Sinop Öğretmenevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, dilekçelerini imzaladıktan sonra pankartlar eşliğinde Sinop Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne yürüdü. İl müdürlüğü önünde yapılan basın açıklaması, Boyabat Çevre Platformu (BOYÇEP) yönetim kurulu üyesi Bilal Tığlı tarafından yapıldı.

Bilal Tığlı, açıklamasında Cengiz Holding’e bağlı ETİ Bakır A.Ş. tarafından Kovaçayır Köyü’nde planlanan bakır madeni ve işleme tesisine ait Nihai ÇED Raporu’nun kamu yararı gözetmediğini belirterek, raporun reddedilmesini ve ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep ettiklerini söyledi. Projenin binlerce futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kapsadığını, yaklaşık 225 bin ağacın kesilmesinin öngörüldüğünü ifade eden Tığlı, madenin su kaynakları, tarım alanları ve ekosistem üzerinde telafisi mümkün olmayan riskler barındırdığını vurguladı.

Tığlı, Kurusaray Barajı, Gökırmak ve Kızılırmak havzasının ağır metal kirliliği riskiyle karşı karşıya kalabileceğini dile getirerek, Boyabat ve Durağan ovalarında yapılan tarımsal üretimin ve bölgenin içme suyu güvenliğinin tehlikeye atıldığını kaydetti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Erzincan İliç felaketinden acı da olsa tecrübe ettiğimiz üzere Türkiye de işletilen 4. Grup metalik madenleriyle ilgili kamuoyuna açıklanan bilgiler ne yazık ki; gerçek bilgilerin, yaşanan dramların ve çevreye verilen zararın üzerini örtmek üzerine kurulmuştur. Metalik madenlerin çevreye verdiği geri dönüşümsüz zararlar; felaket öncesinde alınan göstermelik ÇED raporları ve sonrasında “uzman” raporlarıyla üzeri örtülmeye çalışılmaktadır. Yöre insanı, bölgeye en yakın maden olan Hanönü bakır madenin de atık depolama tesisine içindeki onlarca kimyasal ve ağır metalleri taşıyan borunun patlamasına ve Gökırmak’a karışmasına çokça şahit olmuştur. İlgili idare tarafından yaşanan ihlaller kabul edilmiş ve sadece idari para cezası yaptırımı uygulanmış, maden çalışmasına devam emiştir. Peki benzeri ve daha fazlasının Boyabat’ta yaşanmayacağının garantisi var mıdır?

Kovaçayır Maden Sahasıyla İlgili Bugüne Kadar Neler Yaşadık?

Ruhsat sahası, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından Ekim-2024‘de ihaleye çıkarıldığında şartnamede bakır izabe tesisini ön şartı konmuştur.

Ne tesadüftür ki! Ülkemizde sadece Cengiz Holding’in elinde bulunan bu tesis sayesinde, başka hiçbir şirketin ihaleye teklif verme şansı kalmamış ve dolayısıyla da rekabet şansı kapatılmıştır. Sinop Çevre Dostları Derneği ve Sinop Nükleer Karşıtı Platform tarafından bu nedenle açılan ruhsat iptal davası red olunmuştur.

Böylece, Cengiz Holding ETİ BAKIR Anonim Şirketi güncel rakamla değeri en az 456 milyar lira olarak bilenen cevher rezervinin ihalesini 3,6 milyara alarak 123 kat karlılıktaki bir ruhsatın sahibi oldu.

13 Mayıs 2025 tarihinde proje başvuru dosyası Bakanlığa sunulan projenin İnceleme ve Değerlendirme Komisyon Toplantısı (İDK) 22 Eylül 2025 tarihinde yapılmıştır. Bu toplantıda projenin eksiklik ve yüksek risklerine dair değerlendirmeler sonucunda; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı şirkete dosyadaki eksiklikleri tamamlanması için 90 gün süre vermiş ve Cengiz Holding 4.500 sayfa boyutundaki “Nihai ÇED Raporunu 12 Aralık 2025 tarihinde Bakanlığa sunmuştur.

