Sinop'un turizm potansiyeli Pekin'de ele alındı
Sinop'un turizm potansiyeli Pekin'de ele alındı
İçeriği Görüntüle

Eğitim ve bilim emekçilerinin 2025 yılı boyunca yüksek enflasyon karşısında kayba uğradığını vurgulayan Eğitim-İş Sinop Şube Başkanı Celal Tuncay Şahbenderoğlu, "Eğitim ve bilim emekçilerinin yaşamış olduğu hak kayıpları ve ihlallerine karşı taleplerimiz gerçekleşinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!" dedi.

Eğitim-İş'in "Eğitim ve Bilim Emekçilerinin 1 Yılı" başlığıyla yayımladığı raporda şu bilgiler yer aldı;

"2025 yılı emekçilerin umutlarının karşılıksız kaldığı, geçim sıkıntılarının son bulmadığı aksine daha içinden çıkılmaz bir hal aldığı, halkın gelirinin adeta pula döndüğü bir yıl olmuştur.

Bilindiği üzere 2023 yılında imzalanan 7. Toplu Sözleşmede pandeminin etkisi ile derinleşen ekonomik kriz görmezden gelinmiş, 2024 ve 2025 yılları için düşük zam oranları belirlenmiştir. Düşük belirlenen bu zam oranlarına iki yıl boyunca TÜİK’in hissedilenin çok altında açıkladığı enflasyon oranları eşlik etmiş, düşük çıkan enflasyon farkı ile toplu sözleşme zamlarının toplamında 2025 yılının ilk altı ayında %11,54 ikinci altı ayında %15,56 oranında gelir artışı yapılmıştır.

Kamu emekçilerini enflasyona karşı koruması zaten imkânsız olan 7. Toplu Sözleşme zamlarına eklenen enflasyon farkı, gerçeği yansıtan düzeyde olsaydı halkın yoksullaşmasından söz edilmeyecek en azından yaşanan satın alım gücü kaybı gerçekten telafi edilebilecekti. Ancak hükümetin imza attığı düşük zam oranlarının amacı kamu emekçilerinin gelir artışını düşük tutmak olduğu için Türkiye’nin resmi istatistik kurumu olan TÜİK de bu amaca eşlik eden bir tutum sergileyerek halkı yanıltmış, yoksullaşma 2025 yılında da kaçınılmaz olmuştur.

Enflasyonun nedeni yanlış politikalar, çözümü ise “halkı yoksullaştırmaktır” anlayışıyla hareket eden, her olumsuz durumda ilk önce emeği değersizleştiren siyasi iktidar, her dönem aynı oyunu oynamakta ve bu tutumun yaratacağı kalıcı hasarları görmemektedir.

Öğretmenler özelinde yaşanan bir başka sorun da ek ders ücretlerindeki erimedir. Seyyanen zam ek ders ücretlerine yansımadığı için 2002 yılında bir saatlik ek dersin en düşük öğretmen maaşına oranı %0,58 iken 2025 yılında bu oranı %0,31’e gerilemiştir. Yani ek ders için ödenen ücret bir fincan kahveye anca yetmektedir.

Maaşlardaki bu düşük artışlara karşı beslenme, sağlık, eğitim, barınma, giyim, ulaşım gibi kalemlerde fiyat artışları oldukça yüksek gerçekleşmiştir.

Grafikte yer aldığı üzere konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’in yaptığı halkın enflasyonu araştırmasına göre temel tüketim mallarındaki on iki aylık ortalama fiyat artışı, kamu emekçilerinin yıl boyunca gelirlerinde yaşanan kümülatif artıştan oldukça fazladır. Satın alma gücündeki düşük ürün bazında değerlendirildiğinde bile açıkça görülmektedir."

Kaynak: Haber Merkezi