Tarih, geçmişten ders alıp; geleceğe emin adımlarla yürümek içindir.



Bir millet, geçmişindeki kahramanları ile gurur duyar. Onların hikâyeleri ile çocuklarını eğitir.

Anlayamadığım olay şudur. Neden tarihimiz doğru yazılmıyor?

 Gerçekler birdir. Bir yazarın dediği başka, diğer yazarın dediği başka oluyor.

Son günlerde, Çanakkale ile İlgili kitaptan, Seyit Onbaşı konusunun çıkartıldığını medyadan duyuyoruz. İki sene önce gittiğimde rehberimiz, heykelleri üzerinde duruyordu. Yok, “önce yapılan yanlış onu ziyaret etmeyin, yeni yapılan doğrusu. Mermiyi sırtında değil, kucağında taşıyor, yok kucağında değil, sırtında taşıyor”,diye.

Önemli olan, kucağında veya sırtında taşımış olması mı, yoksa o 275 kiloluk mermiyi son anda son çare olarak kucaklayıp namluya koyup, düşman gemisini batırarak kurtuluş savaşını kazanmamıza sebep olan hareketi yapmış olması mı?

Bu bir karamanlıktı. O mermi namluya sürülmemiş olsa, iyi nişanlanıp düşman gemisi batırılmamış olsa, o düşman Çanakkale’yi geçecek, İstanbul’u kuşatacaktı.

 Zaten, vatanı kurtarmaktan korkan, o zamanın bazı idarecileri, manda yönetimine girmek için can atıyorlardı. Kimisi, İngiliz mandasına girelim, kimisi, Fransız mandasına girelim, diye konuşuyorlardı. Şayet, o gemi geçmiş olsaydı; bugün bayrağımız dalgalanmıyor olacaktı. İstiklal Marşımız yazılmamış ve söylenmiyor olacaktı. Minarelerimizden ezan sesleri duyulmuyor olacaktı.

Seyit onbaşıları, Ulubatlı Hasanları, Uzun Mehmetleri hayal ürünü diyerek; isimlerini unutturma çabasında olanlar; acaba niçin bu şekilde bir çabası içindeler?

 Ezandan, bayraktan, İstiklal marşından rahatsız mı oluyorlar?

O, Seyit Onbaşı ki; komutanı yaptığı bu olağan üstü başarısı karşısında onu ödüllendirmek ister. Ödül kabul etmez. Komutanının ısrarı üzerine yarım ekmek fazladan almayı kabul eder. Her askere yarım ekmek verilmektedir. Ancak seyit onbaşının o irim yarım gövdesine ve midesine yarım ekmek az gelmekte ve doymamaktadır. Ancak, daha ilk ekmeği fazladan alıp yemeğe başlar. Yarısını yer, fazlasını ağzına alır ama boğazından geçmez. Arkadaşları yarım ekmek yerken o fazlasını yiyemez ve yarım ekmek ödülünü geri bırakır

Savaş sonrası, maaş bağlanması istenir. “Ben maaş için değil vatan için çarpıştım” der, maaşı kabul etmez.

 Bu, karamanlık değil de nedir?

 Bu, Türk’üm! diyen birinin övünmesi gereken bir kahraman değil de nedir?

 Değil, Çanakkale tanıtımı ile ilgili rehberlik kitaplarından çıkartılmak; ders kitaplarına dahi konmalı ve çocuklarımız, bu vatanı bize atalarımızın ne şartlarda bıraktığını bilerek yetişmeli. Vatana sahip çıkma ruhu ile yetişmeli

İlk önce, “vatan” diyebilmeli.

- - - -