Savcılık hayatımın son beş yılını Ankara Ağır Ceza savcılığında tamamladım ve emekli oldum.

Meslekten olmayanların basın yayın yoluyla ve uyduruk dizilerden haberdar oldukları olayların biz bizzat içinde yaşadık.

Emekli olduktan sonra artık biz de olayları herkes gibi televizyonlardan ve sosyal medya üzerinden takip ediyoruz.

Ünlü ünsüz demeden bu uyuşturucu ve fuhuş olayının üzerine gidilmesi takdire şayan bir durumdur.

Ancak bana ters gelen iki husus var.

Birincisi, her insanın demesekte çoğu kişinin özelinde, duyulduğunda rezil olacağı sırlar vardır.

Bunlar Allah nazarında günah, kul nazarında ayıp olabilir ama Ceza hukukunda suç teşkil etmeyebilir.

Bilindiği gibi rüşd yaşına erişmiş kadın ve erkek arasındaki, alan razı veren razı tarzındaki ilişkiler suç teşkil etmez.

Atatürk zamanında kabul edilen ceza kanununda zina suç sayılıyordu.

Savcılığımın ilk dönemlerinde, gece polis baskınlarına bizzat katılıp zanilerin ayıplı ve acıklı yakalanma hallerine şahitlik ettiğim olmuştur.

Yasa dışı iki evli erkekler resmi nikahlı eşini küstürünce, onun; dini nikahlı eşiyle zina yapıyor şikayetine maruz kalıyor bunlar da aynı muameleye tabi tutuluyorlardı.

Avrupa birliği uyum yasaları da dikkate alınarak, bu hükümet zamanında, 2004 yılında çıkarılan, yeni Türk Ceza kanununda zina suç olmaktan çıkarıldı.

Artık diğerleri gibi, biri resmi diğeri dini nikahlı olmak üzere iki evli olanlar da zina takibinden kurtuldular.

Zina suç olmaktan çıktıysa da boşanma nedeni olma vasfını koruyor.

Türk ceza kanununa göre Zina suç olmadığı gibi, birinin pezevenklik yapıp para karşılığı kadını pazarlaması yoksa, hiç bir cinsel ilişki fuhuş sayılıp cezalandırılmamaktadır.

Günah başka suç başkadır. Ceza kanunu her günahı suç saymaz.

Son operasyonlarda Fenerbahçe başkanı Sadettin Saran’la imam hatip mezunu haber spikeri Ela Rümeysa arasındaki Watsap yazışmaları ortalığa saçıldı.

Yahu zaten kimseye ulaşmaz güvencesiyle watsap yazışmalarında her kul, kantarın topuzunu kaçıracak kelime ve cümleler yazabilir.

Bu ikili de kendi aralarında şehvetli yazışmalar yapmışlar.

Esasen suç teşkil etmeyen bu yazışmaların da savcılık dosyasından sokağa saçılmasına ben bir anlam veremedim.

Bunu savcı yapmamıştır. Kim bu özel hayatın gizliliği kapsamında olan görüntü ve yazışmaları ortalığa saçmışsa ondan hesabı sorulmalıdır.

Bilindiği gibi Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, Türk Ceza Kanunu 134. Maddesi gereği suçtur.

İkinci olarak dikkat çekmek istediğim husus. Uyuşturucuyu kullananlar ve torbacı tabir edilen temin ediciler yakalanıyor. Bu çok güzel ve takdire şayan bir şeydir.

Amma ve lakin, buradan iz sürerek bu uyuşturucu maddeleri yurda sokan asıl patronlara ulaşmadan amaç hasıl olmuş sayılmaz.

Savcılarımız polis ve jandarma marifetiyle bunun da gereğini yapacak, uyuşturucu baronlarının da mahkemelerde hesap vermelerini sağlayacaklardır inşallah.

Halil Dalman
24.12.2025