Tatil Denince Akla Hemen Gelmeyen Üç Şahane Şehir

Tatil Denince Akla Hemen Gelmeyen Üç Şahane Şehir

Tatil Denince Akla Hemen Gelmeyen Üç Şahane Şehir

Sinop’tan kalkıp şöyle güzel yerler görelim ve tatil yapalım dendiğinde, akla ilk gelen şehirler bellidir. Eğer İstanbul veya Ankara’ya gidilmeyecekse hemen haritalar açılır, seçimler yapılır ve elde valiz doğru Güney'e. İzmir, Muğla, Antalya, Alanya… Ekstra olarak da Pamukkale ve Kapadokya’yı bu listeye ekleyebiliriz.

Ancak Türkiye'de, İstanbul ve Ankara'nın yanı başlarında dikkat çekmeden sessiz sakin duran, potansiyelini kimselere söylememiş, çekingen ve keşfedilmeyi bekleyen şehirler de mevcut. İşte şehir hayatı ve turistik merkezleri ile sadece "Gezmek için iyi ama yaşanmaz burada" türünde değil, hem gezilebilecek hem de yaşanabilecek şehirlerden üçü: Kocaeli, Çanakkale, Eskişehir.

Kocaeli

Fabrikalarla dolu bir şehir denir, ama bu Kocaeli ile ilgili en çok düşülen yanılgıdır. Doğrusu Kocaeli'nde birçok fabrika ve iş imkanı mevcuttur. Ancak Kocaeli, fabrika bacalarından çıkan gazların hava durumuna yön verdiği bir şehir asla değildir.

İstanbul'dan Anadolu'ya veya tam tersi istikamette yolculuk yapan, Kocaeli'nden hiç durmadan geçip devam eden insanların tek gördüğü belki de Dilovası'ndaki o kesif boğucu atmosferdir. Dilovası ilçesi, gerçekten de Türkiye'nin en kötü planlanmış (aslını sorarsanız muhtemelen de planlanmamış) ilçesidir. Evlerle yan yana bulunan kimyasal ve duman ve atık ve maalesef pek insani olmayan yan ürünleri üreten fabrikalar, sanki her şey normalmiş gibi öylece dururlar. Dilovası'ndan arabanızın camı açık geçerken, burada insanlar nasıl yaşıyor diye sormadan edemezsiniz. Ancak Kocaeli'yi böyle bir şehir sanan insanlar sadece Kocaeli'den geçenlerdir.

Kocaeli, Türkiye'nin “tam da yaşanacak” yerlerinden birisidir. İş imkanları ve büyük şehirlere kolay ulaşımının yanında, İstanbul gibi kalabalık olmadan size her türlü yaşamsal imkanı sunan bir şehirdir. Deniz görmeden yaşayamayanlar için de, gece hayatını sevenler için de, alışveriş merkezlerini voltalamaya doyamayanlar için de Kocaeli kusursuzdur.

İnsanlarda oluşan algının aksine de Kocaeli'nin müthiş bir doğası vardır. Şehir merkezinde bile olsanız bu doğa sizin peşinizi bırakmaz. Şöyle bir baktığınızda masmavi İzmit Körfezi, tüm heybeti ve güzelliği ile şehrin koruyucu meleği gibi yükselen Kartepe ve geceleri onun eteklerine dökülmüş simli bir tarla gibi görünen Gölcük... Göletlerinde su kayakları, yamaçlarında yamaç paraşütü etkinlikleri, ormanlarında şelaleler ve butik oteller, kuzeyinde yaz, güneyinde kış turizminde misafirlerini ağırlayan plajlar ve kayak tesisleri... Kısacası Kocaeli'de 4 mevsimin her halini doya doya yaşayabileceğiniz bir doğa var.

Son yıllarda Sapanca İstanbullular'ın hafta sonu kaçamağı haline gelmiş; Maşukiye yorgun İstanbullular'ın dinlence merkezi olmuştur. Ancak buraların sakin kalmasını istemelerinden olsa gerek, bu bilgi çok yayılmamış ve hala genel olarak Kocaeli'nin kirli havalı kötü kokan çirkin bir şehir olduğu algısı hakim. Ama Kocaeli aynı anda yemyeşil, masmavi, bembeyaz ve sımsıcak bir şehir ve keşfedilmeyi bekliyor!

Bonus: Genelde tatile gidince o bölgenin ürünlerinden alınır ve mesela İzmit’ten paket paket pişmaniyeyle dönülür. Ama bizim tavsiyemiz özellikle bir pişmaniye fanı değilseniz valize veya arabanızın bagajına o kadar da yüklenmeyin; çünkü internetten verin siparişinizi; taşımak gerekmeden gelsin kapınıza.

