Değerli alimlerimiz!
Alim olan ve her şeyi bilen Hz. Allah’tır.Alim olan Allah (c.c)’ü dinini ikmal etmiştir.Parantezi kapatmıştır.Haram ve helallerin ilkelerini apaçık vahiyle belirlemiştir.Allah’ın vekilide yoktur.Variside yoktur.Şari olan Allah-u Tealadır.Alimlerde varisi oldukları sevgili Peygamberimiz (s.a.v) gibi şeriat koyucu değil şeriate uyucu, yani müteşerridirler.

Alim bilgiyi ileten değil,üretendir.Bilgi üretemeyen alim alim değil nakildir.Nakledendir.Nakil işini artık CD ler yapıyor.Flash bellekler yapıyor.Hatta google hazretleri yapıyor.Dün dünde kaldı.Bu ümmeti geleceğe hazırlamak alimlerin görevidir.Bu ümmeti geleceksiz bırakmayalım ne olur.
Ey alimlerimiz!Sizi bekliyor internet fıkhı.Sizi bekliyor uzay fıkhı.Bizi bekliyor genetik fıkhı.Bunları geçmiş imamlardan bekleyemeyiz.Onlar neden bu fıkhı yapmadılar diye suçlayamayız.Zira bu bugünün alimlerinin görevidir.Geçmişin alimlerinin görevi değildir.

Bundan bin yıl evvel yanlış olarak yapılmış olan ilimleri dini ve dünyevi diye katogorize etmeği ne olur artık terkedelim.İyi bilelim ki tefsir ne kadar mübarek bir ilimse fizikte o kadar mübarek bir ilimdir.Biri vahyin Kur’anını diğeri tabiatın Kur’anını öğretiyor.

Tefekkuhu fıkhın önüne koyalım.Kur’an-ı mushafın önüne koyalım.Manayı lafzın önüne koyalım.Maksadı mananın önüne koyalım.Tertili tecvidin önüne koyalım.Hakikatin otoritesini rivayetin otoritesinin önüne koyalım.Kur’an-ı tüm kitapların önüne ve üstüne koyalım Ey alimlerimiz.
Alemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin örnekliğini çağa taşıyalım.Onu buharlaştırmayalım. Uçurmayalım.Kaçırmayalım.Onu önümüze rehber edinelim.Eteğinden tutalım.İzinden yürüyelim.Yerde yürüyen bir peygambere razı olalım.

Ey saygı değer alimlerimiz!
Beşeri bilgiyi ilahileştirmeyelim.Din tamamlanmıştır.Tamamlanmış dine ilaveler yapmayalım.Spekülatif ve zanni bilgiyi gayb ve şehadetin yanına üçüncü ve protez ayak olarak dikipte Kur’an bilgi sisteminden kopuşu daha fazla sürdürmeyelim.Alim olacaksak ellerin emeği ile değil , ellerimizin emeği ile alim olalım.

Ona rahmet olsun.İmam-ı Azam Hazretlerinin gerçek varislerine ne kadar muhtacız.Onun gibi ilmini hiçbir otoritenin emrine vermeyen alimlere ne kadar muhtacız.O zalim iktidarla çalışması için baskı yapan Küfe valisine demişti ki;’’Vallahi Abbasî Veziri  İbn Hübeyre vasıt mescidinin kapılarını say dese onuda saymam’’ demişti.Erkin yanında değil,gücün yanında değil,nüfüzun yanında değil ümmetin yanında yer aldığı için İmamı Azam Hazretlerinin dirisi girdi hapse ölüsü çıktı.Öyle alimlere bu ümmetin ihtiyacı var.Öyle alimler ver ya rabbi.(amin)
Rahman isminin tecellisinden pay alalım muhterem âlimlerimiz! Bilelim ki eğitim ve öğretimin temeli güç ve kudret değil, şefkat ve merhamettir. İnsanlara öğretmek için şefkat ve merhameti kullanalım, gücü değil.

