banner710

banner600

banner534

27.07.2013, 15:25 1030

İSLÂM ÜMMETİNİ PARÇALAYAN VE BİRLEŞTİREN SEBEPLER

Hz. Peygamber’in vefatından itibaren zaman zaman, Osmanlı Devleti’nin yıkılışıyla daha fazla temayüz eden İslâm dünyasının geri kalmışlığının ve batılı devletlerin elinde adeta oyuncak olmasının bir takım sebeplerinin olduğu aşikardır. Dünyayı yöneten ve emsal teşkil eden bir misyonun kendisini başkalarının kontrolünde hareket eder hale gelmesi daha önce yapılan ancak daha sonra yapılmayan bir takım konuların olduğuna işaret etmektedir. Önceden yapılıp da şimdi yapılmayan veya göz ardı edilen meseleleri ayrı ayrı ele alalım.
 Hz. Peygamber ile birlikte vahyin inmeye başlamasıyla ortaya İslâm toplumu meydan gelmişti. Müslüman olmadan önce kız çocuklarını öldüren, helvadan yapılmış putlara ibadet eden, zayıf insanlara hayat hakkı tanımayan, ganimet olarak aldıkları insanları paçavralar gibi kullanan insanlar gitmiş yerine karıncayı bile incitmeyen, herkesin Allah’ın kulları olarak eşit olduğu, hakkın yenmediği, bir problem olduğunda kardeşini öncelleyen ve Allah yolunda malını ve canını veren konuma gelmişlerdi. Peki, onları bir halden diğerine çeviren iksir neydi. Şüphesiz o, Kur’an-ı Kerîm’di. Allah Teâlâ’nın mesajlarını ihtiva eden bir kitap demek ki istenilse insanoğlunun hayatını baştan ayağa değiştirebilmektedir. Bu noktada biz Müslümanların Kur’an ile konumları hangi konumdadır. Onunla muhabbetimiz hangi seviyededir. Yoksa bizim Kur’an ile münasebetimizin zayıf olması veya hiç olmamasının bugün yaşadıklarımızla bir bağlantısı var mıdır? Sahabiler, Allah’ın elçisine indirilen emirleri teker teker alıyorlar ve hayatlarına tatbik ediyorlardı. O günün Müslümanları yaşayan bir Kur’an gibi hareket ediyorlardı. Yaşayan Kur’an nasıl olur? Eğer Allah’ın Kur’an’daki emirleriyle hayatımız tanzim edilirse işte o zaman yaşayan Kur’an olmuşuz demektir. Onlar Kur’ân-ı yaşayarak seçilmiş insan oldular. Peki, bugün Müslümanların Kur’ân ile münasebetleri nasıldır? Genellikle Kur’an-ı yüzünden okumayı tercih etmekteyiz. Okuduklarımızın ne anlama geldiğini hiç merak etmeyiz. Hatta bazılarımız Kur’an-ı Kerîm’i bile okumayı bilmemektedir. Hayatlarının cenaze, düğün, önemli gün ve geceler gibi noktalarında da eğer icap ederse Kur’an-ı birilerine okutarak geçiştirmektedirler. Bunun içindir ki, mezarlıklarda taze yasin ve taze hatim okuduğunu söyleyen paragöz insanlar peyda olmuştur. Farklı zaman ve zeminlerde de söz konusu kişilere verilen bu paralardan bahsetmeyi ihmal etmemekteyiz. İslâm âlimlerin önemli bir kısmı sabah kalktıklarında güne Kur’an-ı Kerîm’i okuyarak başlamışlardır. Herhangi bir meseleyle karşılaşıldığında bu konuda Rabbimiz ne buyurmaktadır düşüncesini hayatlarında şiar edinmişlerdir. Ancak günümüzde biz Müslümanlar Kur’an-ı Kerîm’i sadece işimize geldiğinde ve zorunlu olarak muhatap olacağımızda hatırlamaktayız. İşte dünyaya hâkimiyet kuran Müslümanlar ile bizlerin Kur’an anlayışı budur. Çekilen sıkıntılardan kurtulmak için ilk olarak gözden geçirilmesi gereken nokta Kur’an’a yaklaşımımız olmalıdır.
Müslümanların İslâm’ı yaşama adına en önemli örnekleri Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’dir. Sahabiler onu hayatlarının en önemli parçası haline getirmişlerdi. O vefat ettiğinde inanamamışlardı. Çünkü O, Kurân ile bildirilen emirlerin uygulayıcısıydı. Hayatın her alanına dair konularda ona danışırlardı. Hayatın her alanına hâkim bir Peygamber idraki bugün bizler için ne ifade etmektedir. Onun sözleri olan Hadis-i Şerif’leri ne kadar tanımaktayız. Kaç tane hadis bilmekteyiz. Bir problemle karşılaşıldığında acaba bu konuda Hz. Peygamber ne tavsiye ediyor diye hiç düşündük mü? Bizim Peygamber diye bir gündemimiz var mıdır? Onu ne kadar tanıyoruz? Acaba hayatını kısaca anlatın denilse kaç cümle kurabiliriz? Günlük izlediğimiz diziler, orada oynayan oyuncular ve özel hayatları, daha önce kaç takımda ve nasıl oynadığını bile takip ettiğimiz futbolcular, çok güvendiğimiz malımız, mülkümüz, işimiz hakkında edindiğimiz bilgilerin yanında Hz. Peygamber’e yer ayırıyor muyuz? Yoksa sıralamaya bile girmiyor mu? Önderini tanımayan, mesajlarını hayatında dikkate almayan Müslümanların Müslümanlık seviyesini varın siz düşünün. Bu noktada biz Müslümanların Peygamber algımızı, bilgimizi ve hayatımızda yaşayan yönünü artırmamız gerekmektedir. Onun için ilk önce O’nun hayatını ve her gün sahih kaynaklardan hadislerini öğrenme yolunu takip etmeliyiz.
