İnsan hayatında bazı yolculuklar vardır ki yalnızca bir mekandan başka bir mekâna gitmek değildir; ruhun kendisine dönüşüdür. Yakın bir zamanda umre ibadeti için Kutsal Topraklara yaptığım yolculukta benim için böyle bir yolculuk oldu. Bu işin para işi olmadığı samimi bir niyet ve kalbin orayı arzulaması istemesi gerektiğini bizzat anladım kendi iç dünyamda. Ve Rabbim bunun neticesi olarak bu yolculuğa çıkmayı bana nasip etti. Bu Allah tan kula bir çağrı idi. Orda Allah’ın misafiri siniz ev sahibi Allah ve sizi evine davet etmişti bu bambaşka bir duygu idi anlatılmaz yaşanır derler ya aynen öyle idi. Medine’de ise Alemlerin Efendisinin Misafiri olmak bambaşka bir duydu idi. Bu duyguyu Rabbim gitmek isteyen herkese yaşatsın inşallah… Aslın da bu Allah’ın her kulu üzerinde bir hakkı bunca nimeti yoktan var eden ve kuluna veren her insan ömründe bir defa da olsa Allah’ın evini ziyaret etmeli bence….Mekke ve Medine yalnızca haritalarda işaretlenen şehirler değil: kalbin en derin yerlerine dokunan, insanı arındıran mukaddes beldelerdi.
Kabe ile İlk Buluşma :Gözlerin Sustuğu O An :Mekke’ye varıp Mescid-i Harama ilk adımı attığım an, kelimelerin yetersiz kaldığı bir andı. Kabe’yi ilk görüş…İnsan ne tarafa bakacağını bilemiyor. Siyah siyah örtünün vakarı , asaleti yükselen duruşu ve etrafında dönen binlerce müminin uluşturduğu ilahi ahenk… Kalp titriyor, gözler doluyor, dil susuyor. O an anlıyorsunuz ki , Kabe yalnızca bir yapı değil ; tevhidin yeryüzündeki sembolüdür.
Tavaf esnasında her adımda insan kendisi ile yüzleşiyor. Günahlarını, eksiklerini, umutlarını ve dualarını Kabe’nin etrafında dönerken Rabbine arz ediyor. Her dönüşte kalbin yükü biraz daha hafifliyor ruh biraz daha temizleniyor.
Umre İbadeti :Teslimiyetin ve Arınmanın İfadesi :Umre ibadetini yerine getirirken ihramın verdiği sadelik ve eşitlik duygusu insana derin bir tefekkür kapısı açıyor. Herkes aynı kıyafette ,aynı niyette, aynı Rabbin huzurunda…Makam, unvan, dünya telaşı bir kenara bırakılıyor. Kul sadece, kul olduğunu hatırlıyor…
Sa’y esnasında Safa ile Merve arasında yürürken Hz Hacer Validemizin teslimiyeti ve tevekkülü zihinde canlanıyor. Umre , sadece bedensel bir ibadet değil ; sabrın, teslimiyetin ve imanın pratiğe dökülmüş hali oluyor.
Cennetü’l Mualla: Sessiz bir tefekkür mekanı :Mekke’de ziyaret edilen faniliğini bir kez daha hatırlatan müstesna bir mekan. Peygamber Efendimizin (s.a.s) kıymetli yakınlarının medhun bulunduğu bu kabristanda, sessizlik bile insanla konuşuyor .Hayatın geçiciliği, ahiretin hakikati ve geride bırakılan izlerin önemi burada daha derinden hissediliyor.
Medine ve Ravza-i Mutahhara: Kalbin Huzura Kavuşması: Medine’ye varıldığında Mekke’deki heyecanın yerini derin bir huzur alıyor. Mescid-i Nebevi ‘ye girip Ravza-i Mutahhara’yı görmek, Peygamber Efendimizin (s.a.v) huzurunda bulunmak tarif edilemez güç bir nimet. “ Cennet bahçelerinden bir bahçe” olan Ravza’da namaz kılmak ,dua etmek ; insanın ömrü boyunca unutamayacağı bir lütuf.
Orada kalp, sanki olması gereken yere kavuşuyor. Salat u selamlar , gözyaşları ve içten dualar… Peygamber Efendimize (s.a.s) yakın olmanın verdiği o manevi sıcaklık, insanın ruhuna işliyor.
Medine’de bulunduğum süre içerisinde Uhud Şehitliği’ni , Uhud Dağı’nı ve Okçular Tepesi’ni ziyaret etmek nasip oldu. Uhud, islam tarihininin ibretlerle dolu en önemli mekanlarından biri .Burada yatan aziz şehitler, başta Hz. Hamza (r.a) olmak üzere, iman,, sadakat ve fedakarlığın canlı şahitleridir. Uhud Dağının sessizliği ve Okçular Tepesi ,itaatin ve sorumluluğun ne kadar büyük bir emanet olduğunu insana derinden hatırlatıyor. Bu mübarek mekanları ziyaret etmek, kalpde hem bir hüzün hem de güçlü bir bilinç uyandırıyor.
Manevi Kazanımlar ve Kalpte Kalan izler : Bu mübarek yolculuk bana şunu öğretti: Umre sadece yapılan bir ibadet değil , aynı zamanda kalbi arındıran ,niyeti tazeleyen ve insanı kendine getiren bir dönüş yolculuğudur. Kabe’deki teslimiyet , Medine’deki muhabbetle tamamlanıyor. İnsan, hem Rabbine kul olmayı hem de Peygamber Efendimiz’e ümmet olmanın ne demek olduğunu daha derinden hissediyor. Kutsal topraklarda ayrılırken kalbimde bir burukluk vardı ama aynı zamanda büyük bir şükür hissi…Görmeyi, yaşamayı ve hissetmeyi Rabbim nasip etti. Orada edilen duaların, atılan adımların ve dökülen gözyaşlarının izleri hala kalbimde taze.
Umre, anlatılarak bitirilebilecek bir yolculuk değil, yaşanarak anlaşılan bir hakikat Kabe’nin gölgesinde, Ravza’nın huzurunda insan kendini yeniden buluyor Rabbim , bu kutsal toprakları tekrar görmeyi, aynı huşu ve samimiyetle ibadet etmeyi bizlere yeniden nasip etsin. AMİN….
