Mutluluğun bir standardı yoktur. Mutlu olmak için ille de Muğla-Bodrum’da yaşamak gerekmez. İlle de Şakir paşa konağında ikamet etmeniz şart değildir.

Saraylarda, konaklarda yaşayıp mutlu olanlar da vardır, mutsuzluğun dibini bulanlar da vardır.

Fakirlik-parasızlık kötüdür ve öğünülecek hiç bir tarafı yoktur. Polyanacılık diye küçümsense de çoğumuzun yolunun geçtiği ve milyonların hala yaşadığı fakir ama mutlu insanlar sadece Yeşilçam filmlerinde görülen şeyler değildir. Fakir ama mutlu olanlar da vardır, zengin ama mutsuz olanlar da vardır.

Tam tersi de mümkündür. Hem zengin hem mutlu olan şanslı insanlar olduğu gibi, hem fakir hem de mutsuz insanlar da vardır.

Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre bir lokma bir hırka felsefesiyle daracık çilehanelerinde yalnız başına tefekkür ederken belkide mutluluğun Nirvana’sına çıkıyorlardı.

Özetlersek mutluluğu bir tarife sığdıramayız. Bir standart getiremeyiz. Milli piyango bileti gibi onun kime çıkacağı belli olmaz.

Kimisi çok para, çok eş dost arkadaşla mutlu olmaya çalışır. Kimisi az para, az eşya, az insanla mutlu olur.

Kimisini çok konuşmadan duramaz kimisi az konuşur çok dinler. Tersi onları mutsuz eder. Kimisi sürekli gezip tozup eğlenmeyi mutluluğun olmazsa olmazı sayar, kimisi köyünden, kasabasından dışarı çıkmadığı halde mutludur.

Dışarda yemeyi, hatta sabah kahvaltısını bile dışarda yapmayı mutlu olmanın şartı haline getirenler olduğu gibi, sıcacık ev ortamındaki kahvaltı ve yemekleri en ünlü lokanta yemekleriyle değişmeyen benim gibi tipler de vardır.

Sözün özü kendi yol ve yönteminiz dışında yaşayan insanlara yan bakıp onları mutsuz insanlardan saymayalım.

Kimsenin hangi halde olduğunu bilemeyiz. Kendi kriterlerimiz başkasının ruh halini tespitte ölçü değildir. Bunu dış görünüşle anlayamayız. Perişan gördüğün kişi senden daha mutlu bir ruh halinde olduğu gibi çok mutlu görünüp intiharın eşiğinde olan insanlar da vardır.

Bir ulu sözle bitirelim daha uzatmadan; “Harabat ehlini hor görme zakir, defineye malik viraneler var.

Halil Dalman
05.01.2025