Kuran; “Niçin yapamayacağınız şeyleri söylersiniz” der.

Samimi ve doğru sözler yüreğe dokunur, tesir eder.

Edebi kılıflara bürünse de samimiyetten ve gerçeklikten uzak palavra sözler hiç bir tesir bırakmadan uçar gider.

Rahmetli Neşet Ertaş’a; sizin türküleriniz neden bu kadar çok dinleniyor diye sormuşlar;

“Çilesini çekmediğimiz hiç bir türküyü söylemedikte ondan” demiş.

Mahlası “Garip” olan Neşet Ertaş, bu dünyaya garip gelmiş, garip gitmiştir.

İki dandik müzik parçasıyla milyonlar kazananlara rağmen para onun kapısına bir türlü uğramamıştır. Bu yüzden ekmek parası uğruna yirmibeş yıl Almanya’da yaşamak zorunda kalmıştır.

O belkide ilkokul mezunu bile değildi ama bence halk ozanı olmanın ötesinde bir filozoftu. Yaşadıklarını muhteşem sözlerle anlatmış, bunları gönlü mest eden detli-ibretli türkülere dönüştürmüştür.

Boşandığı eşi Leyla Ertaş’la aşk duygusununun en çilelisini yaşamış ve bize yansıtmıştır.

“Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın, ben de gülemedim yalan dünyada” sözleri yaşamının özetidir.

Gurur ve kibirden uzak mahviyetin ve tevazunun dibine vurmuş, insan oğlu insan Neşet Ertaş’ı türküleri kadar bu mütevazi kişiliği ile de çok severim.

Bugün üstadın ne doğum ne de ölüm yıldönümü. Dinlediğim bir parçasından etkilenip bunları yazdım.

Allah rahmet etsin mekanı cennet olsun inşallah Garip Neşet’in.