Okullardaki şiddet olayları çocuk , aile ve okul üçgenini sorgulatmaya başladı.
2023’te bu günleri ön görerek bir yazı kaleme almış “Özünüze Dönün” çağrısı yapmıştık. “Çağa uymak yerine çağa çağ atlatın. Çocuklarınıza sınır koymaktan korkmayın , kırmızı çizgiler sağlıklıdır. Çocuklarınızın sizi sevmeyeceği düşüncesine kapılmayın. Siz onların anne ve babasısınız sizi sevmekten vazgeçmezler merak etmeyin. Toplumun gidişatı hoşunuza gitmiyor kırılma yaşansın istiyorsanız bu kırılma öncelikle evlerinizde olmalı. İmkansız değil! Sabır ve sağlam bir duruşla başarabilirsiniz” demiştik.
Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi aslında…
Günümüz çocuklarının en büyük problemi dijital bağımlılık, ve aşırı özgürlük kanısındayım. Kural koyan ve uygulayan ebeveynlerin sayısı oldukça az. Siz çocuğunuza sınır koyduğunuzda çocuk diğer arkadaşları özgür olduğu için size tepki göstermeye başlıyor ve çatışıyor. Sınıf annesi olduğumuz dönemde veli grubumuza “belli gün ve saatlerde bilgisayar oynamaya izin verelim” şeklinde bir öneri sunmuştum. O dönem kimse uğraşmak istemedi. Çünkü çocuk direnci sağlam bir duruş gerektirir. Muhtemelen okullardaki dehşeti yaşatan çocuklar sınır konulmamış, ekran bağımlısı ve duygusal donukluk yaşayan çocuklardı. Gelinen nokta ortada.
Ebeveyn çocuğu ile uğraşmak istemiyor, çocuğu ile sohbet etmiyor, kendini nasıl hissediyorsun diyerek kalbini ruhunu ailesine açmasına müsade etmiyor sonra okulda ve sokakta arkadaşlarını zorbalayan çocuklar türüyor, zorbalanan çocuk kendine yediremiyor gücünün yeteceği başka bir çocuğu zorbalıyor. Bu döngü sınır koyan aile çocuğundan haberdar olunca bitiyor ancak çocuğunun okuluna hiç uğramayan aileler konuyu bilmiyor . Okul idarecileri veliyi çağırıyor bilgilendiriyor ancak çocukta aynı davranışlar devam ediyor.
Peki çözüm nedir? Toplumdaki kırılma nasıl olacak? Öz kültüründe eğitim ile mümkün bana göre…
Okullarda sadece ezbere dayalı sistem maalesef çocukların okulu sevmemesine neden oluyor. Okulu sevmeyen çocuk zeki olsa dahi monoton dersten sıkılıp derslere katılmıyor, dersi dinlemiyor. Bana göre eğitim sisteminin önündeki en büyük engel çocukların sosyal medyada izledikleri videoları çarpı 2 de izlemeleri. Gençlerde özellikle bunu daha çok görüyoruz. Konuşmaları çarpı 2 de izleyen bir öğrenci öğretmenin normal hızda konuşmasına tahammül edemez ve dersi sabırla dinleyemez. Bu birincisi. İkinci büyük problem ise ezbere dayalı eğitim. Ezberlediğiniz bilgileri unutursunuz ancak küçük bir duygu katıldığında o bilgiyi unutmazsınız. Eskide kalmış kendini yenileyememiş bir öğretmen bu çağın çocuğuna dersini sevdiremez. Dersi sevmeyen çocuktan da başarılı olması beklenemez.
Diğer bir konu eğitimin nasıl olması gerektiği.
İnançlı aileler evlerinde bazı değerleri aktarıyor ancak yaş itibarıyla aileden çok arkadaşını ön planda tutan çocuk aile ile bu noktada da çatışıyor. Değerler eğitimi dediğimiz konuya önce aile değer vermeli. Evinde inançlı bir ailesi olmayan çocuk elbette oradan oraya savrulacaktır. Toplumun büyük bir kısmının Müslümanlar olduğu bilgisi ile kimlikte Müslüman yazan ancak Hristiyan gibi yaşayan insanların sayısı oldukça fazla. Özgürlük dedik, herkes istediğini istediği gibi yaşar dedik. Ortaya ne olduğu bilinmeyen insanlar türettik. Dinim İslam diyen ancak İslamı yaşamayan, kalbi temiz olduğu için hiçbir yükümlülüğü yerine getirmeyen insanların sayısı oldukça fazla. İnsanlar bozuldu. O bozulma anne babalığa yansıdı. Evde değerler eğitimi alamayan çocuklar okulda verimli olmadı.
Çözüm; hem evde hem de okulda çocuğun değerleri öğrenmesi. En önemlisi öncelikle aileden bunu görerek öğrenmesi. İnsanlar söylenene değil davranışa bakarlar.
Sonuç olarak; dede ve ninelerimizin metodlarına geri dönmeli, değerler eğitimi ön planda tutulmalıdır. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi evde ve okulda beraber verilmelidir. Edep ve adap kuralları olan “Adabı Muaşeret “ gerçekten bu kurallara uyan öğretmenler tarafından okullarda verilmelidir. Eğitim ve öğretim sadece okulda değil evde de olmalıdır.
Devlet eliyle yapılacak ilk iş ;ev hanımlarına yönelik televizyon programlarını uzman kişiler eşliğinde düzenlemektedir. Gündüz programlarını izleyen anneler sağlıklı çocuklar yetiştirmek bir yana kendi ruh sağlıklarını yitiriyor dolayısıyla bütün gereksiz programların acilen rtük tarafından kaldırılması gerekmektedir. Sağlam toplum sağlam temel ile mümkündür.
Aliye Gün
Siyaset Bilimci/ Yaşam Koçu/Araştırmacı Yazar/ Sökader Başkanı