Çanakkale

Çanakkale dendiğinde insanın aklına ilk gelen şey, şehir merkezinden önce, 1915 yılında tarihe şanla ve kanla yazılmış kahramanlık öyküleri; Türk insanının bütün dünyaya karşı dimdik ayakta nasıl durduğu gelir. O günlerdeki işgal kuvvetleri için Çanakkale'yi geçilmez yapan her küçük ayrıntı, bizler için öğrenilmesi gereken birer derstir.

Eceabat ilçesinde birçok şehitlik, izleri hala belli olan kazılmış siperler, savaştan yıllar öncesinde kurulmuş dönemin savunma sistemleri tarih turistleri için kutsal ve canlı bilgi kaynakları niteliğindeler. Tarihsel filmlerden zevk alan ve İlber Ortaylı okumayı sevenler, tarihi bizzat yaşamak için Çanakkale'ye hayatlarında en az bir kere gelmelidir. Çanakkale'nin, Gelibolu'nun öyle bir atmosferi var ki size tarihi sadece öğretmiyor. Rehberiniz size bulunduğunuz yerde savaş zamanında yaşanan olayları anlatırken onlarca İngiliz gemisini boğazdan geçerken görüyor, süngü taarruzlarını, Mustafa Kemal Paşa'nın Conk Bayırı'nda kapana kısılmışken yönettiği taarruzu iliklerinizde hissediyor, kulaklarınızda "Allah Allah!" nidalarının yankılarını duyuyorsunuz. Birçok kişi, Conk Bayırı'nda halen yerlerde bulunan kurşunlara tanık oluyor. Evet bir asır önce atılmış sayısız kurşun, belki de bir Mehmetçiği şehit etmiş kurşun, adım attığınızda ayağınıza batabiliyor. Bu da insanın bastığı yerleri toprak diyerek geçmeyip tanımasını sağlıyor.

Çanakkale, turizm açısından okul gezileri bir kenara, her reşit insanın kendi iradesi ile en az bir kere gezmesi gereken bir şehir. Turistik yanı milli bilinç yaratırken, bu kadar kritik önemde bir şehrin bu kadar mütevazı olması da insanı şaşırtıyor. Kutu gibi şehir merkezi, boğazın hemen Anadolu yakasında bulunuyor. Şehir merkezinin neresinde çay içerseniz için boğaz havası sokak aralarından süzülüp ciğerinizi dolduruyor. Köylerinde hayvancılığın yaygın olduğu şehrin merkezi sanki özenle ayarlanmış gibi; ne ölüm sessizliğinde ne de insan psikolojisini bozacak bir kalabalık ve keşmekeşle dolu. Küçük, her şeyin ve herkesin bir arada olduğu, istediğiniz her şeye rahatlıkla ulaşabileceğiniz bir şehir Çanakkale.

Turistik özellikleri ve şehir atmosferi böyleyken neden yaşanabilir olduğunun en önemli gerekçesini de söylemeden geçmek olmaz: Çanakkale'nin yerli halkı. Çanakkale'nin yerli halkı, belki de şehrin bu dinlendirici atmosferinden, belki de koşuşturmaca olmadığından çok sakin. Çanakkale'ye geldiğinizde dikkatinizi çekecek en önemli unsurlardan biri de sokakta yürürken korna sesinin neredeyse hiç duyulmaması olacaktır. İnsanlar kırmızı ışık yanar yanmaz kornalara abanmıyor, trafikte deyim yerindeyse Spidi Gonzaleslik peşinde değiller. Herkes gideceği yere sakince ve güvenli bir şekilde gitmek istiyor, en hızlı şekilde değil. İnsanlar şehir tarafından yıpratılmamışlar ve birbirlerine tahammülleri var. İnsanlar çok anlayışlı.

Bonus: Çanakkale'ye gittiğinizde şehir merkezinde, kıyı tarafındaki Truva Atı heykelinden bir 30 metre kıyı boyunca batıya doğru ilerlediğinizde saçı sakalı birbirine karışmış, kilden küçük biblolar satan seyyar satıcı göreceksiniz. 4-5 liraya kendi yaptığı bibloları satan bu yaşlı adam geçimini bundan sağlıyor. Ancak onu bu şehir için asıl özel yapan şey kendisine ait bir "birinci bölük"ü olması. Şehirdeki bütün kedilerin komutanı bu seyyar satıcıyı gördüğünüzde, ondan kedileri besleme ricasında bulunduğunuzda "Birinci bölük!" diye naralar atar şehrin ortasında. Kimse onu yadırgamadığı gibi, elliden fazla kedi etrafınızda toplanır birden. Bu adam her kedinin huyunu bilir, hepsine isimler takmıştır. Komutanı olduğu onlarca kediden çekingen olan bir kedinin diğer kedilerle birlikte yemek yiyemediğini, korktuğu kedileri nereden gizli gizli izlediğini bilir, onun ayağına kadar gidip özel olarak besler. İşte koca yürekli bu adam da, Çanakkale'yi yaşanacak yer haline getiren ayrıntılardan biridir.

