Bu uygulama mesleki motivasyonu zedeleyecektir!

Eğitim Bir-Sen Sinop Şubesi Başkanı Ramazan Çelik, öğretmen performans değerlendirmesine tepki gösterdi. Çelik; “Taslak bir bütün olarak incelendiğinde, eğitimin niteliğine ve öğretmenin mesleki gelişimine hiçbir katkısı olmayacaktır. Aksine mesleki motivasyonu, çalışma barışını ve iş birliğini zedeleyecektir” dedi.

Bu uygulama mesleki motivasyonu zedeleyecektir!

Eğitim Bir-Sen Sinop Şubesi tarafından, Öğretmen performans değerlendirmesine tepki göstermek için basın açıklaması yapıldı. İskele meydanında gerçekleştirilen basın açıklamasında Eğitim Bir-Sen Sinop Şubesi Başkanı Ramazan Çelik, Millî Eğitim Bakanlığı’nın, eğitimcilerin moral ve motivasyonunu bozacak, yüz yüze bakanları karşı karşıya getirecek, saygınlığını zedeleyecek performans değerlendirme sistemi taslağına ilişkin itirazlarını haykırmak istediklerini söyledi.

Çelik; “İş barışına halel getiren, vicdanları yaralayan, adalet duygusunu örseleyen mülakatla sözleşmeli öğretmen atama uygulamasına yönelik eleştirilerimizi dile getirmek; bazısı ölümle sonuçlanan şiddet olaylarını protesto etmek amacıyla bir araya gelmiş bulunmaktayız. 

Ekim 2017 tarihli Kurum İdari Kurulu Çalışma Raporu’nda “pilot illerde uygulaması denenmeye başlanılan, öğretmen motivasyonunu olumsuz etkileyecek, çalışma barışını bozacak, kanuni dayanağı olmayan öğretmenlerin performans değerlendirmesi uygulamasına son verilmesi” konusu üzerinde çalışma yapılması imza altında alınmasına rağmen böyle bir taslağın hazırlanması, söz konusu çalışmanın yapılmadığını, Bakanlığın, attığı imzanın gereğini yerine getirmekten imtina ettiğini göstermektedir. 

Taslak bir bütün olarak incelendiğinde, eğitimin niteliğine ve öğretmenin mesleki gelişimine hiçbir katkısının olmayacağı, aksine kurumsal bütünlüğü, mesleki motivasyonu, çalışma barışını ve iş birliğini zedeleyeceği, öğretmeni mesleğine odaklanmak yerine performans puanını yükseltme ve yazılı sınava hazırlanma eksenli bir çalışma hayatına yönlendireceği görülmektedir. Performansı ölçmek iddiasıyla öğretmenleri ayrıştıracak, kurumsal bütünlüğü, mesleki dayanışmayı, iş birliği içinde çalışma güdüsünü zedeleyecek bir uygulamanın eğitimin var olan niteliğine de bir darbe vuracağı hesaba katılmalıdır. 

Eğitimde; öğretmen açığı, mülakatla sözleşmeli öğretmenlik, ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, yabancı dil pilot uygulaması, rehberlik hizmetlerinin hizmetin özüne uygun kurgulanamaması, teftiş sistemindeki dönüşümün tamamlanamaması ve rehberlik ayağının ihmal edilmesi, ortaöğretime geçişte yeni sürecin soru işaretleri içermesi, alan değişikliği taleplerinin karşılanmaması, yer değişikliği sürecinde yaşanan sorunlar, öğretmene karşı giderek artan şiddet gibi, bir an önce yapılması gereken çok iş, çözüme kavuşturulmayı bekleyen onlarca sorun varken, bunlara yenilerini ekleyecek, çalışma barışını bozacak uygulamalarda ısrar etmek, yönetilmesi zor süreçlere yol açacaktır” dedi. 

PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİNİN HUKUKİ VE KANUNİ DAYANAĞI YOKTUR 
Hayata geçirilmek istenen performans değerlendirmesinin hukuki ve kanuni bir dayanağı bulunmadığının altını çizen Eğitim Bir-Sen Sinop Şubesi Başkanı Ramazan Çelik, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi; “Aday öğretmenlerin asli öğretmenliğe geçiş süreci hariç tutulursa, 657 sayılı Kanun ve 652 sayılı KHK başta olmak üzere, eğitim çalışanlarının statülerini düzenleyen temel düzenlemelerin hiçbiri taslakta yer alan türden bir performans değerlendirmesine imkân tanımamaktadır. 

PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ UYGULANABİLİR BİR POLİTİKA ARACI DEĞİLDİR 
Uzun erimli bir süreç olan eğitimin kısa vadeli nicel sonuçlarının yanında uzun vadeli nitel sonuçlarının da olduğu bilinen bir gerçektir. Sonuçları hemen alınamayan bir süreçte, anlık veya kısa vadeli performans ölçümünün mümkün olmadığı görülmektedir. Öğretmenlerin meslekleriyle ilgili konulara ve karar alma süreçlerine dâhil edilmediği, öğretim sürecinde kullanacakları içerik, yöntem ve materyalleri seçme ve okul yönetimiyle ilgili kararlara katılma haklarının olmadığı bir süreçte salt öğretmenlerin performansını ölçmeye kalkmak, performansa olumsuz etki edecek hiçbir haricî faktörün dikkate alınmaması nedeniyle, eğitimin niteliğinin artırılmasını sağlayacak sağlıklı ve işlevsel sonuçlar üretmeyecektir. Elde edilecek tek sonuç, taslakta yer alan amacın aksine, öğretmenlik mesleğini yüksek performans puanı almaya ve yazılı sınavlarda başarılı olmaya indirgemek zorunda bırakılan bir öğretmen kitlesi meydana getirmek olacaktır. 

EŞİT OLMAYAN ŞARTLARDA HİZMET VERENLERİ AYNI KISTASLARLA ÖLÇMEYE ÇALIŞMAK HAKKANİYETE AYKIRIDIR 
Sağlıklı, güvenilir ve nesnel bir değerlendirme için gerekli ortak bir zemin, öğretmenler ve eğitim hizmeti sunumu özelinde bulunmamaktadır. Eğitim kurumlarının konumu, bulunduğu bölge, il, ilçe, coğrafi konum ve çevre şartları, fiziki donanım ve altyapı, öğrenci kitlesi ve ebeveynlerin sosyal, kültürel ve ekonomik konumları, eğitim yönetimi ve diğer kurumlarla ilişkiler gibi eğitime doğrudan etki eden faktörler, ülkenin tamamında eşit bir şekilde dağılmadığından ortak bir değerlendirme kriteri setinin ortaya konulması mümkün görünmemektedir. Buna rağmen performans değerlendirmesi yapmaya kalkmak, eşit imkân ve şartlara sahip olmayan kişilerin bireysel çaba ve fedakârlıklarının göz ardı edileceği, hakkaniyet boyutuyla vicdanları zedeleyen sonuçlara yol açacaktır. 

EĞİTİMİN ÖZNELERİNE DEĞİNMEYEN PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ PUAN TOPLAMAKTAN BAŞKA BİR AMACA HİZMET ETMEZ 
Öğretmenlere özgü bir performans sistemi oluşturma gayreti, eğitimin insan-insan temalı bir ilişki ve iletişim hizmet alanı, insanı inşa etme zemini olduğu gerçeğini ıskalamayı beraberinde getirir. Bu konu, sosyal, siyasal ve ekonomik risklerin yanında eğitimin insan-hikmet temasını sağlama niteliğini göz ardı etmekle sonuçlanacak daha tehlikeli ve daha uzun erimli etkileri de ardıl alan olarak bünyesinde barındırmaktadır. 

