İSTANBUL (AA) - HALİL İBRAHİM MEDET - Irkçılığın yiyecek kültürüne yansıyan boyutlarını ifade eden "gastronomik ırkçılığın", Avrupa'da Müslüman karşıtlığıyla iç içe geçtiği, helal gıdanın ve Müslümanlar tarafından işletilen restoranların ise hedefinde olduğu belirtiliyor.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Dr. Öğretim Görevlisi Sedat Değişgel, AA muhabirine, gastronomik ırkçılık ve Müslüman karşıtlığı ilişkisini değerlendirdi.

İmam vaadiyle seçim kazanan muhtar, mahalleye ilanla imam arıyor İmam vaadiyle seçim kazanan muhtar, mahalleye ilanla imam arıyor

Değişgel, Avrupa'da Müslümanların ve özellikle Türklerin kültürel değerlerine yöneltilen düşmanca tavırların, ırkçılık ve Müslüman karşıtlığı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Yani ülkeden ülkeye değişen enteresan örnekler var. Almanlarda helal kesime karşı tepkiler olduğunu biliyoruz. Fransa'da çok daha sert bir tutum var hatta helal gıdayı Müslüman istilasının bir simgesi olarak görüyorlar. En bariz örnek olarak helal gıda uygulayan işletmelere karşı boykot talebinde bulunan siyasetçiler bile oldu." diye konuştu.

İtalya'nın gastronomik ırkçılık noktasında çok katı tutuma sahip olduğunu ve etnik nitelikli restoranların açılmasını yasaklayan kararlar alındığını kaydeden Değişgel, Cittadela Belediye Meclisinin 2011 yılında kebap satmak isteyenlere lisans verilmesini durdurmayı içeren yasayı kabul etmesini bu duruma örnek gösterdi.

Değişgel, Fransa'da yaklaşık 400 şubesi olan Quick restoran zincirinin Müslümanların yoğun yaşadığı Belçika sınırındaki 8 restoranında satış stratejisi olarak helal menü sunmasının, Fransız aşırı sağcıları tarafından "Hristiyanlara ayrımcılık yapılıyor" ve "Fransa Müslümanlar tarafından işgal edilecek" söylemleriyle eleştirildiğini hatırlatarak, "Bu aslında ticari bir stratejiydi ama boykot talebi geldi. İskoçya'da, İngiltere'de ve İsviçre'de de Müslümanların yiyecek alışkanlıklarına dönük, helal gıdaya dönük çok ciddi tepkiler var. İmzalar toplanıyor. Halbuki Yahudilere dönük birçok koşer satan yer var aynı tepki söz konusu olmuyor." ifadelerini kullandı.

- Avrupalı siyasiler gastronomik ırkçılığı kullanıyor

Helal gıda ve Müslümanlar tarafından işletilen mekanlara yönelik tepkinin sadece söylem ve siyasi girişimlerle sınırlı olmadığına dikkati çeken Değişgel, İskoçya’da sırf Müslüman olduğu için eşinin ve kızının gözü önünde 10-12 kişilik bir grup tarafından acımasızca darbedilen Caspian Food isimli restoranın sahibi Mohammad Khalid'in başına gelenleri hatırlattı.

Değişgel, şöyle devam etti:

"Fransa'nın en önde gelen siyasileri dahi Müslümanların yemek kültürü üzerinden İslamofobik söylemler üretebiliyor. Fransa, gastronomik ırkçılık ve İslamofobinin iç içe geçtiği birçok gelişmeye sahne olan bir ülke. 'Fransızlara bilmeden helal gıda yediriliyor.' diyen ve bunun bir 'dikta' olduğunu savunan Fransa'da aşırı sağcı eski Ulusal Cephe Partisinin kurucu lideri Jean-Marie Le Pen ve 'Dini usullere göre kesim yapmak anlamsız ve çağ dışı.' diyen eski Fransa Başbakanı François Fillon söz konusu siyasetçilere örnek gösterilebilir."

İsviçre'de de gastronomik ırkçılığın Müslümanları farklı düzeylerde hedef aldığını bildiren Değişgel, İsviçre'de burka yasağının gündeme gelmesinin ardından bir siyasetçinin "döner ve kebap" yasağı için kampanya başlatıp imza topladığını anımsattı.

- Döner, Türk-Alman dostluğunun nişanesi haline geldi

Değişgel, Almanya'da gastronomik ırkçılığın İsviçre, Fransa ve İtalya'dan daha zayıf olduğunu, özellikle de dönerin Türk-Alman entegrasyonunda önemli bir fonksiyon icra ettiğini bildirdi.

Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu Sözcüsü İlker Duyan'ın konuyla ilgili yaptığı araştırmada, yeni neslin döneri Alman yemeği zannetmeye başladığını tespit ettiğini sözlerine ekleyen Değişgel, Almanya'da bir yabancı düşmanlığı olsa da bunun döneri kapsamadığını aktardı.

Değişgel, Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier'in 22-24 Nisan'daki Türkiye ziyaretinde döner kesmesinin sembolik jest niteliği taşıdığından bahsederek, sözlerini şu şekilde tamamladı:

"Döner tabii çok önemli bir simge. Cumhurbaşkanı Steinmeier de Türk-Alman dostluğunun nişanesi gibi kabul etmiş ve o sebeple kamuoyuna sempatik, şirin görünmek için böyle bir şey yapmış diye düşünüyorum. Döneri kendi yiyecekleri gibi görseler de dönerciler Almanya'da Türkler tarafından işletilir. Almanya'nın Saksonya eyaletine bağlı iki şehir olan Leipzig ve Dresden için 'Irkçı, oralara gitme' diye uyarılmıştım. Ancak oralara gittiğimde de hemen hemen her köyde, her kasabada dönerci olduğunu gördüm. Almanlar döneri çok severek tüketiyor, Türklerin yoğun olmadığı yerlerde de dönerciler var. Ben Steinmeier'in döner kesmesini aşağılama olduğu yorumuna katılmıyorum."

Kaynak: aa