banner710

banner600

banner534

22.12.2014, 01:01 1540

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BİR KÖPRÜ: OSMANLICA

            İnsanoğlu, duygu, düşünce ve isteklerinin dışa vurumunu iletişim kanallarıyla gerçekleştirmektedir. İletişimin çok farklı araçları bulunmaktadır. El-kol hareketleri, jest ve mimikler, görsel ve yazılı iletişim kanalları… Yazılı iletişim kanallarının dışındakiler anlık veri sağlamaktadır. Akılda kalması, bulunduğu zamandan sonraya hitap etme ihtimali ise yok denecek kadar azdır. Yazı ise, hem ortaya çıktığı dönemi, hem de daha sonraki zamanları etkisi altına alan bir yapıya sahiptir. Atalarımız, “Söz uçar, yazı kalır” veya “Kim yazarsa kalır, kim de ezberlerse uçar gider” şeklinde yazının değerini ifade eden sözler serdetmişlerdir.

Yazı; tarih, medeniyet, geçmiş, gelecek, kültür, yaşam, var olma, diğer milletlerden ayrılma, özgün olma, nesilleri inşa etme, bilgi, tecrübe ve birikimlerin aktarılması demektir. Kısaca insanoğlunun bütün yaşamını içine alan şümullü bir ifadenin ta kendisidir. Onun için, tarihsel süreçte milletler yazılarının değerini bilmek için ülkelerinde yoğun mücadeleler vermişler hatta savaşmışlardır. Yazılarının savaşını verenler, geçmişten geleceğe, nesiller arasında tevarüs eden bir miras bırakmışlar, millet olarak ilerlemişlerdir. Ancak hiçbir yazı mücadelesi vermeyen milletler ise köksüz ağaçlar misali bin bir türlü sıkıntıya düçar olmuşlardır. Birinci kısma, gelişmiş ülkeleri, ikinci kısma ise ülkemizi örnek göstermek mümkündür.

Osmanlı döneminde, milletimiz ve onun egemenliği altındaki bölgelerde Osmanlı Türkçesi anlamına gelen ve günümüzde Osmanlıca olarak bilinen çoğunluğu Türkçe, bir kısmı Arapça ve Farsça’dan geçen kelimelerden oluşmaktadır. Neticede insanların kullandığı dil Türkçedir.

1 Kasım 1928 yılında yeni cumhuriyeti inşa etme sürecinde kritik bir inkılap yapılmıştır. Bu, harf inkılabıdır. İnsanlar bir gün önce önlerine gelen metinleri okurken, bir gün sonra cahil hale gelmişlerdir. Bir gün önce kütüphanelerdeki kitaplarla haşir neşir olan bir kişiye, bir gün sonra yollar kapatılmıştır. Adeta Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan insanlar köksüz yepyeni doğmuş bir kültür ve medeniyet inşa edilme sürecinin baş aktörleri olmuşlardır. Mehmet Akif ve Bediüzzaman’ın söylediği gibi “Mimsiz bir medeniyet” inşa edilme süreci başlatılmıştır.

Bir inkılap yapılırken mutlaka üzerinde tartışma, öngörü ve derin analizler yapılmaktadır. Harf inkılabı yapılırken de benzer aşamalardan geçildiğini düşünmek gayet doğaldır. Bir günde insanları cahil kılan, dede ile torunu, geçmiş ile gelecek nesillerin arasını koparan bu inkılabın da belirli amaçlar çerçevesinde yapıldığı tespit edilmektedir. Bu durum, inkılabın mimarlarından İsmet İnönü’nün hatıralarında şu şekilde geçmektedir:

“Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Okur-yazar oranının düşük oluşunun yegâne sebebi, alfabenin öğrenilmesinin zor olması değildi. Uzun yıllar devlet, eğitim sorununa eğilmemiş, kütlesel eğitime önem vermemişti. Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslâm dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.” (İsmet İnönü, Hatıralar; C. 2, s. 223).

