MAKAMLARIN KİŞİLİKSİZLEŞTİRDİKLERİ...


Gürsel Karataş

Gürsel Karataş

Okunma 07 Nisan 2018, 20:57

Toplum vicdanında yaralar açan bir çok olumsuzluklar yaşıyoruz malesef. görev suistimalleri, makamın verdiği yetkiyi yanlış değerlendirmek, vatandaşın işlerini yapmak için kendilerine tahsis edilen makamlarda kendilerini erişilmez ve eleştirilemez hissedenler vesaire vesaire, saymakla bitmez.
geçenlerde basına yansıyan bir olay makamlarımızı ne denli kişiselleştirdiğimizi gözler önüne serdi. bir ilin milli eğitim müdürü aracına polislerin kullandığı çakarlardan ve sireninden takdırmış acil emniyet şeridini ihlal ederken, görevini yapmakta olan bir trafik polisi kendisini durdurup işlem yapmak istediğinde, kişi görevli memurla tartışmış ve olayı o ilin emniyet müdürüne kadar sirayet ettirmiş, emniyet müdürü ise o trafik polisini  açığa aldırarak hakkında işlem yaptırmıştı. şimdi hakkı olmadığı halde acil durum araçlarının ve polislerin kullandığı çakarları kullanarak, emniyet şeridini ihlal eden kişi kendi hatanı kabul etmek yerine, memuru görevden aldırıyorsun; makamın sana böyle bir yetkimi veriyor? cevap hayır. görev yapan memuru açığa alan müdür ne yaptığının farkındamısın? yani emrinde çalışan memurlara görev yapmayın'mı demek istiyorsun?. malesef böyle durumlarla sosyal hayatımızda sıkça karşılaşıyoruz. başınıza gelmiştir mutlaka en ufak sürtüşmede bile, bana bak sen benim kim olduğumu biliyormusun diyen dangalaklarla karşılaşmışsınızdır; ayrıca yaşadığım deneyimlerlerlede sabittir; bir çok makam sahibinin bulunduğu makamın hakkını veremediği halde gözü daha yüksek makamlardadır. adamı şef yapmışsınız gözü müdürlük koltuğunda müdür yapmışsınız gözü başkanlık koltuğunda, başkan yapmışsınız gözü genel müdürlükte vesaire vesaire. demem o'ki dostlar her makam sahibi işinin gerektirdiği gibi çalışacak. makamlar halka hizmet hususunda gayretli olacak. makamların kendilerine vermediği hiç bir yetkiyi kullanmak için ısrarcı olmayacak. 
bazen düşünüyorum bu durum sadece bizdemi var diye; bir zamanlar gezdiğim ülkeleri ve oralarda yaşadıklarımı gözden geçiriyorum ve şu sonuca varıyorum birazda italyada var bizdekinin benzeri bir durum. yurt dışında yaşadığım bir hadiseyi nakledeyim sizlere.

Yıl 1991 yer isviçre'nin bern şehri (başkent) orada ikamet eden bir arkadaşla parlementoya yakın bir restorantın bahçesinde kahve içiyoruz, o sırada bisikletli bir kişi geçiyor parlemento yönüne doğru, arkadaşım bana bu kişiyi tanıyıp tanımadığımı sordu. tanımadığımı söyledim. bu dedi devlet bakanı; bende bildiğimiz bakanlardanmı dedim evet dedi. yahu bizde bir muhtar sokağa çıksa yanında otuz kişi olur, bakan yola çıksa gittiği yollar kesilir etrafı korumadan geçilmez, bu ne menem iştir dedim. burada dedi sistem vardır ve herkes sistemin gerektirdiği gibi işini yapar, yani bunlar bir nevi sistemin memurudurlar; ve kararlar bu ülkede refarandumla alınır dedi. çok şaşırmıştım ve benim bulunduğum dönem içerisinde üç defa refarandum yapılmıştı. bürokrasi yok denecek durumdaydı. sistem çok hızlı çalışıyordu. vakit kaybına sebep olacak her şeyi adeta yok etmişlerdi. yollarda ve kafelerde siyaset konuşulduğuna hiç şahit olmadım kavgada yoktu. belediye başkanları'da normal vatandaş gibi işlerini yaparlardı. bizdeki gibi yağma hasanın böreği misali har vurup harman savuramıyorlar, belediye bütçesinden bir kuruş usulsüz harcayamıyorlar, öyle kendi kampanyaları için belediyenin imkanlarını kullanacaklar, bir anda hapiste bulurlar kendilerini. tüm bunları onları met etmek için yazmadım. sistemin çarklarını işletenlerin işlerini suistimal etmedikleri ve kendilerini bir başkasından üstün görmedikleri vakit sistemin tıkır tıkır çalıştığını ve halkın huzur içerisinde yaşadığını anlatmak için yazdım. Umudum var 2019 seçimlerinden sonra gireceğimiz yeni dönemde, ülkemizin hantal bürokrasinin kokuşmuş köhnemiş sisteminden kurtulacağına dair vesselam...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Arslan - 4 ay önce
Gürsel bey süper bir yazı yazmışsın harika bizde her zaman karşılaştığımız olaylar emeğine saglik
Avatar
Şahin Akman - 4 ay önce
Şu anda sandıktan çıkan irade halen yetkisizdir güvensizdir tek başına iktidar olmuş belli bir kısma nüfuz edebiliyor,yani yetkin var yetkisiz bir durum malesef vesselam.
Avatar
Abdullah Aksüt - 4 ay önce
Yazan buna hazırsa, okuyanda hazırdır inşALLAH
Avatar
Mücahit soysal - 4 ay önce
Amirim çok yerinde bir konuya parmak basmışsınız yüreğinize sağlık
Avatar
Yaşar Erken - 4 ay önce
Yazmıştım anlayana söz anlamayana davul zurna bile az diye adaletli yönetmeyen bir gün o adalete kendi ihtiyacı olacağını unutmamalı az olsun bizim olsun felsefesi ile çoğaltmayız yöneticiler adaletli özverili olmalı azınlığı deyil herkesi kucaklamalı özveri ile çalışanı safdışı bırakmamalı yalakaların önünü açmamalı Yaptığı her hareketi nemalanmak için deyil Allah c c için yapmalı adaletli olmalı aldığı görevi adaletli yapılırsa az olsun bizim olsun modundan çıkılıp çoğulcu olma yolunda hep birlikte yürürüz başarıya ulaşmanın yolunda budur bırakın kişisel nemalanmayı başarının sırrı çoğalmaktan geçer vatandaştan kaçmaktan deyil halkın içinde olmaktan geçer birisine özverili olmak deyil birilerine özverili olmaktan geçer ben deyil biz olmaktan geçer inanınki biz olursak başarıya ulaşırız hoşçakalın Allah'a emanet olun
Avatar
Reşat Topaloğlu - 4 ay önce
Adam gibi adamdan gediğine yerleşmiş sözler. Yüreğine sağlık güzel insan