Dama çıkıp merdiveni çekmeyelim. Dama çıkıp merdiveni çekersek arkadan gelenler nasıl çıkacak? Ey Âlimler! Bırakalım arkamızdan başkaları da çıksın. Hadi aslanlarım,koşun, hızlı koşun, süratli koşun, fakat beni geçeni vururum demeyelim! Bırakalım, talbelerimiz bizi geçsin. Unutmayalım, çırak ustayı geçmezse sanat ölür. Eğer talebe hocayı geçmezse ilim ölür.

Ölü bilgi talibi olmayalım. Diri ve diriltici bilgiye talip olalım. Hakikatin önüne kendimizi koymayalım. Hakkın dili olanlar hakkın önüne geçemezler. Hakikati üstatlarımızdan daha fazla sevelim. Üstatlarımızı sevelim ama hakikati daha çok sevelim. Zira hakkın hatırı her hatırın üstündedir.
Bu arada alimlere seslenmişken öğretmenlere ve imamlarada iki çift söz söylemek istiyorum. Hocalar  dirilirse insanlık dirilir.Hocalar ölü ise insanlık ölüdür.Benim defterimde imam demek; ölü değil diri yıkayan adam demektir.İmamlar dirilirse eğer cemaatler dirilir.Ama imamların dirilmesi için namazda önde durup sosyal hayatta cemaatin arkasında duran imamla cemaat dirilmez.İmam ümmete ana, ümmet insanlığa ana olmalıdır.

Gelenekçilerimize seslenmek istiyorum.

Sevgili gelenekçilerimiz!
Allah-u teala’nın esmaul Husanasından olan (el-Varis) isminden pay alalım.Atalarımızın yediği ile bizim karnımız doymaz.Kur’an ne güzel buyuruyor.Tilke ummetun gad halet, lehâ mâ kesebet ve lekum mâ kesebtum, ve lâ tus'elûne ammâ kânû yağmelûn. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.(1) Onların kazandıklarından bize bir pay yok.Onlar kendi cennetleri için koştular.Bizde kendi cennetimiz için koşacağız.Biz kendi kazandıklar ımızla gideceğiz ilahi huzura.Büyük mahkemeye.Gelenek içinde her şeyin aktığı ırmağa benzer.İyisi alınır kötüsü atılır.Geleneği bütünüyle almak yada atmak hatalıdır.Ataların ocağına sadakat o ocaktan bu güne külü taşımak değil,közü taşımaktır.Eğer ataların ocağına sadakat göstermek istiyorsanız ataların ocağının külünü bu güne taşımayın,közünü taşıyın.Alnınızdan öpsünler.

Kur’an-ı Kerim ataların yolunu sorgusuz süalsiz sıratı mustakim ile karıştıranları şöyle uyarır.  Ve izâ gîle lehum teâlev ilâ mâ enzelallâhu ve iler rasûli gâlû hasbunâ mâ vecednâ aleyhi âbâenâ, e ve lev kâne âbâuhum lâ yağlemûne şey'ev ve lâ yehtedûn. Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygamber'e gelin" denildiğinde onlar, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter" derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?(2)
Modernistlerimize seslenmek istiyorum!

Aslında modern kopuş demektir.Allah her an yeniden yaratır.Fakat yarattığı hiç bir şeyde  kopuş yoktur.Hayatta bir bağ ve süreklilik vardır.Mülk süresinin girişini bir daha okuyun.Onun yaratışında فُطُورٍ ‘’futur’’ varmıymış onun yaratışında.’’Futur’’ modern kelimesinin Kurandaki karşılığıdır.’’yarık,gedik,kopuş, çatlak ve düzensizlik’’ demektir.Bir bağ ve süreklilik vardır.Kopuşlar daima kayıpla neticelenmiştir.Islah etmek yerine ifsat etmek,inşa etmek yerine imha etmek,temizlemek yerine kesip atmak,şifa vermek yerine ölüme terketmek akıl karı değildir.Bir kasa elmanın içinde bir tanesi çürüdü ise kasayıda çöpe atarmısınız?Bebeğin altı kirlendi diye bebeği çöpe mi atıyorsunuz?Pis bezinimi çöpe atıyorsunuz?Bezini çöpe atın,bebeği bağrınıza basın.Seçmek budur,ayıklamak budur.

