Zonguldak’tan 15 yıl önce ceketini alıp İstanbul’a gelen mobilya imalat ustası Sadettin Yılmaz, iflas edip işyerini kapatmasına rağmen pes etmedi. Yeniden açtığı işyerinde iki çocuğunu da yetiştiren Yılmaz’ın azmi görenlerin takdirini kazandı. Yılmaz, şimdilerde Türkiye’nin yanı sıra yurt dışına da ürün ihraç ediyor.

Devrek ilçesinde yaşayan Sadettin Yılmaz, 32 yıl önce mobilya imalat ustası olarak Zonguldak, Bursa gibi illerde çalıştı. Babasının ormanda çalışmasını istemesi üzerine bir yıl çalıştıktan sonra yeniden mesleğine geri dönen Yılmaz, ceketini alıp geldiği İstanbul’da çalışmaya başladı. 15 yıl önce geldiği Pendik’te bir mobilya imalat atölyesi açan Yılmaz, iflas etti. Ardından yaşanan pandeminin de etkisiyle zor günler geçiren Sadettin Yılmaz, yine de pes etmedi.

İki çocuğundan birini ustalık diğerini ise kalfalık seviyesinde yetiştiren Sadettin Yılmaz, Kağıthane’de kurduğu SYM Koltuk ve İmalat ismiyle işyerinin patentini bile aldı. Yılmaz, "Zonguldak Devrek’ten İstanbul’a göçtüm. 32 yıldır kendim bu işi yapıyorum 15 yıldır İstanbul’da esnaflık yapıyorum. Rahmetli babam ormana gideceğimi söyledi. Bir sene ormanda çalıştım. Daha sonra ormancılığı bıraktım. O gün bugündür bu işi yapıyorum. Bir iki boşluk yaptım. Hayat şartlarından dolayı öyle oldu. İstanbul’da piyasa yaptık. İşler devam ederken işim ters gitti. Pendik’te iyi de bir batış yaşadım. Üstüne bir de pandemi denk geldi. Kapattım. Sonra toparladım. Pandeminin hemen ardından tekrar Kağıthane’de yeni işyerimi açtım. Allah yürü dedi, dostlarımız tuttu. Destek verdiler. Bugünlere geldik" diye konuştu.

"Aydınlığa çıkmak için karanlığı kazan insanlardır Zonguldak halkı"

Zonguldak’ın Devrek ilçesinden getirttiği kerestelerden koltukların iskeletlerini hazırladıklarını anlatan Sadettin Yılmaz, tasarlayarak imal ettikleri koltuk takımlarını memleketi Zonguldak’ın yanı sıra İstanbul’daki firmalara ve yurt dışına sattıklarını ifade etti. Zonguldak’tan gelen ham maddeyi işleyerek tekrar memleketine gönderdiğini söyleyen Yılmaz, şöyle dedi:

"Zonguldak’tan ahşap geliyor. Biz alırız. Ahşap olarak işlenir. Orada işlendikten sonra döşemehaneye getirilir. Dört kişilik kadroyla kumaşı keseriz. Öbür arkadaşlar da işlemesini yapıyor. Hazır alıyor. Kalite kontrol yapıldıktan sonra müşteriye gidiyor. Müşteri potansiyeli genellikle ev müşterisi. Zonguldak’a sevkiyatı oluyor. İstanbul’daki mobilya mağazalarına veriyoruz. Yurt dışı sevkiyatımız oluyor. Almanya’ya gidiyor. Bizim firmamın ismi SYM Koltuk patentli. İsmimizin patenti de var. 10 yıllığına patenti aldık. Oğullarımı da yetiştirdim. Usta oldu biri diğeri de kalfa oldu. Zonguldak’tan kerestesi geliyor. Sünger, kumaş fabrikası olmadığı için sadece ağacımız var. Ağacını getirebiliyoruz. Keşke kumaşı, süngeri hepsinin fabrikası memleketimde olsa. Ama ne yapıyorum Zonguldak’tan gelen ham maddeyi işleyip tekrar memleketime gönderiyorum. İnsan doğduğu yeri unutamaz. Zaten İstanbul’da Zonguldaklılar derneklerine, federasyonlarına katılırım. Etkinliklerinde yer alırım. Onlar bizim baş tacımız. Ne de olsa hemşehrilik olduğu zaman insan daha yakın oluyor. Zonguldak olarak karanlığı aydınlığa çıkaran, kazan insanlarız. İşyerim bile zemin katta. Bu kadar söyleyebilirim Zonguldak olduğu zaman."

Yakalandığı amansız hastalığa yenik düşen Prof. Dr. Ahmet Beşe, son yolculuğuna uğurlandı Yakalandığı amansız hastalığa yenik düşen Prof. Dr. Ahmet Beşe, son yolculuğuna uğurlandı

Yılmaz, kendinden sonra yetiştirdiği çocuklarıyla da uzun yıllar Türkiye’nin yanı sıra yurt dışına kaliteli ürün üretmeyi sürdüreceklerini sözlerine ekledi.