Bugün Müslümanlar olarak dikkat etmediğimiz bir diğer nokta geleneğimizi göz ardı ederek gelecek inşa etme yolunu tutmamızdır. Köksüz bir ağaç nasıl ayakta duramaz ise geleneğine sahip çıkmayan bir nesil heba olacaktır. Osmanlının son dönemleriyle birlikte batılılaşma çabaları bugün de devam etmektedir. Bunu yaparken bizi gerilettiği düşüncesiyle dini göz ardı etmeye çalışıyoruz. Hatta büsbütün hayatımızdan çıkarmak için düzenlemeler bile yapıyoruz. Aynı durum, diğer İslam ülkelerinde de denendi. Gelinen noktaya bakıldığında batı bizi yine Müslüman olarak görmekte biz ise onlardan görünmeye devam etmekteyiz. Her şey aslıyla kaimdir. Batılılar, geçmişte olduğu gibi bugünde hayatlarında, felsefelerinde ve inançların bir değişme olmaksızın emellerine ulaşmak için çabalamaktadırlar. Dün İslâm dünyasına haçlı seferleri düzenleyenler bugün de aynı ifadeler kullanıp mücadelelerine devam ediyorlar. Dün İslâm ve Müslümanları yıkmakla hareket edenler bugün onların yeniden neşvü nema bulmasının önüne set geriyorlar. İşlerine gelenleri kendi ilkelerine ters olsa bile destekliyorlar aksi yöndekilerin ise önünü kesmek için gayret ediyorlar. Ama bizler hala girdiğimiz batılılaşma rüyasından çıkıp da kendi öz benliğimizle hareket etmeyi hiç mi hiç düşünmüyoruz. Aileler olarak bizler çocuklarımızı hayatın başından itibaren doğruları anlatma yerine televizyona, bilgisayara ve internete teslim ediyoruz. Yetişen neslin yaptıkları karşısında da elimizden bir şey gelmiyor ifadelerine sığınıyoruz. Hem kendimiz hem de çocuklarımızı gelenek ile birlikte geleceğe taşımak durumundayız. Önde gelen bir mütefekkire din bizi geri bırakıyor değil mi diye sorulduğunda, “biz dini yaşamaktan geri kalmadık, onu yaşamayı bıraktığımız için geri kaldık” tespitinde meseleye hangi açıdan bakacağımızı işaret etmektedir.
Müslümanların sıkıntı çekmesinin en önemli sebeplerinden birisi de birlik ve beraberliğimizi kendi menfaatlerimize tercih etmemizdir. Bir Müslüman grup diğerini dışlayabilmektedir. Dinin yeğane temsilcisinin kendisi olduğunu ifade ederken diğerini inkârla suçlayabilmekte, biri kendisinin cennete girecek tek cemaat olduğunu söylerken diğerlerini cehenneme doldurmakta, dini en iyi anlayan olarak lanse ederken diğerlerini dalaletle suçlamakta, bir yere eleman alınacağında liyakatten çok benden olan biri gelsin diğer grup, cemaat, tarikat, parti ve millette mensup olmasın anlayışıyla hareket edilmektedir. Hak ve hukuk adına muhatap kim olursa olsun teslim etmeyi yeğlememekteyiz.
Bir yerde Müslümanlar sıkıntı çekerken sırf bizden değil diye onları acılarıyla baş başa bırakabilmekteyiz. Bir Müslümanın ayağına bir diken battığı haber alındığında normal bir olaymış gibi bakıp geçiyorsak orada bizlerin vicdanları körelmiş demektir. Müslüman dinamik insandır. Dünyanın bir yerindeki Müslümanın çektiği sıkıntılar onları ilgilendirmelidir. Bu bizim Müslüman olma bilincimizin gereğidir. Bugün dünyanın birçok yerinde Müslümanların sıkıntı çektiği bir gerçektir. Bu noktada bizlerin aramızdaki sorunları, farklı anlayışları bir tarafa bırakarak çoklukta birlik anlayışıyla hareket etmemiz gerekmektedir. Diğer din mensuplarına gösterdiğimiz anlayışı, hoşgörüyü ilk başta kendi kardeşlerimize göstermeliyiz. Eğer biz farklılığımızı zenginlik olarak kabul edersek ve bütünlüğümüzü sağlarsak Medine’de birbirine düşman olan Evs ve Hazreç kabilelerinin ortaya koyduğu başarıyı yakalayabiliriz. Onlar “Müslüman olma”, “Ensar olma” çatısı altında geleceğe yönelmişlerdi.  
Bugün hep birlikte Müslüman olma bilincini yenileme günüdür. Sağlam, bozulmamış değerlerimiz üzerine geleceği inşa etmeye yönelmeliyiz. Problemlerimizi kendimiz çözmeliyiz. Batının ayak oyunları karşısında yekvücut olmalıyız. Dünya kurulduktan bu yana hak ile batılın mücadelesi devam etmiştir. Önemli olan ilk başta kendimizden başlayarak bu mücadelede bizlerin ne yaptığıdır. Herkes
Yorumlar (0)
banner706
21°
açık
Günün Anketi Tümü
Sizce Sinop için hangi projenin yapılması daha önemli?
Namaz Vakti 20 Haziran 2021
İmsak 02:51
Güneş 04:57
Öğle 12:46
İkindi 16:48
Akşam 20:25
Yatsı 22:21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
banner637