Alaaddin Camisinin kayıp minaresi

İngiliz tarih profesörü, Sinop Alaaddin Camisinin tek minareli değil, çift minareli olarak inşa edildiğini söyledi. Profesör Scott Redford; "Çift minareli cami Sinop'un Ortaçağda ne kadar önemli bir liman kenti olduğunu gözler önüne seriyor" dedi. 


Tek minareli olarak bildiğimiz Anadolu'nun en eski camilerinden 751 yıllık Sinop Alaaddin Camisinin daha önce iki minareli olduğu ve minarelerden birinin yüzyıllar önce yıkıldığı iddia edildi. Bunu gündeme getiren ise bir İngiliz tarih profesörü. 

Selçuklu Sultanı I.Alâüddin Keykubat tarafından 1214 yılında yapımına başlanan ve Selçuklu Veziri Muinüddin Süleyman Pervane tarafından 1267 yılında tamamlanan Alaaddin Camisinin az kişi tarafından bilinen ve dikkatlerden kaçan minare kapıları aslında tarihe ışık tutuyor. Caminin kuzey avlusunda mevcut minarenin sadece metrelerce uzağında yer alan minare kapısı, Londra Üniversitesi İslam Sanat Tarihi ve Arkeolojisi Profesörü Scott Redford'un dikkatini çekmiş. 
Tezini Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Cemalettin Kaya'ya anlatan Profesör Scott Redford, daha sonra birlikte konuyla ilgili araştırma yaptı. Bilgisayar üzerinde de çalışarak imitasyonunu da yaptıran ikili, ikinci minarenin hala günümüze kadar ulaşan kapısı önünde Vitrinhaber'in sorularını yanıtladı. 

SİNOP'UN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR

Londra Üniversitesi İslam Sanat Tarihi ve Arkeolojisi Profesörü Scott Redford, Alaaddin Camisinin çift minareli olarak inşa edilmiş olmasının Sinop'un Ortaçağda ne kadar önemli bir liman kenti olduğunu gözler önüne serdiğini söyledi.
Scott Redford, "Selçuklu döneminde, yani daha doğrusu Moğol döneminde camilerde ve medreselerde çift minare akımı başlıyor. Erzurum’dan, Konya'dan biliyoruz. Sivas'tan biliyoruz. Ama Sinop'un da bu akımın içinde olduğunu çok kişi bilmiyor. Ben keşfettim diye bir şey yok. Bazı kişiler mutlaka biliyordur. Zaten ipucu da işte burada. Sivas Gök Medresesi, Sivas Sahip Ata Medresesi, İnce Minare Medresesi. Bunlar hep aynı zamanda, 1250'lerde, 60 ve 70'lerde. Muhyiddin Pervane tam o arada bunlarla rekabet halinde. Bizim tezimiz doğruysa aynı şekilde mevcut camiye iki minareyi eklemiş. Bunun da izi işte. Günümüze kadar da bu iz gelmiş. Bu işaret de bize Sinop'un 13. yüzyılda, Osmanlı öncesi, Ortaçağda, Candaroğlu beyliği ve Selçuklu  döneminde ki önemini vurguluyor" dedi. 

İKİNCİ MİNARE ASLINA UYGUN OLARAK YAPILABİLİR

Yüzyıllar önce yıkılan minarenin aslına uygun şekilde aynısının yapılabileceğini belirten Cemalettin Kaya ise; "Bir şeyin aynısını yapmak en zor işlerden biridir. Yani bir şeyi iki tane yapmak gibi zor bir şey yoktur. O biraz ustalık ister. 
İç Anadolu'da her yerde var. Ama kıyı şeridinde, Karadeniz'in kıyısında çifte minare yok. Ve bu minareler sırlı, rengarenk. O günlerdeki anlayışın, o günlerdeki zarafet ve sanatın bu günlere de nasip olması dileğimizle bunu göstermek istedik. Biz şu anda burada olmayan minareyi, imitasyon olarak da bilgisayarda hazırladık. Böylelikle tarihimizde bir sayfa daha aydınlanmış oldu. Aslının aynısı yapılabilir. Yıldırımlar, depremler ve savaşlar nedeniyle yıkılmış oyabilir. Ama bu caminin arzusu ve isteği bu eksikliğinin giderilmesi yönündedir. Sinop'umuza kültürel bir değer katacak ve inanç turizmine de hizmet edecektir diye düşünüyorum" diye konuştu. 

