banner710

banner600

banner534

02.12.2013, 17:52 1490

İSLÂM'A KARŞI İSLÂM

Dünya kurulduğundan günümüze ve kıyamete kadar hak ile batılın savaşı devam edecektir. Doğru ile yanlışlar çarpışacaktır. Doğrunun boşalttığı alan, batıl ile doldurulmaya çalışılacaktır. Bu durum, mutlak irade sahibi Rabbimizin bir yazgısıdır.
Hak ile batılın mücadelesi, sadece karşıt cephelerde meydana gelmemektedir. Bu, aynı zamanda, aynı duygu, düşünce, inanç değerlerine sahip bireyler arasında da oluşabilmektedir. En çarpıcı örnek, Müslüman olduğunu söyleyenlerin, yine Müslümanları acımasızca öldürmesinde görülmektedir.
Bugün İslâm dünyasının birçok yerinde savaşlar yaşanmaktadır. Dikkat edilirse yapılan savaşların hemen hemen hepsi, iki Müslüman grup arasında cereyan etmektedir. Afganistan’da, önce Sovyetler Birliğine daha sonra Amerika’ya karşı mücadele veren Müslümanlar, şimdi birbirlerinin gırtlağına yapışmış durumdadır. Nükleer tek Müslüman devlet olan Pakistan’da Taliban ile devlet mücadele etmektedir. Somali’de, Müslüman olan yönetime karşı el-Kâide’ye bağlı eş-Şebâb örgütü mücadele vermektedir. Mısır’da, Müslüman Kardeşlerin yönetiminde olan idareye, kendisi de Müslüman olan bir kişi tarafından darbe yapılmakta, onları destekleyenleri ise gözleri kırpmadan öldürebilmektedir. Suriye’de yaşananlar da mezkûr olaylardan farklı değildir.
Yukarıda zikredilen örneklerde, ölen de öldüren de “Allahu Ekber” ifadesini ağzından düşürmemektedir. Dışarıdan bunlara bakan bir kişi, “ölen de Müslüman öldüren de Müslüman” demekten kendisini alamamaktadır. İslâm’a karşı dikilen İslâm anlayışından hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu düşünmek gerekmektedir.
İslâm coğrafyasının bazı bölgelerinde ise, mezhepler arası çatışmalar yaşanmaktadır. Özellikle, Pakistan, Irak ve Suriye’de Sünniler ile Şii Müslümanlar çatışmaktadır. Gün geçmemektedir ki, Irak’ta her iki taraf birbirinin bölgesine gidip bombalar patlatmaktadır. Ölen de Müslüman öldüren de Müslüman, mezhepler arası gerilim hangisinin hanesine kazanç veya sevap olarak yazılacaktır.
Hem Müslümanların birbirleriyle hâkimiyet mücadeleleri hem de mezhepler arası çatışmalarda iki farklı yönle muhatap olmaktayız. Birincisi, hâkimiyet mücadeleleri, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in vefatından itibaren Sıffin ve Cemel vakıalarıyla başlayan bir süreçtir. Günümüzde de bunun yaşanması normaldir. Ancak, mücadele edelim derken, her iki tarafında birbirlerini öldürmesi İslâm’ın kabul edeceği bir durum değildir. Eşit şartlarda, herkesin hakkını gözeten bir idare yapısını Müslümanlar kendi aralarında kurmalıdır. Onun dışındaki öldürmeye varan durumlarda, nefsin ve şeytanın amaçlarına hizmetten başka bir şey yoktur. İkinci farklı durum ise, aynı dine inanan kişiler arasındaki yorum farklarından meydana geçen mezhepler arasında yaşanan mücadelelerdir. Mezhepler arasında hicri 4. ve 5. asırda zirveye ulaşan tatlı bir rekabet yaşanmıştır. Günümüzde de devam etmektedir.  Mezhepler, bir ağacın farklı dalları gibidir. Bir uygulamada biri bir rivayeti dikkate alırken, diğeri yine Hz. Peygamber’in başka bir uygulamasını hayata geçirmştir. Tatlı bir rekabetin olması gerekirken, aynı dine inanan bireyler birbirini öldürmektedir. İslâm dünyasında, Şiilik İran’ın diğer İslâm ülkelerine yaymak istediği bir mezheptir. Körfez savaşı sonucu Irak’ta yönetime Şii mezhebine mensup yöneticiler gelmiştir. Dolayısıyla Irak’ta Şiilik daha fazla yayılma alanı bulmuştur. Şii olan Suriye yönetimine İran destek vermektedir. Bütün bunların karşısında Batı ve diğer İslâm ülkeleri sadece seyretmektedir. Mısır’da Müslüman bir generale darbe yaptırılırken, Kıpti olan bir kişi cumhurbaşkanı seçilebilmektedir. Darbe yapan ve binlerce Müslümanı öldürenlere ise bir başka İslâm ülkesi destek verebilmektedir.
Bütün bu durumlar, İslâm coğrafyasında her dönem olduğu üzere Müslümanların kendi meseleleri arasında kaybolmaları, birlik beraberlik adına bir araya gelmemeleri adına yürürlüğe konan bir tezgâhmış gibi gelmektedir. Bu noktada Müslümanların Alevi, Sünni ve Şii fark etmez, daha fazla teyakkuz halinde olması gerekir.  