Radikallerimize seslenmek sitiyorum! 
Allah-u Teala’nın Esmaul Husnasın’dan olan ‘’El Hakim’’ isminden pay alalım.Sürdürülebilir bir müslümanlığa evet deyelim.Sürdürülemiyen her tavır hikmetsizdir.Müslümanlığın en güzel olanı sürdürülebilir bir müslümanlıktır.Hani sürdürülebilir ekonomi diyorlar ya.Sürdürülebilir kalkınma.Sürdürülebilir müslümanlıkta var. Ve kezâlike cealnâkum ummetev vesetal sizi orta bir ümmet  yaptık (3) Kur’ana kulak verelim.  helekel-mütentıûn ‘’Aşırı gidenler helak olmuştur’’(4) buyuran sevgili Efendimize kulak verelim.Sesimizin değil sözümüzün kalitesini yükselteleim.Zira söz gücünü sesin yüksekliğinden değil taşıdığı hakikatin yüceliğinden alır.Onun için Kur’an içeriksiz sesi eşşek sesine benzetmiştir.Değerler ve ilkelerle yürümenin slogan atmaktan bin kat daha etkili olduğunu unutmayalım.Sözün gücüne inanalım.Şiddet hiçbir zaman çözüm olmamıştır.Şiddet şiddeti doğurmuştur.Meşru mudafa sınırını aşan her şiddet Allah’ın bağya adını koyduğu  haddi aşmaktır.Şiddeti dinileştirmek şiddeti meşrulaştırmamaktadır.Aksine dinin meşruiyetine halel getirmekte dinin mübarek ak alnına leke sürmektedir.Bunu bilelim.

Muhafazakarlarımıza seslenmek istiyorum!
Allah’ın hallak ve müntekım esmasından pay alalım.Değişmek hayatın en değişmeyen yasasıdır.Allah’ın yasasına karşı çıkarak var  olamayız.İstikrarı savunmak adına her türlü değişime karşı çıkmak olacak şey değildir.Her ışığı yangın sanıp söndürtmeye seyirtmek olacak şey değildir.Karı muhafaza etmenin adını muhafazakarlık koyup zamanın tekerine çomak sokmayalım.Unutmayalım ki istikrar bizim için  haz ifade ederken bir başkalrı için acı,zulüm, yoksulluk ve ezilmişlik ifade edebilir.Biz istesekte istemesekte zaman değişiyor.Toplum değişiyor.İmkan değişiyor.Yargılamaya değil anlamaya çalışalım.O zaman daha az yorulur hem dahada az yorarız.

Sünnilerimize ve şiilerimize seslenmek istiyorum!
Sünnilik ve şiilik tarihte kalmış siyasal kavgaların hercümercinde ortaya çıkmış siyasi kökenli akımlardır.Sünniliği ve şiiliği ortaya çıkaran kavgalar asla geleceğe taşınmamalıdır.Şu halde ey İslam ümmetinin sünnileri ve şiileri!Yeter artık.Düşmanı daha fazla kendimize güldürmeyelim.Rekabet husumeti,husumet tefrikayı,tefrika kavgayı,kavga kan davasını doğuruyor. İşte içinde yaşadığımız dünyada  sünni şii ihtilafını en çok kaşıyanın bundan en çok istifade edenin kimler olduğu ortada.İki aslan güreşirken bir kedi ikisini de tırmalar.Şu an ümmetin hali tamda bu.Asırları aşan bu kavgaya bir son verelim.Allah’ın kitabını aramızda hakem yapalım.Ahkemül hakimin olan Allah’a güvenelim.

