Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri arasında çocukluk obezitesi sıralamasında birinci sırada yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Emin Kuru, çocuk ve yetişkinlerde görülen obezitenin önüne geçilebilmesi için sağlık, gıda ve tarım politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin sağlık, tarım ve gıda politikaları hakkında çeşitli eleştirilerde bulunan Prof. Dr. Emin Kuru, yaptığı açıklamada şunları söyledi;

“Avrupa nüfusunun yüzde biri altında yaşlı nüfusa sahip olduk. Avrupa’da obez çocuk sıralamasında Türkiye birinci sıradadır. Dünyada obez çocuk sıralamasında Türkiye üçüncü sıradadır.

Obez kadın doğuramaz. Obez erkek çocuk yapamaz. İktidar nüfus politikasına bu pencereden bakmalıdır, eğitim sistemi, gıda tüketim politikası bu gerçek üzerinden planlanmalıdır.

Gençlere “evlenin, üreyin para verelim” projesi etkili olamayacağı görülmektedir. Bütün canlı aleminde üreme şartları olduğu gibi insanda da evlenmenin, üremenin fizyolojik, psikolojik, sosyolojik, kültürel ve fiziki şartları vardır. Olumsuz şartlarda hayvanlar bile üremiyor.

Türkiye’nin yönetim politikaları, çalışma şartları evliliğe teşvik edici değildir. Daha çok kadını erkeğe rakip yapan düzenlemeler görülmektedir. Erkek mahkeme kararı ile evinden uzaklaştırılıyor. Kadınlar evlenip ayrılmayı, nafaka ile geçinmeyi hayat tarzına dönüştürdü. Kadına ölen babadan, kocadan kalan maaş meşru evliliği engellemektedir. Bu vb. durumlar evlilik hayatını olumsuz etkilemektedir. Masa başında üretilen projeler ve yasalar toplumsal uyum ve huzura hizmet etmemektedir.

Sinoplu emekli öğretmen Koca'dan acı haber!
Sinoplu emekli öğretmen Koca'dan acı haber!
İçeriği Görüntüle

Kızlarımıza anneliğe uygun meslek seçimleri teşvik edilmelidir. Aile Bakanı’nın yaptığı gibi tır şoförlüğü gibi meslekler teşvik edilmemelidir. Kadın “ben istedim” derse yasanın yapacağı bir şey olmuyor. Bu, kadına fuhuş serbest anlamı taşımaktadır. Fuhuş kadına da erkeğe de yasak olmalıdır. Meslek seçimi ve ücret politikası, ailesine bakabilecek maddi ve manevi gücü yakalamış genç erkek nüfusunu oluşturmak için olmalıdır. Köylerde genç nüfusu barındırmak için kısa, orta ve uzun vade planlamalar yapılmalıdır. Köyü olan, metropol şehirlerde yaşayan gençlere köye dönük üretim ve iş kurmak için aile mutabakatı beyanı ile eğitimde, kredi kullanımında, üniversite girişinde farklı avantajlar sunulmalıdır. Arazi miras hukuku Fransa benzeri olmalıdır.

Ülkemizde ekonominin gidişatı malumdur. Bir lira üretip harcıyoruz, iki lira borçlanıyoruz, ithal ediyoruz, üretmiyoruz. Bu sistem ülkeyi iflasa sürükler. 80 milyonluk nüfusun kırk milyonu Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastadır. Hasta toplum üretkenliğini kaybeder.

Dünyada ilk beş yüze giren üniversitemiz kalmadı.

Nüfusumuzun yüzde dördü çiftçidir. Bunların yaş ortalaması 48’dir. Yaşlı çiftçi üretiyor, nüfusun yüzde 86’sı tüketiyor. Üretilen yetmiyor, ithal ediliyor. İthal gıda politikası bağımlılıktır. Gıda üretimi önemlidir. Gıda silahtan daha stratejik üründür.

“Kırk bin gence kırk bin köy vereceğiz” vaadini hayretle okudum. Evliyse iki maaş, bekârsa bir maaş projesi komik bir şey. Köy gerçeğine, tarımsal üretim becerisine uymayan, masa başında uydurulmuş saçma ve istismara müsait bir projedir.

Köye dönüşler gerçekten isteniyorsa psikoloğu, sosyoloğu, uygulayıcı çiftçisi, çobanı velhasıl uzman bir kadro ile planlanmalıdır.

Eğitim politikası SOS veriyor. Meslek eğitimi öldü. Köylerde tarıma yönelmiş genç kalmadı. Sanayi sektörü ve Türk tarımı çalıştıracak genç bulamıyor. Tedbir olarak 3308 sayılı çıraklık yasasının çok cazip hale gelmesi gerekiyor. Meslek eğitiminde çırak desteğinde 22 yaş sınırlaması yanlıştır, anayasayı ihlaldir. Acilen kaldırılmalıdır.