Gruplar ve mezhepler arası çatışmaların dışında, İslâm’ın diğer İslâmî anlayışlara karşı olduğu başkaca durumlar söz konusudur. Mesela, dini kisveye sahip, toplumun önünde olan bazı kişiler sadece Allah’a inanıp da Peygamber’e inanmayan kişilerin de cennete gireceğinden söz etmektedir. Allah’a inanan kişilerden kasıt, Yahûdî ve Hristiyanlar’dır. Sadece Allah’a inanan kişiler eğer cennete girecek idiyse, niçin Hz. Peygamber Yahudi ve Hristiyanları dine girmeleri yönünde emek sarf etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de inanmayanların ebedi olarak cehennemde kalacağı, eğer Allah’ı seviyorsanız Peygamber’e tabi olun, kim Rasûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur, şeklinde onlarca ayet bulunmaktadır. Sadece Allah’a inananlar da cennete gireceği doğru olsaydı, Allah Rasûlü niçin Hristiyan olan hükümdarlara “Müslüman olun, kurtulun” şeklinde mektup yazmıştır. Ortaya çıkan İslâm anlayışı, İslâm’ın temel nasları ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadis-i şerif’leriyle çakışmaktadır.
1980-90 yıllardan itibaren ülkemizde özellikle Kur’an mealini okuyup, orada geçen hükümlerden zâhiren anladıklarıyla hareket etmeye çalışan, mealciler olarak nitelendirilen bir grup ortaya çıkmıştır. Söz konusu kişiler, okudukları ayetlerdeki hükümlere uymadıklarını düşündükleri kişileri kâfir olmakla itham etmişlerdir. Mesela, “Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyenler kâfirlerin”, bir başka ayette ise “fasıkların ta kendileridir”, şeklinde ayetleri okuyup, yönetici konumundaki kişilere, bunlar Allah’ın hükmüyle hükmetmiyor diyerek, inkârla suçlamışlardır. Söz konusu kişiler, hadis-i şerif’lere de benzer bir şekilde yaklaşmışlardır. Mesela, “namaz kılmayanlar küfre düşmüştür”, şeklinde Hz. Peygamber’in sözünü zahiren alıp, namaz kılmayanları küfürle itham edebilmişlerdir.
Söz konusu kişiler, yaptıklarını din adına ve dinin hükümlerini başkalarına anlatma babında yapmaktadırlar. Kâfirlik ile itham ettikleri kişiler ise, Müslümandır. Onların temsil ettiği din de İslâm’dır. Buradaki temel problem, ayet ve hadisleri doğru anlamamaktan kaynaklanmaktadır. Allah’ın hükmüyle hükmetmiyor denilen kişilerin inanmayanlar olduğunu, namazı terk edenin de Allah’ın verdiği nimetler karşısında küfranı nimette bulunduğuna işaret vardır. Çünkü bir insanın dinden çıkması, iman ile alakalı bir konudur. Kişinin dinden çıkması ya dinden çıktığını söylemesiyle ya da dinin naslarını inkâr etmekle meydana gelir.
İslâm’ın İslâm’a karşı olması, dinden kaynaklanan bir durum değildir. Kişilerin algıları, dünyevi görüşleri veya İslâm dünyasıyla problemi olan başkalarının emir ve tavsiyeleriyle hareket etmesiyle alakalı bir durumdur. Müslümanlar, her şeyden önce dinlerini iyi öğrenmek durumundadırlar. Aralarında bir mesele varsa, onu başkalarını karıştırmadan çözme mekanizmasını geliştirmelidirler. Müslüman olmayanlar, güçlü bir İslâm dünyası arzu etmemektedirler. Kendi içine kapanmış, birbirleriyle didişen Müslümanlar, onlara her daim güzel gelmektedir. Müslümanlar, aralarında farklı anlayış sahiplerini hoşgörüyle karşılayıp, birlik beraberlik adına özveride bulunmak zorundadır. İslâm, barış dinidir. Ancak bunu biz ilk başta kendi aramızda gerçekleştirmek zorundayız. Dökülen her bir Müslümanın kanı, yanlış anladığımız her hükmün sonucunda ortay çıkan durumlar, Yaratanın bizlere verdiği emanete riayet edememenin mesuliyetini taşımakla eş değerdir. Rabbim, İslâm’ın karşısında başka bir İslâmî anlayışla mücadele etmeyi değil, yekvücut olup, ilahi mesajın henüz ulaşmadığı kişilere dini ulaştırmayı tek amaç edinen kullarından etsin.
Yorumlar (1)
seraltan 8 yıl önce
amin rabbim islam ümmetine izzet versin inşaallah.
banner706
20°
açık
Günün Anketi Tümü
Sizce Sinop için hangi projenin yapılması daha önemli?
Namaz Vakti 20 Haziran 2021
İmsak 02:51
Güneş 04:57
Öğle 12:46
İkindi 16:48
Akşam 20:25
Yatsı 22:21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
banner637