Bernard Shaw; “Akıllı insanlar kendi aklını kullanır, daha akıllı insanlar ise başkalarının aklını da kullanır” der.

Öyle dense de her şeyden şikayet eden insan, sadece aklından şikayet etmezmiş.

Akıllar pazara çıksa herkes yine kendi aklını satın alırmış. Yani herkes kendi aklını beğenir.

Onun için en büyük pişmanlıklar başkasının aklını kullanıp işler ters gidince olur. Ben olsaydım öyle yapmazdım, onun sözüne uydum mahvoldum denir.

Kendisi düşünüp taşınıp bir iş yapan kişi, işler ters gitse de, elimden geleni yaptım başaramadım diyerek kendisini teselli ederek daha az pişman olur.

Başkasının verdiği akıl, bekara karı boşamak gibidir. Kendisi için bir riski yoktur. Risk o aklı kullanan içindir.

Kendi kişisel hayatımda da sayısı çok olmasa da kendi seçimim yerine başkasının seçimlerine uyduğum zaman en büyük pişmanlığı yaşamışımdır.

Yahu sen Bernard Shaw’ın sözünü yanlış anlamışsın; elbette kendi aklını kullanacaksın başka akılların yaşadığı tecrübelerden de yararlanacaksın denilebilir.

Evet kağıt üzerinde makul ve nantıklı bir önerme ama fiiliyatta hiçte öyle olmuyor. Etkilenip, kendi tercihin yerine bir akıldanenin verdiği aklı tercih edebiliyorsun.

Bu mahallenin uymaca salak oğlanı gibi her seferinde olmuyor tabiki. Çoğu şeyde kendi aklını kullanıyorsun. Ama çok pişman olduğun olaylara bak, ekserisi başkasının aklını kullanarak yaptığın seçimlerdir.

Onun için değil Bernard Shaw derdini Marko Paşaya da danışsan, kim ne derse desin en son kendi aklına danış, en son kararı sen ver.

Peygamberimiz de kaç kişiye danışırsan danış en son kendi kalbine danış demiştir.

Ünlü İtalyan yazar, Susanna Tamaro boşuna; “ Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” dememiştir.

Ve Kuran; “Allah, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır” der.

Aklımızı liderlere, önderlere… rehin edip emir kulu olmak yerine fikri hür vicdanı hür, irfanı hür bireyler olmalıyız. Yanlış yapsak bile kendi yanlışımızın yasını tutmalı, başkasının verdiği aklın kölesi olmamalıyız.