İşte bugün, burada hacim olarak büyük fakat kamu yararı gözetmeyen ve telafisi mümkün olamayan riskler barındıran Nihai ÇED Raporuna itiraz amaçlı toplanmış bulunuyoruz.

Boyabat Çevre Platformu Metalik Madenciliğe tümden karşı mıdır?

Bizler kullandığımız arabalardan tutun da şu anda kullandığımız bu ses sistemi, evimize gelen elektriğe kadar teknolojinin her yerinde yer alan bakır ve diğer metaller nedeniyle madenciliğine elbette ki tümden karşı değiliz.

Bizler ekosistemin sürdürülebilirliği ilkesiyle; şayet faaliyete geçmesi durumunda olasılığı yüksek ağır metal kirliliğinde Boyabat’ın içme suyu güvenliği, ülkemiz çeltik üretiminin %2’sini karşılayan Boyabat ve Durağan Ovalarında üretilen pirincin güvenliği ve Şebinkarahisar bakır/çinko madeninde olduğu gibi atık havuzu setlerinin olası çökmesi sonucunda Gökırmak havzası ile Bafra Ovası dolayıyla ülkesel gıda güvenliğini ve Kızılırmak Deltasını tehlikeye atacak olan Kovaçayır’da olduğu üzere yeri son derece yanlış madenlere karşıyız.

Boyabat Çevre Platformu bileşenleri olarak bizler de; TEMA Vakfı’nın “Madenciliğe Kapalı Alanlar Politika Belgesi”nde de belirttiği madencilik faaliyetlerine kapalı alanların belirlenmesini istiyoruz. Yani kısaca belli özellikteki orman alanları, mutlak tarım alanları, sulak alanlar, içme suyu havzaları ve korunan doğal alanlar madenciliğe kapalı olmalıdır.

Peki, Kovaçayır Bakır Madeni ve İşleme Tesisine neden karşıyız?

Doğalgaz çalışması sırasında su borusu patladı
Doğalgaz çalışması sırasında su borusu patladı
İçeriği Görüntüle

Biraz sonra Sinop ve İlçelerinde yaşayan yurttaşların imzasını taşıyan Sinop Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne sunacağımız 378 adet dilekçelerde de belirttiğimiz üzere bizler;

Nihai ÇED Raporu:

• Cevherin yapısı, atıkların içeriği ve kullanılacak kimyasallar hakkında yeterli bilgi içermemesi,

• Su kaynaklarının nasıl etkileneceği değerlendirilmemesi,

• Sel ve iklim değişikliği riskleri göz ardı edilmesi

• Hanönü ve Ardıç madenleri göz ardı edilerek her üçünün de oluşturacağı kümülatif etkilerin dikkate alınmaması ve raporda yalnızca ruhsat alanıyla sınırlı değerlendirme yapılması,

• Prof. Dr. Aziz KONUKMAN hocamızın da hep belirttiği gibi ekosistemin sürdürülebilirliğini de içeren üstün kamu yararı yerine, yalnızca bir tek şirketin çıkarlarının gözetilmesi nedeniyle karşıyız!

Boyabat Çevre Platformu olarak, yukarıda açıkladığımız nedenlerle yapılan başvurunun reddini ve ÇED sürecinin sonlandırılmasını istiyoruz!

Kanadalı altın şirketi Alamos’un koordinatörünün ağzından dökülen “Türkiye’deki çok düşük üretim maliyeti sayesinde şirketimize ciddi nakit akış artışı getirecek olan bir dolar boru hattının sahibiyiz.” şeklindeki fütursuz ama acı gerçekleri tespit eden sözlerindeki kadar sürdürülebilir olmayan ve tehlikeli madenciliğe karşıyız!

Vahşi madencilik yapan şirketler bu topraklardan gitsin!

Doğal varlıklarımız burada yaşayan tüm canlıların yararına yaşamaya devam etsin!

Son olarak bizler de; “Sinop’un hanında” yatmış Sabahattin Ali’nin dediği gibi “Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.” şeklinde haykırıyoruz!”

Basın açıklamasının ardından Sinop ve ilçelerinde yaşayan yurttaşlar tarafından imzalanan 378 dilekçe, Sinop Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne teslim edildi.

Muhabir: Emrah Güney