Eskişehir

Yirmili yaşlarının başında her genç insan Avrupa'yı gezme hayalleriyle yanıp tutuşur. Roma, Madrid, Viyana, Amsterdam, Paris... Farklı kültür tanımak, farklı yaşantılar görmek için herkes bu şehirleri gezmek, görmek ister. Bu kadar büyük çaplı farklılıklar olmasa da, Eskişehir yurt içi özelinde tam da böyle bir şehirdir. Şehrin demografik ve şehir planlaması açısından Avrupai bir atmosferi olduğunu söylemek mümkündür.

Eskişehir'le alakalı en büyük yanılgı da burasının tam bir öğrenci şehri olduğunun sanılmasıdır. Eskişehir, öğrenciler için ideal değil, öğrencilerin şehir yaşamına hakim olduğu bir şehirdir. Viyana'nın ortasından geçen Tuna Nehri'nin bir minyatürü gibi şehrin ortasında kıvrılan Porsuk Çayı kenarlarında yayılan gençler, bütün bir şehri üniversite kampüsü atmosferine çeviriyor. Eğitim göçüyle dolu şehir, dolayısıyla eğitim seviyesi üniversite çoğunluklu insanlardan oluşuyor. Her gün yüzlerce gencin kıyısında çay içtiği, çekirdek çitlediği, muhabbet ettiği Porsuk Çayı'nın ne kıyısında ne de içinde bir kirlilik yoktur. Bunda eğitim seviyesinin muhakkak büyük önemi olmalı.

Tıpkı Çanakkale örneğinde olduğu gibi, Eskişehir'in de insanı bu şehri yaşanır kılan en önemli etken. Kimsenin kimseyi yargılamadığı, ne başörtüsü taktığı için dışlanan, ne de oruç tutmadığı için ayıplanan insanlar yok bu şehirde. İnsanlar birbirlerine saygılı yaşıyorlar. Kendi tarzlarında yaşarken, bu hayat tarzlarını kimseye dayatmaya çalışmıyorlar. Nüfus ve canlılık açısından İstanbul'un üç tık altı, Çanakkale'nin bir tık üstü, Kocaeli'nin can kardeşi gibi bir şehir. Şehir merkezinin bir ucundan diğer ucunun en fazla 45 dakika yürüme mesafesi olmasının üzerine bir de Porsuk'un üzerindeki Aslanlı Köprü'den geçerken şehrin en şirin fotoğrafına haylazca katılan tramvay, şehirdeki yaşamı daha da kolaylaştırıyor.

Eskişehir, Çanakkale'nin sakinliğinden biraz daha uzak bir şehir. Sokakları hep canlı ve tutkulu bir şehir. Bir de Eskişehir futbol takımının maçı varsa her yer bayram havasına bürünüyor.

Öğrenci nüfusunun bu yoğunluğu, şehir yapısını da etkilemiş elbette. Öğrencilere yönelik açılan eğlence mekanları, kafeler, fastfood restoranları ve hesaplı yemek kampanyaları sunan ayaküstü lokantalar şehir merkezini doldurmuş durumdalar. Öğrenci ekonomisine ayak uydurmak zorunda olması, Eskişehir'i yaşaması düşük maliyetli bir şehir yapıyor.

Yaşamak bir yana, Türkiye'nin neresinde olursanız olun Eskişehir'e gelip, turistik yönlerinin de tadını çıkarabilirsiniz. Eskişehir'in tarihi çarşısı, Odunpazarı Evleri, Oltu Taşı Müzesi, Sazova Bilim Sanat Kültür Parkı, Kentpark, Balmumu Müzesi birkaç günlük seyahatlerinizde gezmeden dönmemeniz gereken yerler. İnternetten de bulabileceğiniz, birçok seyahat firmasının, otellerin indirim kampanya ve indirim kodlarını seyahatlerinizi daha hesaplı hale getirmek için kullanabilirsiniz.

Bonus: Gideceğiniz şehirler için internetten otel rezervasyonu yapacaksanız indirimkodu.com sitesinden girin ve istediğiniz indirim kodunu bedavadan alıp rezervasyonunuzu öyle tamamlayın. Örneğin tatil.com sitesinin 1000 Lira ve üzeri rezervasyona anında 50 Lira indirim veren kupon kodu: 2017TATIL75. Buyurun tatili bir anda 50 Lira ucuzlattınız.

Advertorial Haber



 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.