Montrö Antlaşması ile İstanbul Boğazı’nı Türkiye Cumhuriyeti'nin emrine geçiren Mustafa Kemal Atatürk’ün iradesini NATO adı altında siyonist mihrakların emrine sunmak, NATO üssü kurdurma düşüncesi yanlış bir jeostratejidir. Amerika, İsrail, Çin, Rusya, İran savaşında Amerika ve İsrail savaşı kaybetmiştir.

Bu nedenle emperyalist siyonist yapı yeni arayışlara yönelmiştir ve gözler Türkiye üzerindedir. Yıllardır Türkiye’yi sömüren Amerika’nın siyonist hizmetkârlığına garsonluk yapmak Türkiye’nin menfaati olamaz. Dünyanın güç dengesini lehine çeviren Şanghay Beşlisi’ne karşı boğazları NATO’nun üssü hâline getirmek, Hürmüz Boğazı kadar önemli bir coğrafyayı peşkeş çekmek olur. Ne karşılığı, ülkemizin hangi menfaatine karşılık NATO adı altında stratejik coğrafi hükümranlığımıza ortak aranıyor? Türk devletinin yeni jeopolitiği, çöken Amerikan ve İsrail emperyalizmine karşı güçlü bir Türk devletleri ittifakı olmalıdır. Kadim Türk yurdu olan İran, Pakistan ile Rusya, Çin ittifakında etkin rol almak olmalıdır.

Türkiye’ye kapılarını kapamış Avrupa Birliği ile Epstein Adası’nın sapıklarının yönettiği Amerika ile Türkiye’nin yol yürümesi, İran-Amerika savaşı sonrası Türkiye’nin menfaatine değildir. Bu yolda yürümek isteyen iktidar, millet iradesi ile ters düşer, iktidarını kaybeder. Türkiye yol ayrımındadır. Amerika ile İsrail ile gönül bağı, ekonomik bağı olanlar, bu karanlık odaklardan fonlananlar Türkiye’nin yönetim iradesine yük olur. Türk milleti bu ayrıntının farkındadır ve ilk seçimde bu farkındalık çok önemli oy verme kriteri olacaktır.