İşsizlik fonunda biriken yüzde ikilik vergi geliri anayasanın talimatı doğrultusunda meslek eğitimi için harcanmalıdır. Bu paraların amaçsızca İŞKUR vasıtasıyla fakir üniversite öğrencilerine verilmesi, fakir öğrencinin zengin öğrenciye elinde toz bezi ile süpürge ile hizmet ettirmek anlamı taşır. Bu çalışma şekli fakir öğrencinin psikolojisini bozacaktır. Mezuniyet sonrası uyumsuz, huzursuz ve kindar birey olarak hayat sürecektir.

Üniversite gençliğine burs ve kredi ile destek vermek pedagojik olarak doğru politikadır. Pandemi dönemi ile beraber 6 milyon işsiz üniversite genci ile 16 milyon genç emeklimiz var. İsteyenleri meslek eğitimine yönlendirerek küçük işletme sahibi olmaları sağlanmalıdır. Sayısı çok fazla olan Anadolu imam hatip liseleri meslek lisesi statüsüne geçirilerek ziraat meslek lisesi ya da tarım meslek lisesine dönüştürülmelidir. Kur’an kurslarında, imam hatiplerde, tüm liselerde beceriye dönük el işi dersleri vb., doğayı tanıyacak arıcılık dersleri vb. konulmalıdır. Doğayı tanımadan, beceri eğitimi olmadan yaşam olmaz. Peygamberlerin, padişahların dahi mesleği vardı; kimi çobandı, kimi marangozdu. Neden ibret alınmıyor? Emperyalizm beceri eğitimini istemez. Becerisi olmayan gençlik için emrivaki ile mi karşı karşıyayız?

126 tane siyasi parti oldu. Neden anayasal garantili parti içi demokrasiyi öne çıkaran partiler yasası, seçim sistemi ülkemizde uygulanmıyor? Halkımız çok mu cahildir? Yoksa kimi meclise göndereceğini, kimi eleyeceğini bilmeyecek kadar ferasetten çok mu uzaktır? Karanlık odakların aportta beklediğini biliyoruz. 126 partili demokrasiye ülkemiz layık değildir. Dış güçlerin finanse edebileceği bazı partilerle ülke demokrasisi rayından çıkarılabilir.

Helal ve temiz oylara ipotek konularak milletin iradesi gasp edilecek endişesi yaşıyor Türk halkı.

Geçmiş yıllarda olan partili üye ile ön seçimli ya da tercihli seçim sisteminin halka iade edilmesi gerekiyor. Bu durum Türk milletine karşı vefadır, samimiyettir, saygıdır. Türkiye’nin bir numaralı sorunu seçim sistemidir. Siyasette kalitenin düşmesinin, CHP’deki liderlik kargaşasının da nedeni partiler yasasıdır, seçim sistemidir. Ekipçiliği, hizipçiliği körükleyen, liyakati öldüren seçim sistemi anayasal garantili demokratik yapıya kavuşmalıdır. Vekillere ticaret yapma özgürlüğü getirildi. Kendi aralarında zengin olma yarışı yaptıran bu özgürlük bolca hırsız damgalı vekil, belediye başkanı ile 126 parti üretti.

Vekillerimiz zamanlarının büyük çoğunluğunu kendi ticarethanelerine para kazandıracak işlere ayırmakta haklılar. Alkışlanacağı yerlerde görüntü verip toplumun, ülkenin, vatandaşın sorunlarına zaman ayırıp problem çözmek için meşveret ve çaba sarf eden çok az vekil görebiliyoruz. Hatta meclisteki oylamaya bile katılma zahmetleri olmadığından Meclis Başkan Yardımcısı ve parti genel başkanlarından fırça yediklerini basından öğreniyoruz. En doğrusu vekiller ön seçimle belirlenmeli ve ticaret yapma yasağı gelmelidir. Bu yazdıklarım Kürdü, Türkü, dinliyi, dinsizi, milliyetçiyi, milliyetsizi ve sade vatandaşları ilgilendiriyor. Harama bulaşıp tuzu kuru olanları pek ilgilendirmiyor, onlar her iktidarda dümenini çeviriyor. İsteyenler yazdığım problemleri dosdoğru anlar, kendine dert eder, oy verme kriteri yapar. İstemeyenler yazıyı okumayıp ağıtlı müzik dinler.

Tüm hemşehrilerimin Kurban Bayramı'nı kutluyorum.”

Muhabir: Türkan Karaoğlu