Ey sünnilerimiz ve şiilerimiz!
Müslüman kendisini mezhebiyle tanımlamaz.Zira Allah-u Teala vetekaddes Hazretleri Müslümanı kitabı keriminde huve semmâkumul muslimîne Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur'an'da müslüman diye isimlendirdi (5) buyuruyor.Allah’tan razı olduk biz.Allah’ın verdiği isimdende razı olduk.Onun isminde razı olan  başka isme ihtiyaç duymaz kardeşlerim.Allah’ın kendine verdiği ismi beyenmeyipte mezhebini dinin yerine geçirenleride Allah’a havale ediyorum.

Siyasilerimize seslenmek istiyorum!
el-Kayyum olan, her şeyi yöneten sadece Allah’tır.Liyakatı kişiye sadakatin önüne koyalım.Nefsimizi parlatanları yakın çevremizden uzaklaştıralım.Her şeyi yönettiğimiz zehapına akpılmayalım.Yolda yürürken Hz. Ömer’e Allah’tan kork Ya Ömer demişti biri.Hz. Ömer ceryana tutlmuş gibi dizinin üstüne çökerek şöyle demişti.Ömerde kim oluyor ki Allah’tan korkmasın? Başladı ağlamaya.İşte böyle bir bilinç siyasilerimize ne güzel yakışır.

Samimiyet en akıllı siyasettir,bunu unutmayalım.Bizim için iyi olan insanlık içinde iyidir.Bizim için kötü olan tüm insanlık için kötüdür.Çıkarı değil hayrı önceliyelim.Siyasetimizde yedi milyarlık insanlık ailesinin saadetini esas alalım.Siyasetin temeline vahyin  şu beş hakikatini koyalım.
1-Hakikat 2-Adalet 3-Merhamet 4-Ehliyet 5-Meşveret Yedi milyar insanlık ailesinden bu beş hakikate karşı çıkacak olabilir miki?Bu değerleri yeryüzünde kabul etmeyecek kimse yok.

Ey siyasiler!
Kendi ikbalimiz için insanları bölmeyelim.Yönetmeyi bir baba gibi değil anne gibi yapalım.İslamın lider tarifi güç üzerinden bir tarif değil,şefkat üzerinden bir tariftir.İslam lideri güç üzerinden tanımlamaz.Bakınız!Hristiyanlıkta tanrı erkektir.Yani babadır.Yahudilikte tanrı erkektir.İsrail (Yakup) ile güreşen bir erkektir.Yunanda bir tanrı erkektir.Yani babadır.Romada Apollon (Latince:Apollo), mitolojide müziğin, sanatların, güneşin, ateşin ve şiirin tanrısıdır. Ayrıca kehanet yapan, bilici tanrıdır.Aynı zamanda kahinlik yeteneğini diğer insanlarada transfer edebilir (Kassandra). Zeus ve Leto'nun oğlu, Artemis'in ikiz kardeşidir. Ayrıca adı değişmeden, Roma mitolojisine geçen tek tanrıdır.Erkekdir.Ama İslam Allah’ı nasıl tanımlar? Bismillahirrahmanirrahım.Rahman ve Rahim.Bakınız Allah’ın bunca ismi var.Kart vizite iki ismini yazmış .Rahman ve Rahim.Rahmet ve şefkat üzerinden tanımlıyor.Annelik ne üzerinden tanımlanır,babalık ne üzerinden tanımlanır?Annelik üzerinden tanımlanıyor.Çünkü ‘’Rahim’’ annenindir.Babalıkta güç üzerinden tanımlanır.İslam Allah’ı şefkat ve merhamet üzerinden tanımlıyor.Lideride ‘’üm’’ üzerinden tanımlıyor.Çünkü İslam’da liderin adı ‘’imam’’ dır.Önder lider.Ümmette insanlığın lideridir.Yani insanlığa anne gibi olan toplum,anne toplumada anne gibi olan lider.Eğer devletimizi böyle yönetirsek devletimizin adı şefkat devleti olur.Benim en sevdiğim devlet şefkat devletidir.

Farklılığımız paha biçilmez bir zenginliğimizdir.Zenginken fakirleştirmeyelim.Bu topraklarda köpürtülecek ırka,dile,mezhebe ,meşrebe,ideolojiye ve bunun gibi her şeye dayalı her fanatizm bu toprakları yoksullaştırmaktan başka bir şey ifade etmez.

