Bazı yollar vardır ki, yürüdükçe sessizlik artar, arkadan gelen ayak sesleri azalır. Bu sessizlik insanı önce ürkütür, sonra doğru yolda olduğunu öğretir. Çünkü doğru yol, kalabalığın değil; kalabalığın terk ettiği yoldur.

Yalnızlık insanı yormaz. Asıl yorgunluk, yalnız kalmamak için kendinden vazgeçmektir. Değerlerini pazarlık konusu yapmak, doğruları “uyum” adına yumuşatmak, inandığını ertelemek… İşte ruhu ağırlaştıran budur.

Kararlılık, bir yalnızlık sözleşmesidir. Doğru bildiğin yolda yürümek, bazen dostlarını, bazen aileni, bazen de çağın ortak düşüncesini geride bırakmayı göze almaktır. Bu göze alış, cesaretten çok sadakattir: Kendine, sözüne ve hakikate.

Tarih, yalnız yürüyenlerin izleriyle doludur. Bir fikir, bir inanç, bir dürüstlük… Hepsi önce yalnızlıkla sınanmıştır. Kalabalıklar sonradan gelir; çoğu zaman da o yalnız yürüyüşün meyvesini toplamak için. Ama asıl mesele, meyveyi toplamak değil, ağacı dikerken rüzgâra karşı durabilmektir.

Rüzgâr hep “gel bizimle” der. Bazen sevgiyle, bazen tehditle, bazen de “yalnız kalırsın” korkusuyla. O korkuya boyun eğmek, insanın kendine ihanetidir.

Doğru yolda yalnızlık bir ceza değil, bir arınmadır. Sesler sustuğunda insan kendi sesini duyar. O ses titrek de olsa sahicidir. Sahici olan ise zamanla yol arkadaşlarını bulur. Onlar kalabalığın gürültüsünden değil, aynı sessizlikten gelenlerdir.

Kimi insanlar yalnız kalmamak için yolunu değiştirir. Kimi de yolunu değiştirmemek için yalnızlığı seçer. İkinci seçenek daha ağır görünür ama aslında daha hafiftir. Çünkü değerleriyle yürüyen insanın adımları sağlamdır. O yük zamanla kanata dönüşür.

Doğru yolda yürümek bir kahramanlık destanı değildir. Çoğu zaman sessiz, göze batmayan bir ısrardır. Ama o ısrar, insanın kendine verdiği en büyük sözdür. Bu söz tutulduğunda yalnızlık bile bir yoldaş olur.

Doğru yol üzerinde olanların yolu uzundur; zamanla ayaklar yorulur, arkadan bakanlar azalır.

Ama bir gün dönüp baktığınızda, geride bıraktığınız izlerin başkalarına da yol olduğunu görürsünüz.

O zaman anlarsınız: Yalnız yürüdüğünüz yolun aslında hiç yalnız olmadığını...