banner337

Asırlık camilerde Ramazan coşkusu

Asırlardır günde beş vakit Müslümanları ağırlayan Sinop'un asırlık camileri, bu yıl da ramazan ayında binlerce kişiye hizmet veriyor.

Asırlık camilerde Ramazan coşkusu



Asırlardır günde beş vakit Müslümanları ağırlayan Sinop'un asırlık camileri, bu yıl da ramazan ayında binlerce kişiye hizmet veriyor.

Alaaddin Camisi
Sinop'ta adını Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’tan alan Alaaddin Camisi, Anadoluda yapılan ilk camilerden biri olarak biliniyor. Caminin Selçuklu Devleti’nin 1214 yılında Sinop’u fethinden hemen sonra yapılmış olduğu belirtiliyor. Mihrap: Mermerden yapılmış olup, Selçuklu tarzında girift süslemelere sahiptir. Bordürlerindeki kabartma zencirek motifleri diğer Candaroğlu mihraplarında da görülür. Mihrabı 3 taraftan Ayet-El Kürsi çevrelemektedir.

Minber: Orijinal minberde yoğun girift bitkisel süslemeler bulunmaktaydı. Evliya Çelebi’ye göre bu minberin benzeri Bursa Ulu Cami’nin minberiydi. O da bir dereceye kadar benziyordu. Bu minber 1853 yılında caminin kubbesinin çökmesiyle parçalanmış ve parçaları İstanbul Çinili Köşk’e götürülmüştür. Şimdiki minber ise 19. yy’da ahşaptan yapılmıştır.

Cami, avlusuyla beraber en son 2008–2009 yılında onarımdan geçmiştir. Avlu kuzeydoğu köşesinde, içerisinde 11 adet sanduka bulunan Candar(İsfendiyar)oğulları Türbesi yer almaktadır.

Cezayirli Ali Paşa Camisi
Ada Mahallesinde bulunan ve ne zaman yaptırıldığı saptanamayan Cezayirli Ali Paşa Camii, bittiğindeki Peygamber efendimizin torunu Seyyit İbrahim Bilal Hazretleri türbesinden dolayı halk arasında Seyit Bilal Camisi olarak anılıyor. İlk olarak ne zaman ve kimin yaptırdığı bilinmeyen cami, 1866 tarihinde Cezayirli Ali Paşa ve 1896 tarihinde de Sultan Abdülhamit Han tarafından tamir ettirilmiş. 1874 tarihinde inşa ettirilmiş bir minaresi var.

Fetih Baba Mescidi
Orijinalinde kare planlı olan bu yapı 1970’li yıllarda yol genişletme çalışmaları kapsamında kuzey tarafı yıkılarak güney yönüne doğru çekilmiş ve bugün enine planlı görünümde olup, harim kısmı ancak 2 saf sığabilecek kadar kalmıştır.

Ön cephesi kesme taş malzemeden inşa edilmiş olan bu yapının üzeri ahşap çatı ve alaturka kiremit ile kapatılmıştır. Mescit, 1923 yılında neşredilen Hüseyin Hilmi ULUĞ’un Sinop Kitabeleri adlı eserinde giriş kapısının doğu tarafında yer aldığı belirtilen ve bugün yerinde olmayan kitabeye göre H 754 (M 1353/1354) senesinde Uslu Beyoğlu İsmail Bey tarafından yaptırılmıştır. H 1324 (M 1906/1907) senesinde Fetih Baba tarafından tamir ettirilmiştir. Tamir kitabesi kapının üstünde bulunmaktadır.

Hacı Ömer Deniz Şehitleri Camisi
Tersane mevkiindedir. 1903 senesinde eşraftan Hacı Çerkez Ömer Efendi tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Daha önce bunun yerinde İsmail Ağa Gümrük Camii adıyla bilinen ahşap bir cami vardı. Bu ahşap camiin ilk banisinin Karpuzcu oğlu Mehmed Ağa isminde bir zat olduğu rivayet edilmekte ise de inşa tarihi bilinmemektedir. Kaleyazısı Camii banisinin de Mehmed Ağa adında bir hayır sahibinin olması bu ahşap Camii yaptıranın da aynı zat olması muhtemeldir. Camiin, Sinop tersanesinde çalışanların ibadet ihtiyaçlarına hizmet verdiği sanılmaktadır.