Zenginlerimize seslenmek istiyorum.
Allah’ın ‘’şakir,kerim ve razzak’’ esmasına medar olalım.Servet mülkiyyet değil emanettir.Malım demenin iki vurgusu vardır.

1-Ben malım 2-Benim malım 
Eğer malının malı olmak istemiyorsan malın atın olsun,malının atı olma ey zengin!Servetine ait olanlar servetlerinin altında at olurlar.Servete sahip olanlar ise servetlerinin üstünde süvari olurlar.Servetleri onları değil,onlar servetlerini yönetirler.Kişinin servetini yönetip yönetmediği onu paylaşıp paylaşmadığına bağlıdır.Servetine gerçekten sahip olmak onu emanet olarak bilmektir.Servet infak edilinceye kadar emanet,infak edildikten sonra servettir.

Cemaatelerimize seslenmek istiyorum!
Allah’ın ‘’Cami’’ ismine medar olalım.Cemaatlilik ile cemaatçiliği bir birinden ayıralım. Cemaatliliğin değil,cemaatçiliğin tefrika,tefrikanın haram olduğunu mensuplarımıza öğretelim. Kendimize ve cemaatimize çağırmayalım.Allah’a çağıralım.Ve men ahsenu gavlem mimmen deâ ilallâhi ve amile sâlihav ve gâle innenî minel muslimîn. Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?(6) 

Ümmetin,milletin çıkarıyla cemaatimizin çıkarı çatıştığında terddüt etmeksizin  ümmetin ve milletin çıkarını cemaatin çıkarına önceleyelim.Güç ve nufuz peşinde koşmayalım.Takva ve iyilik peşinde koşalım.Tekasür krizine girmeyelim.En çok,en büyük,en üstün,en etkili,en kalabalık,en nufuzlu olmak için değil en hayırlı olmak için yarışalım.
El-Ğani olan Allah’tır.Kendi kendimize yettiğimizi zannedersek,el-ğani olan Allah’tan rol çalmış oluruz.Bundan Allah’a sığınırız.Asla unutmayalım ki,Allah’ın dinine yardım ediyor olmamız tek başına kurtuluş ölçüsü değildir.Zira Peygamberimiz (s.a.v)’in ifadesiyle “Allah dilerse, dinine bir fasık, bir facir ve kâfir eliyle de yardım eder’’.

Dindarlarımıza Seslenmek istiyorum!
Gösterişçi dindarlığa pirim vermeyelim.İbadetlere,tezgahta satılacak mal muamelesi yapmayalım.Kur’an’ın Feveylul lilmusallin. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, (7) Allah’ın kalıplara değil,kalplerin özüne nazar ettiğini bir an aklımızdan çıkarmayalım.Unutmayalım ki bu din;ibadet dini değil,bu din  ubudiyyet dinidir.İslam’ın amacı mü’minini ritüellere adanmış bir ruhban etmek değildir.Hayatla barışık bir insan etmektir.

Ey bu ilkenin dindarları!
Bu ülkede Allah’ın dini yerine atalarının dinini başka bir ifadeyle indirilen din yerine uydurulan dini görüpte dine mesafe koyan kesimi ne olur mahkum etmeyelim.Onlar İslam’ın yetimleridir.Zira kim bir şeyden mahrum ise o onun yetimidir.İslam’dan mahrum olan İslam’ın yetimidir.Kur’an’dan yetim olan Kur’an’ın yetimidir.İman’dan mahrum olan imanın yetimidir.Öksüzdür onlar.Onlara kucak açalım.İyi bilelim ki onların mesafe koyduğu dine Allah’ta mesafe koyuyor.

