Türkiye, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi ile küresel iklim diplomasisinin kalbi olmaya hazırlanıyor. Zirve boyunca dünya liderleri büyük salonlarda makro hedefler belirleyip finansman konuşacaklar. Ancak iklim krizine karşı asıl sınavı vereceğimiz yer konferans salonları değil; doğrudan sokaklarımız, mahallelerimiz ve günlük yaşam alanlarımızdır. Bu nedenle sürecin gerçek uygulayıcıları ve kahramanları yerel yönetimlerdir.
Yıllardır şehirlerimizi "60 km/saat" hıza sahip otomobillere göre tasarladık; insanı beton blokların, egzoz dumanının ve gürültünün arasına sıkıştırdık. Oysa insanın doğal algısı, etrafı izleyebileceği ve sosyalleşebileceği "5 km/saat" yürüme hızına göre evrimleşmiştir. İnsan ölçeğini kaybettiğimiz gün, aslında kentin ruhunu da kaybettik.
Şehre daha fazla geniş yol ve katlı kavşak yaparsanız, sadece daha fazla trafik ve karbon emisyonu elde edersiniz. Eğer sokakları yayalara, bisikletlilere ve yeşil alanlara geri verirseniz, şehrin canlılığını ve sağlığını geri kazanırsınız. Bisiklet ve yaya altyapısı kurmak hem devasa asfalt tünel projelerinden çok daha ucuzdur hem de sokağın cazibesini artırarak yerel ticareti anında canlandırır.
Muğla'daki Akdeniz İklim Zirvesi ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) buluşmalarında da altı çizildiği üzere, küresel fonların şehirlere doğrudan ulaşması ve sosyal dirençliliğin sağlanması artık şarttır. Küresel aktörler, belediyelerimizin masada çok daha güçlü bir rol almasını bekliyor. Ancak yerel yöneticilerimiz bulunacak bu değerli fonları, kente yeni betonlar dökmek için değil; sokağı "insanlaştıran" projelere harcamalıdır.
COP31'e doğru giderken karar alıcılara çağrımız net: Kenti araç direksiyonundan değil, yaya hizasından planlayın. Bütçenizin aslan payını otomobiller için değil; nefes alan, yürüyen ve sosyalleşen insanlar için ayırın. Şehirlerimizi yeniden "insan ölçeğine" indirdiğimizde sadece karbon emisyonlarını düşürmekle kalmayacağız; daha mutlu, güvenli ve tahammülsüzlüğün son bulduğu kentlere kavuşacağız. Antalya 2026, bu kentsel dönüşüm için kaçırılmaması gereken tarihi bir fırsattır.