Hâlihazırda Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği çerçevesinde yapılan performans değerlendirmelerine ilişkin mahkeme kararlarında, somut bilgi ve belgeye dayanmayan değerlendirme puanlarının hukuki denetime elverişli olmadığı için hukuken korunmayacağı hususu sık sık vurgulanmıştır. İdari yargı mercileri, hukuki denetime elverişli bir değerlendirme süreci konusunda ısrarcı olmakta, bunun yanında olumsuz değerlendirmelere yol açan nedenlerin ve bu olumsuzlukların hizmete etkisinin ortaya konulmasını özellikle aramaktadır. Buna rağmen performans değerlendirme taslağında hukuki denetime elverişli bir değerlendirme setine yer verilmemiş, mahkemelerce aranan kriterleri cevaplayacak tarzda bir değerlendirme süreci öngörülmemiştir. Taslağın bu şekliyle yürürlüğe konulması hâlinde dava konusu edilen her değerlendirmenin idari yargı mercilerinden döneceği, bunun da süreci işlemez ve işlevsiz kılacağına şüphe yoktur. 

Eğitim-Bir-Sen olarak, performans değerlendirmesi başta olmak üzere, öğretmenlik mesleğini değersizleştiren ve eğitimin sorunlarını derinleştiren uygulamalara karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz. 
 


Kaynak: Vitrinhaber
banner468

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şenol - 7 ay önce
"tek tek" isimli yorumcuya,
Öğretmenler performans değerlendirmeye karşı değil; uygulanmak istenen performans değerlendirme yöntemine karşı. Bununla birlikte, ne kırklı yılların köy enstitüsü ne de seksenlerin 40 günlük öğretmenleri kaldı.
Avatar
Yasin - 7 ay önce
Kendin çal kendin oyna derler bu duruma bizim Boyabatta :)
Avatar
tek tek - 7 ay önce
kusara bakmayın ama burada size hak veremiyorum.bir insan performanstan neden korkar hemen söyleyeyim.bilgisizlikten,kendini güncelleyememekten .burada amaç öğretmeninde kafayı devlete atıp ömrünün sonuna kadar yan gel osman olarak görmemesi lazım.not 40 günlük öğretmenler korkar zaten.köy ensttütü mezunları korksun onları zaten ben öğretmen olarak görmüyorum çünkü 40 günde öğretmen olunmaz.ve hiç çalışmadan.
Misafir Avatar
hoca - 7 ay önce @tek tek
adam gibi yorum yaparsanız iyi olur...köy enstitüsü mezunu bir öğretmenin karşısında sen ağzını bile açamazsın......kültürü ile birikimi ile seni yerin dibine sokar.......azıcık saygılı yorumlar yap.....kaç gün derse sınıfa girdinde ahkam kesiyorsun.........40 günlük müş........bilmiyorsan yazma...40 günlük öğretmenlerin tamamı emekli oldu......sen nered yaşıyorsun............
Misafir Avatar
vatandaş - 7 ay önce @tek tek
bana bak bilmeden konuşma , köy enstitüsü mezunları 40 günde öğretmen olmadı, zerre Allah inancın varsa yalan konuşma, öğretmeni öğrencinin önünde diz çöktürecekler, evde iki çocukla baş edemiyorsunuz burada ahkam kesmeyin, 40 yaşında adamı 15 yaşında çocuğun inisiyatifine teslim ediyorsunuz, Allah öğretmene laf edeni öğretmenden beter etsin İnşAllah.
Avatar
Ayşe Aydoğdu - 7 ay önce
Ben katılıyorum zaten öğretmenlik 40 günde olmuyorlar 4 yıl üniversite bitirip daha sonra formasyon oluyorlar .kpss yi kazanıp atanıyorlar .Ancak mülakat veya bir yıl seminer veya başka birsey kimse kusura bakmasın ama mülakat da çok da adilce olmuyor