Dine mesafe koyanlarımıza seslenmek istiyorum!
Ey kendilerine,Allah’ın mü’min isminin tecelli etmesi için yalvardığımız iman yetimleri.Uydurulan din piresine kızıp indirilen din yorganını ne olur yakmayın.Bu papaza kızıp oruç bozmaktan daha beterdir.Biz inanıyoruz ve inanıyoruz ki;siz İslam’ın yetimleri ve öksüzlerisiniz.Zira kim neden mahrum ise o onun yetimidir.Yuvaya dönüş vakti hala gelmedimi?Kaçış nereye? İnsan Allah’a iki şekilde yakalanır.
1-Ya Allah’tan kaçarken yakalanır.
2-Ya da Allah’a kaçarken yakalanır. 

Ne olur Allah’tan kaçarken Allah’a yakalanmıyalım.Allah’a kaçarken  Fefirrû ilallâh O hâlde Allah'a koşun.(8) Allah’a koşarken yakalanalım.

Bu ülkenin güzel insanlarına seslenmek istiyorum.
Bu topraklar Allah’ın ‘’Camii’’ isminin yüksek düzeyde tecelli ettiği müstesna topraklardır.Allah (c.c)’ü bir çok ırktan ve inançtan insanı,bir çok kültür ve medeniyeti bu topraklarda cem etmiştir.Bu topraklar tarihte bilinen büyük medeniyetleri bünyesinde cem eden bir medeniyetler camisi hükmündedir.Bu topraklarda takva (Yani; sorumluluk bilinci) dışındaki her hangi bir şeyi üstünlük vesilesi olarak görmek bu toprakların kubbesini burada yaşayanların başına yıkmaktır.

Ey bu toprakların güzel insanları!
Kimsenin kubbemizi başımıza yıkmasına izin vermeyelim.Bu topraklar köprüdür köprü.Sadece Asya ile Avrupa arasında değil,dünyanın en kadim medeniyetlerine,kültürlerine,inançlarına,kavimlerine köprülük yapmıştır.Köprüler buluşmaların,köprüler tanışmaların,köprüler barışmaların,köprüler sarışmaların,köprüler karşılamaların ve karşılaştırmaların mekanı olmalıdır.Köprüler kavgaların,savaşların,arkası gelmez güç yarışlarının arenası be mezbahası olmamalıdır.Bu topraklarda kurulmuş olan insanlığın en kadim köprüsünü yıkmayalım ne olur yıktırmayalım.

Mazlum mukedder ümmetimize seslenmek istiyorum.

Ey ümmeti Muhammed!
Allah-u Teala bizden anne toplum olmamaızı istiyor.Şefkat ve merhamette insanlığa analık yapmamızı istiyor.Eğer böyle yaparsak ümmet adını almayı hak edeceğiz.Unutmayalım!İnsanlık ikiye ayrılır.
1-Ümmeti davet
2-Ümmeti icabet

Biz ümmeti icabetiz.Biz ümmete icabet ettik.Geriye kalan ise ümmeti davettir.Davet edeceğimiz davanın yüz akı olur ve eğer onu iyi temsil edersek insanlığın geriye kalanı içinden bu davete kulak kabartan niceleri çıkacaktır inşaallah.Ne olur yedi milyarlık kitleyi,insanlığı büyük ailemizin kayıp çocukları olarak görün.Ve dua edin.Ya Rabbi! deyin.Büyük ailemizin kayıp çocuklarını öz yuvasına geri döndür ya Rabbi!(amin).Duanız bu olsun.Bilin ki;İnsanlığın atığı yoktur.İnsan endüstriyel mamul değildir ki atığı olsun.

Büyük ailemiz olan insanlığa seslenmek istiyorum.
İdeolejiler artık devrini tamamladı.İnsanlığı bekleyen en büyük tehlike ne çölleşme,ne ekenomik kriz,ne çevre felaketidir. İnsanlığı bekleyen en büyük tehlike,en büyük felaket,yüreklerin çölleşmesi,şefkatsizleşme,merhametsizleşme ve kalpsizleşmedir.Hepsinden daha çok beteride değersizleşmedir.Değersizleşmenin bir gün bizi getireceği cehennem nihilizm cehennemidir.Değer yoksunluğu insanı insanın kurdu yapmakla kalmayacak,insanı insanın canavarı yapacaktır.Birbirinin cehennemi değil cenneti olmak istiyorsa insanlık marufun yanında münkere karşı ortak iyinin yanında ortak kötüye karşı el ele verip küresel bir iyilik seferberliği başlatmak zorundadır.

