarıyla düşünmeye devam edeceğiz. Çünkü sanatçılar aslında ölmez; toplumun kalbinde yankılanan birer hatıra olarak yaşamayı sürdürürler.
Rahmet dileklerimle… Nurunuz bol olsun.