Aslında yeni inşa edilmeye çalışılan cumhuriyetin yönünün hangi tarafa olacağının adımlarının başında harf inkılabı gelmektedir. İnkılabın 1928 yılında yapıldığı düşünülürse, dış saiklerin telkinleri, tavsiyeleri hatta gizli anlaşma maddelerinde böyle bir emrin olabileceğini düşünmek hayalcilik olmamalıdır. Bizi bu düşünceye sevk eden temel nokta, ikinci dünya savaşından sonra Japonlara dayatılan anlaşma maddelerinde gizlidir. Anlaşma maddelerinden birisi, Japonların yazılarını değiştirmelerini içermektedir. Dönemin Japon yöneticisi, diğer maddeler her ne kadar ağır olursa olsun kabul ederiz, ancak bu maddeyi kabul edemeyiz demiştir. Sonuçta alfabeleri kalmıştır. O Japon yönetici, o gün içinde bulundukları durumdan çıkışın gelecek nesillerin elinde olduğunu, onların, yaşananları anlaması için geçmiş ile aynı dili kullanmaları gerektiğinin farkında/bilincindedir. Neticede Japonya kısa sürede kendini toplamış, bugün dünyanın 3. büyük ekonomisi haline gelmiştir.

Ülkemizdeki harf devrimine ise adeta güle oynaya gidilmiş, insanlara harf devrimi yapıyoruz, dili herkes kolay bir şekilde öğrenecek perdesi arkasında dinden, İslam dünyasından ve atalarımızın yazdığı eserlere ulaşamamaktan kaynaklandığı bariz bir şekilde zikredilmiştir. Bu, hesabı hem dünyada hem de ahirette verilemeyecek kadar ağır bir vebaldir.

İslam dünyasının kültür ve medeniyet serüveninde iki kırılma noktası bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Moğollar tarafından Bağdat’ın işgali, diğeri ise Batı İslam dünyası olarak zikredilen Endülüs’ün Hristiyanların eline geçmesidir. Moğollar Bağdat’a girdiklerinde, kütüphanelerde ne kadar kitap varsa, hepsini Dicle nehrine doldurmuşlar, nehir günlerce mürekkep renginde akmıştır. Endülüs, Hristiyanlar tarafından işgal edilince, özellikle Kurtuba’da kütüphanelerdeki kitaplar papazların riasetinde meydanlara toplanmış ve yakılmıştır. Binlerce kıymetli eser orada yok olmuştur. İslam kültür ve medeniyetinin eşsiz eserleri ve birikimleri orada silinmiştir. Her iki olay, İslam dünyası için ilerlemenin önünde hafıza kaybı olarak bir engel teşkil etmiştir. 1928 yılında yapılan harf inkılabı da ülkemiz adına bir kırılma noktasıdır. Kökü, tarihin derinliklerine ulaşmış bir milletin evlatlarına bir gecede siz artık cahilsiniz denilmiştir.

Cumhuriyetin kurucu iradesinin gelecek nesiller için ortaya koyduğu öngörüler belirli oranda tutmuştur. Ancak tam değildir. Çünkü 1950’li yıllara kadar yapılan baskı ile insanları değişime tabi tutma ameliyesinin tam olarak maya tutmadığı görülmektedir. Millet yine eski gelenek ve göreneklerine dönüşün kararını vermiş, bugünlere kadar da o şekilde gelmiştir. Bugün artık birçok yerde her ne kadar yeterli olmasa da atasının yazısını okuyabilen bir nesil vardır. Şimdiye kadar ihmal edilse de Osmanlı arşivleri bu memleketin evlatlarına hizmet vermeye devam etmektedir. Başbakanlığa bağlı İstanbul’daki Osmanlı arşivlerini okuyacak nesillere ihtiyaç vardır. Söz konusu yerde, yabancı birçok araştırmacı Osmanlıcayı iyi derecede bilerek oraya gelmiş, atalarımız üzerinde araştırma yapmaktadır. Onlar yurt dışından gelip Osmanlıcayı öğreniyorlarsa, bu memleketin evlatlarının da neler yapması gerektiğini her birimiz ayrı ayrı düşünmemiz gerekmektedir.

Dinden, imandan ve yazılan eserlerden kurtarmak için yapılan bir inkılabın bu millete ne kadar yaralar açtığını düşünmek bile akıllara zarar bir durumdur. Asırlardır dünyaya yön veren bir medeniyetin varisleri atalarını tanımamaktadırlar. Bu, her birimizin üzerinde bir sorumluluktur. Hem kendimize hem de çocuklarımıza atasını tanıma fırsatı vermemiz gerekmektedir. Bunun yollarından birisi hatta en önemlisi kullanılan yazıyı, Osmanlıcayı öğretmek olmalıdır. 

Yorumlar (0)
banner714
23°
açık
Günün Anketi Tümü
Sizce Sinop için hangi projenin yapılması daha önemli?
Namaz Vakti 26 Temmuz 2021
İmsak 03:27
Güneş 05:19
Öğle 12:51
İkindi 16:49
Akşam 20:13
Yatsı 21:57
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
banner637