Değerli Kur’an Nesli Kadeşlerim!
İslam Şairi Mehmed Akifin bir rüyası vardı. ‘’Asımın nesli’’ Asımın nesli Kur’an nesliydi.Yunus peygamber kıssası bize bir şey anlatıyor.Kur’an nesli kuyuya düşmüş yusuftur.Yusufun kuyudan çıkması lazımdır ama Yusufu kuyudan çıkaracak olanların şöyle Yunus (a.s) gibi bir tevbe etmesi lazımdır.Yunus peygamber kıssası sadec bir tevbe ve öz eleştiri kıssası değildir.Aynı zamanda yeniden başlama kıssasıdır.
İslam ümmeti yeniden başlayabilir mi?Bu yakıcı sorunun cevaplarını  şöyle sıralayabiliriz.

1-Hz. Yunus gibi bir tevbe edilirse “La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin”Sen’den başka hiç bir ilah yoktur,Zatı ecelli Ala’na arz-ı tesbih ederim,ben doğrusu zalimlerden oldum.(9) Ya Rabbi!Biz zalimlerden olduk.Tevbe ediyoruz.Bilinç yeniliyoruz.Kapına yeniden yazılmak istiyoruz.Ya Rabbi!Sana yeniden teslimiyetimizi beyan ediyoruz deyip tevbe edilirse Allah’ın izniyle bu ümmette yeniden başlayabilir.
2-Görevini yapmadığını,görevini yapamamanın kişinin kendi kendisine yaptığı zulüm olduğunu itiraf etmesidir.Siz hz. Yunus (a.s) kıssasında Hz. Yunus'a iman etmeyen Ninova’nın hiçmi suçu yoktu?Yüzde doksan dokuz Ninova’nındı.Bir tane iman eden olsa idi Hz. Yunus onuda yanına alacaktı.Ninova’ya bakın ki hiç iman eden çıkmamış.Hz. Yunus sizden illellah demiş çekmiş gitmiş.Ve Rabbimizde seni gönderdiklerim değil de,bak o bedduayı sana çeviririm demiş ve balığın karnına almış.Balığın karnı vicdanınızdır.Yunus (a.s)’ın tevbe ettiği yer sizin vicdanınızdır.O geri döndü.Fakat hiç Hz. Yunus kendi kavmini suçlamadı biliyormusunuz.Ben suçluyum ya Rabbi birazda onlar suçlu demedi.Uhut savaşı sonucun Ashab-ı Kiram efendilerimiz E ve lemmâ esâbetkum musîbetun gad esabtum misleyhâ gultum ennâ hâzâ, gul huve min ındi enfusikum, innallâhe alâ kulli şey'in gadîr. Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.(10) Ya Rabbi!Biz suçumuzu biliyoruz.Misyonumuzu üslenemedik.Görevimizi bi hakkın yerine getiremedik.İnsanlığı yüreğine alacak bir yürek olamadık.İnsanlığın aktif vicdanı olamadık.Ya Rabbi!İnsanlığın aktif vicdanı olmak istiyoruz.Sen bizi insalığın aktif vicdanı yap ya rabbi.

Dostlar!
Hz. Yusuf kuyuda.O Kur’an neslidir.Kuyuya düşen Kur’an neslidir.Hz. Yusuf (a.s)’ı kuyudan çıkarmaya varmısınız?

1-Bakara Süresi 2/141
2-Maide Süresi 5/104
3-Bakara Süresi 2/143
4-Müslim:2670. التنطع kelimesinden türemiştir. Bu kelime de; "bir şeyde derinleşmek ve aşırılığa gitmek, onu zorlaştırmak manalarına gelir.
5-Hac Süresi  22/78
6-Fussilet Süresi  41/33
7-Maun Süresi  107/4
8-Zariat 51/50
9-Enbiya Süresi 21/87
10-Ali İmran Süresi 3/!65