Prof. Dr. Emin Kuru, yaptığı anlaşmada şu ifadelere yer verdi;
“Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan antlaşması Amerika'yı ve İsrail'i dize getiren Çin-Rus-İran ittifakına karşı Amerikan projesi gibi görünüyor. İran'a saldıran Amerikan üsleri ağırlıkla Suudi Arabistan'dadır. Suudi Arabistan Yemen'le savaş durumundadır. Yemen'de Amerika'ya, İsrail'e karşı savaş halindedir, bu ayrıntı önemlidir. Suriye'de yönetim Esed sonrası hâlâ oturmamıştır. Türkmen varlığını inkâr üzerine yürütülen İslam soslu Amerikan güdümlü yönetim, Irak'la hâlâ sorunlarını çözememiştir. Irak yönetimi Kerkük valiliğini Türkmenlere vererek petrol imkânlarını sunarak Türkiye ile ittifak kapılarını ağzına kadar açtı. Umarım Türkiye bu imkânı değerlendirir. Ama hemen dibinde Türkiye'nin inşa ettiği, Yahudilerin kaybolan 11 kavmi Barzani ailesinin sözde Kürdistan'ı, Amerikan üssü olarak her türlü ihanete hazır durumdadır.
Suud sülalesi, Yahudilerin kaybolan 12 kavmi olarak biliniyor. Onun için ellerinde İslam'la alakası olmayan Vahhabilik diye İngilizlerin yazıp verdiği, İslam'la uyuşmayan, Kur'an dışında yaşantıları vardır. İslam'a samimi olmadıkları kesindir. Kâbe'de Müslümanların kestiği kurban etlerini İsrailli askerlere gönderdikleri basında hep yer aldı. İran karşısında çok fena rencide olan Amerika ve yavrusu İsrail'i psikolojik olarak rahatlatacak bu antlaşmaya Pakistan'ın Türkiye'ye olan kök bağları, yani Türklükle olan gönül bağları vesilesi ile böyle bir antlaşmada yer alması sağlanmıştır. Bu antlaşma dostumuz Trump'ı biraz rahatlatmıştır. Ama İran, Çin, Rus ittifakını tedirgin etmiştir.
Yeni bir dünya savaşının saflarını belirleyen taşlar döşeniyor. Bu antlaşma Türk Devletler Teşkilatı'nın Turan ve Kızılelma yolculuğunu ikinci plana itmiştir. Türkiye, misyonu dışında adım atmıştır. Zaman her şeyi netleştirecektir. Türkiye'ye büyük umutlarla, soydaş bilinci ile gönül bağlı olan bu antlaşma, Türk devletlerini Çin ve Rusya'nın safına itme gibi yoruma açık hale gelmiştir. Amerika'yı rahatlatan bu antlaşma, millet olma yolculuğumuzdan ümmete dönüş olarak önümüze çıkabilir. Aslında Türkiye'nin yüce menfaati, millet bilinci ile dünyadaki yedi Türk devleti ve 350 milyon soydaşı ile gönül coğrafyamızı pekiştirmekten geçmektedir, askerî, siyasi, ekonomik iş birliğini aktif hale getirmekten geçmektedir.
Tüm İslam ülkelerinin yöneticilerinin CIA'da toplanmış dosyaları var. İnsan içine çıkamayacak, yargılanacak suç belgeleri var. Epstein Adası'ndeki rezaletten beter dosyaları olanlarla nasıl İslam birliği kuracaklar? Bunların hırsızlık, pedofili, cinayet vb. yaşantılarını basından öğrenmekteyiz. Yani böyle bir birlik kurulsa da direksiyon Amerika ve İsrail'de olur ama Türkiye'nin B planı var gibi.
Bütün bunlardan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yaptığı çok önemli bir açıklama oldu: Bu birlik tüm İslam ülkelerine açıktır, katılabilirler, dedi. Bu cümle dünyayı dizginletecek cümledir. Eğer bu paktın içine İran bir şekilde dâhil edilebilirse, Türkiye'nin dış politikası Kanuni Sultan Süleyman dönemi kadar etkili, dünyayı avcuna almış bir Türkiye meydana gelebilir.
Türkiye'nin bu anlaşmadan sonra atacağı adımlar hem kendi yönünü hem de yeni bir dünya savaşının kaderini belirleyecektir. Rusya'nın Çin, İran üzerinden Orta Doğu'daki hesabı bozulabilir. Amerika'nın Suudi Arabistan ve Türkiye üzerinden kurduğunu sandığı Yahudi hizmetkârlığı görüntüsünü ters köşe yaptırabilir bu antlaşma. Tabii her şey bu paktın içinde İran ve Türk devletlerinin girip girmeyeceğine bağlıdır.
Eğer bu pakta ileride yedi Türk devleti ve İran da dâhil edilirse Cumhurbaşkanı, sağlığında Kızılelma'nın temellerini atan devlet adamı diye tarihe geçer. Eğer dostum Trump'ın onurunu kurtarmak için Suudi Arabistan'la beraber İran'a karşı savaş ya da hasmane bir politika oluşturulacaksa ABD, İsrail, Çin, Rusya arasında yeni bir dünya savaşının bu İslam antlaşması ile fitili ateşlenmiş olur. Bundan sonra Türkiye, insanlığın beklediği kıyamet savaşında kilit roldedir. Sınavı ağırdır.
Ya İran bu pakta dâhil olur, Türkiye tüm emperyal güçlere gol atar ya da İran'a tavır takınarak Amerikan ve İsrail uydusu olduğumuzu dünyaya ilan ederiz. Herkes iyi bilsin, İran kadim bir Türk yurdudur. Pakistan da kadim Türk yurdudur. Türkü Türk'e kırdırma politikasına hiç kimsenin gücü yetmeyecektir artık. Bu oyunu milletimizin sağduyusu bozacağından insanlık emin olsun.
Dünyayı yöneten pedofili sapıklardan kurtaracak tek çıkar yol Türk Devletler Teşkilatı'nın ayağa kalkmasıdır. Turan ordusunun sözde değil, icraatte hayata geçmesidir. Türk devletlerinin dilde, fikirde, işte birlik hedefinin lafta kalmamasıdır. Dünya Türkün güç merkezine er ya da geç teslim olacaktır, olmak zorundadır. Âlemleri Yaradan'ın insanlığa müjdesi böyledir. İnsanlık tarihinde övgü dolu puntalarla anılan Türk devlet adamlarına, Türklüğe hizmet edenlere ne mutlu.”






