Türkiye, son günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarıyla derin bir üzüntü yaşamaktadır. Bu elim olaylarda hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.

Ancak bu olayları sadece “bir güvenlik açığı” ya da “bireysel bir öfke patlaması” olarak değerlendirmek, sorunun asıl kaynağını görmezden gelmek olacaktır.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uzun süredir ihmal edilen bir sürecin sonucudur.

Okullarda yaşanan şiddet, aslında evlerde başlayan bir boşluğun yansımasıdır. Çocuklar doğası gereği kontrolsüz değil; yönlendirmeye, anlaşılmaya ve rehberliğe ihtiyaç duyan bireylerdir. Bu rehberliğin ilk adresi ise ailedir.

Aile; çocuğun karakterinin şekillendiği, değerlerin öğretildiği, sınırların çizildiği ilk ve en önemli kurumdur. Sevgi kadar disiplinin, özgürlük kadar sorumluluğun da öğretilmesi gereken yer evidir.

Eğer bu temel yapı sağlıklı kurulmazsa, okul tek başına bu eksikliği tamamlayamaz.

Bugün okullarda güvenliği sağlayamıyorsak, yarın sokaklarda güvenliği konuşmamız kaçınılmazdır. Çünkü eğitim sadece akademik başarıdan ibaret değildir; aynı zamanda bireyin topluma uyumunu, öfke kontrolünü ve vicdani gelişimini de kapsar.

Bu nedenle çözüm; yalnızca güvenlik önlemlerini artırmak değil, aileden başlayan bir bilinç dönüşümünü başlatmaktır.

Çocuklarımızın geleceği, bizim bugün neyi ne kadar fark ettiğimize bağlıdır.

Unutulmamalıdır ki:
Fark etmediğimiz her an, geç kalınmış bir adımdır.

Çocuklar bir anda değişmez.
Sessizce uzaklaşır, yavaşça kopar.

📍 Değişim evde başlar!