Kaleyazısı (Mehmet Ağa) Camisi

1651 senesinde Mehmed Ağa tarafından yapımına başlanmış, 1909 yılında da ahali tarafından tamir edilerek yenilenmiş ve kuzeybatı köşesine kesme taştan yapılmış güdük bir minare de eklenmiştir. Ayrıca Camiin ön cephesindeki moloz taş duvarların ahşapla bu onarım sırasında kaplandığı tahmin edilmektedir. Günümüzde de ön cephe 1. kat ve çatı alınlığı ahşap kaplama olan yapı, bu durumuyla cepheden ahşap bir konut görüntüsü vermektedir. Yapı, Sinop’ta Osmanlı döneminde görülen ahşap çatılı ve dikdörtgen planlı cami şemasına tipik bir örnektir. 2009 yılında onarım geçirmiş olan yapının mihrap ve minberi orijinal değildir. Yapının güney tarafındaki hazirede 6 adet mezar bulunmaktadır.

Kefevi Camisi
Şeyh Mahmud Çelebiyyül Kefevi; 1575 senesinde Sinop’a kadı olarak gelip görevini bıraktıktan sonra bu Camiyi yaptırmıştır. Yapı, daha sonra 1895 senesinde Mutasarrıf Bekir Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Camiye 1920’li yıllardan sonra Ayetler ve mübarek kelimeler nakşettirilmiştir.

1581 senesinde vefat etmiş olan Mahmud Çelebiyyül Kefevi Hazretlerinin kabri, Camiin güney tarafındaki bahçe içerisinde bulunan hazirede yer almaktadır. Camiin kitabesi, batı duvarındaki giriş kapısı üzerinde bulunmaktadır.

Meydankapı (Süleymaniye) Camisi
Meydankapı mevkiindedir. Caminin ilk yaptıranın Şeyh Ömer Efendi olduğu ve yapımı için 1723 tarihi verilse de caminin yapım kitabesi yoktur. Daha sonra 1877 senesinde Mutasarrıf Ahmet Kemal Paşa tarafından; Kanuni Sultan Süleyman adına İçkalede mevcut olup harap olan Camii Şerifin vakfiyesiyle bu cami tamir edilmiş ve buna binaen Meydankapı Camisi'nin adı da Sultan Süleyman’ın adına izafeten Süleymaniye Camisi olarak anılmaya başlanmıştır.

İç mekânı kareye yakın dikdörtgen planlı olan caminin üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Caminin ahşap minaresi son onarımda yenilenerek gövdesi bakırla ve külah bölümü ise kurşun levhalarla kaplanmıştır. Harim kısmına caminin kuzey duvarına ekli olup son onarımda yenilenmiş olan ahşap giriş bölümünden girilir. Ahşap giriş bölümünün üst katı hanımlar mahfili olarak düzenlenmiştir. Bu giriş bölümünün sağındaki merdivenle minareye, solundaki merdivenle de üst kattaki mahfil kısmına çıkış sağlanmaktadır.

Altta dikdörtgen, üstte ise sivri kemerli pencereler dikkati çekmektedir. Cami duvarlarında görülen değişik boyutlu taşlar 1877 onarımının kanıtları olsa gerektir. Son olarak 2010 yılında onarıma başlanılan camii 2011 yılında yeniden ibadete açılmıştır.

Saray Mescidi
Giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre; H 776 (M 1375) senesinde Candaroğlu Beyi Sultan Celaleddin (Kötürüm) Bayezid döneminde yaptırıldığı anlaşılan ve Saray Camii namıyla bilinen bu Camii, kesme taştan yapılmıştır. Kareye yakın dikdörtgen planlı olup üzeri bir kubbe ile örtülüdür. Saray Camii, Sinop’ta bu plan tipinin en büyük örneğidir.

Sinop Kitabeleri adlı eserde; Camiin batı tarafındaki küçük bir bahçe içerisinde iki adet kabir bulunduğu yazılı olsa da bugün burada bir adet sanduka mezar görülebilmektedir. Sandukanın ya da mezar taşının kitabesi olmadığından kim olduğu bilinememektedir. Sandukanın inşa tarzı Selçuklu dönemine işaret etmektedir.

Öte yandan, il merkezinde belirlenen camilerde sabah ve ikindi namazı sonrası mukabele, vaaz ve Kur'an-ı Kerim okunacak. 


banner443

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.