PROF. SCOTT: 700 YLDIR OLMAYAN BİR ŞEYİ YAPMAK DOĞRU OLMAZ
Kaya'nın görüşüne katılmadığını belirten Profesör Scott Redford sözlerini şöyle tamamladı; "Ben Cemalettin beye bazı noktalarda katılmıyorum. 700 yıldır yerinde olmayan bir şeyi sadece kaidesinden yola çıkarak yeniden yapmak doğru değil. Olan bir şeyin restorasyonuyla uğraşırsınız, ama olmayan bir şeyi yapmamak lazım. Benim bir sanat tarihçisi, bir arkeolog olarak itirazım buna. Sadece Sinop'un Selçuklu ve Moğol döneminde ne kadar önemli bir yer olduğunu ortaya koymak. Biz Konya'yı, Erzurum ve Sivas'ı biliyoruz ama. O devirde Sinop'un camisiyle, medresesiyle ne kadar önemli bir sahil kenti olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Samsun'da ya da Antalya'da bile böyle bir şey yok. Böyle minareli olan bir sahil kenti yok" 

Selçuklu Sultanı I.Alâüddin Keykubat tarafından 1214 yılında yapımına başlanan cami, Selçuklu Veziri Muinüddin Süleyman Pervane tarafından 1267 yılında tamamlandı. Candaroğlu Beyi Beyazıt tarafından 1385 yılında genişletilen Alaaddin Camisi, Sinop Mutasarrıfı Tufan Paşa tarafından da 1851 yılında da onarıldı. Alaaddin Camisinde en son büyük kapsamlı  onarım ise 2009 yılında yapıldı.


Kaynak: Vitrinhaber
banner468

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sinoplu - 7 ay önce
Çok mu önemli ha çift olmuş ha tek olmuş içinde insan olmadıktan sonra cuma namazı hariç cami deki insan sayısı belli .minarelerin olması ezanların uzak yerlerden duyulması için şu an hangi Caminin minaresine çıkıp ezan okunuyor.Teknoloji nerede .Acaba bu işi gündeme getiren Kişiler kaç kere o camiye gidip alnını secdeye koymuş .Boş işleri bırakalım Sinop’un daha öncelikli yapılması gereken hizmetlere ihtiyacı var.Bunları gündeme getirin .Kültür mü açın bir kıraathane gerçek manada şimdiki kahvehane değil.Abuk subuk işler mendreseyi ticarethane yaptınız .Çıkarın oradakileri
Kültüre ve Sinop’a faydalı bir yer oluşturun gençlerin girip çıkacağı sohbet edebileceği dürüst güzel bir yer .Açın caminin yanındaki tarihi hamamı ikinci bir hamam olsun gençler hamam kültürünü öğrensin .Tersanedeki hamamın önünden kaç kişi geçiyor görmessin böyle değerleri
Avatar
rcp - 7 ay önce
Ulan elin ingilizi ta nereden gelmis bunu tesbit etmiste bizimkiler uyumus mu?
Avatar
CEMALETTİN KAYA - 7 ay önce
Sinoplu rumuzlu kişiye önerimiz yukarıda dile getirdiklerini yapmasını engelleyen mi var.
Niçin bu güzel projeleri başkasına yapmasını bekliyorsun. Adama sorarlar sen niye yapmıyorsun bir hamam da han da kıraathane..
Belli ki yüksek makamlardan ahkâm kesmeye emir vermeye alışmışsın.
Yabancı bir bilim adamının SİNOP için yaptıklarını görmek ve bilmek istersen "İKTIDAR İMGELERİ/SİNOP İÇKALESINDEKI 1215 TARİHLİ SELÇUKLU YAZITLARI" kitabını bul da oku...
Sinoplular dedikleri gibi DENİZE BİR TAŞ AT da senin de birşey yaptığını görelim.
Avatar
ilgili - 7 ay önce
Bu olaya bir bilimsel saptama olarak bakıp saygı duymak en doğrusu. Kıraat etmek için meraklısına kütüphane var. Bomboş duruyor. Hamam konusu bambaşka bir mesele . Şahıs malı ve ticari bir müessese. Hamam işletmek kolay iş değil. Bir de Sinop'un tek işleyen hamamının sahibine sormak lazım.
Avatar
CEMALETTİN KAYA - 7 ay önce
Mert Adem bize hakaret eden olursa bizde cevap veririz.
Yoksa fikirlere saygımız vardır.
Ama emirlerle değil.
Fikrin varsa nasıl yapılacağını finansının hangi kaynaktan karşılanacağını da söyleyeceksin.Yoksa boş konuşma olur onun da muhatabı biz değiliz.
Avatar
mert adem - 7 ay önce
ya böyle hakaretle turizmcimi olunur... Tarihi hamam ve turizme hizmet edecek yerlerin mahalli idarelerce işletilmesi daha uygun olmaz mı? gelmiş ne bekliyorsun sen yap diyorsun
Avatar
vatandaş rıza - 7 ay önce
Bu konuyu haber yapanlardan Allah Razı olsun.
Avatar
Aslan - 7 ay önce
İki minare Ğüzel durur inşAllah olur bir baba yiğit çıkar yaptırır