“Son günlerde bir öğretmenimizin, öğrencilerine yardımcı kaynak kitap önerdiği gerekçesiyle, basında dillendirilmesi ve şikâyete konu edilmesini üzüntüyle karşılıyoruz.” diyen Türk Eğitim-Sen Sinop Şube Başkanı Yusuf Haskılıç, sendikası adına yaptığı açıklamada şunları söyledi;
“Öğretmenlik her vesileyle ve her ortamda dile getirilecek, rencide edilecek bir meslek değildir, Öğretmen ise ‘Vurun Abalıya..!’ mantığıyla, araştırmadan, sormadan basının dile dolayacağı, kamuoyunun önüne atılacak bir kişi ve karakter hiç değildir.
Aylar önce bir tavsiye niteliğindeki yazıyı ve öneriyi, bir maden bulmuş gibi, uzun bir aradan sonra iştiyakla sosyal medyada dillendirilmesi bu mesleğin itibarsızlaştırılmasından, Eğitim-Öğretim Liderliği yapmasının engellenmesinden başka bir sonuç vermez. Sınav ve Müfredat sistemlerinin sık değişikliğine adapte olmaya çalışan, bu değişikliklerden öğretmen ve velisini haberdar ederek, çocukları gibi gördüğü öğrencilerini olası bir mağduriyetine engel olmaya çalışan bir Eğitimciyi böyle suçlamak akla ziyan bir davranıştır.
Kaldı ki, 2 yıldır uygulanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” çerçevesinde öğrencilerimize, ders kitabı dışında her dönem en az 1 kitap okutulması Bakanlığımız tavsiyesidir. Öğrencilerimizin tek bir kaynak ve tek bir görüşten beslenerek değil de, farklı kaynak ve dokümanlardan, belgelerden, eserlerden yararlanmayı, dünyaya tek bir görüşten değil de, farklı pencerelerden ve renklerden görebilmeyi sağlamaya dönük bu önemli ve gerekli uygulamanın, müfredatlar için de aynı şekilde uygulanmaya çalışılan bir yönteminden başka bir şey değildir yardımcı kaynaklardan yararlanmak.. Üstelik öğretmen sadece önerir ve tavsiye eder, zorunlu da tutmaz. Bunu biraz da velilerin zorlaması, öğrencilerinin de istemesi ile yapmak zorunda kalır. Çünkü böyle yapmadığı takdirde de “ödev vermeyen, kaynak aldırmayan, öğrencilerini iyi yetiştirmeyen öğretmen..” olmakla itham edilir. Hem de kendi velisi tarafından.
Öğretmenler, öğrencilerin akademik gelişimini desteklemek amacıyla farklı kaynaklardan yararlanabilir. Yardımcı kitaplar, müfredatı pekiştirmek, konuları daha anlaşılır hale getirmek ve öğrencilerin sınavlara daha donanımlı hazırlanmasını sağlamak için kullanılan araçlardır. Bu tür kaynakların önerilmesi, öğretmenin pedagojik sorumluluğunun da bir parçasıdır.
Öğretmenler, eğitim-öğretim sürecinde bilimsel ve pedagojik yöntemleri uygulama özgürlüğüne sahiptir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk eğitime özellikle öğretmene her zaman değer vermiş ve günümüz eğitim anlayışına ışık tutacak bir çok sözleri vardır. Özellikle şu sözlerini şiar edinmemiz ve hiçbir zaman unutmamız gerekiyor:’’ ÖĞRETMENLER, YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ OLACAKTIR’’.’’ MİLLETLERİ KURTARANLAR YALNIZ VE ANCAK ÖĞRETMENLERDİR.’’ Bu durumda eğitimcinin işini yapmasına engel ve moralinin bozulmasına neden olunursa ,çalışma şevki kırılırsa yeni nesilleri nasıl yetiştireceğiz? Türk Milletini nasıl ayakta tutacağız? Muasır medeniyet seviyesinin üstüne nasıl çıkacağız? Bunun içindir ki bu tip söylemler,haberler,paylaşımlar… yapılırken daha dikkatli olunmalı toplumun geleceğine kısa ve uzun vadede büyük hasarlar verildiği unutulmamalıdır.
Öğrencilerin başarılarını artırmaya yönelik çabaların şikâyet konusu yapılması, öğretmenlerin mesleki motivasyonunu zedeler. Sendikamız, öğretmenlerin mesleki özerkliğini ve eğitim hakkını korumakla yükümlüdür. Öğretmenimizin yanında olduğumuzu ve bu tür şikâyetlerin eğitim sürecini sekteye uğratmaması gerektiğini kamuoyuna duyuruyoruz.
Eğitimde kaliteyi yükseltmek için öğretmenlerin öneri ve yönlendirmelerinin desteklenmesi şarttır. Türk Eğitim-Sen olarak, Öğretmenlerimizi hedef alan haksız açıklamaları ve şikayetleri doğru bulmuyor, benzer durumlarda öğretmenlerimizin yanında olacağımızı belirtiyor, Öğretmenlerimizin emeğini değersizleştiren, öğrencilerin eğitim hakkını gölgeleyen bu tür girişimlere karşı duruyor; eğitimde özgürlük, bilimsel yaklaşım ve pedagojik sorumluluk ilkelerinden taviz vermeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.”





