Bölgemizin tarihini incelerken bir çoğumuzun daha önceden duymadığı terimler ve yer adlarıyla karşılaşıyoruz.  Durağan’ımız  tarihin çeşitli dönemlerinde çeşitli uygarlıkların yönetimi altında kalmış ve önemli yol noktalarında bulunduğu için daima önemli olmuş bir yerdir.

 
Güzel ilçemiz Durağan verimli ovaları, ulu ormanları, bereketli avlak sahaları, güzel iklimi  ile eski çağlarda insanların yaşamak için önemli çaba verdikleri yerleşim yerlerinden olmuştur. Kilit bir ulaşım noktasında olmasından dolayı önemi daha da artmış ,  zengin kaynaklarıyla gözbebeği olmuş, krallara  ev sahipliği yapmış ve hala onların mezarlarını (Terelek, Ambarkaya) üzerinde bulundurmakta olan tarihi değeri henüz tam olarak gün yüzüne çıkmamış ve üzerinde bulunan sayısız tarihi eser ve tarihi nişaneye rağmen devletin arkeolog kazması değmemiş olan bir yerdir.
 
Anadolu’da bundan 4.000-5.000 sene önce Hititler büyük bir imparatorluk kurdular. Her dediklerini ,  her istediklerini yapabilecek noktaya gelen Hitit İmparatorluğu tüm Anadolu’yu istila edebilmesine rağmen Durağan’ın da içinde bulunduğu bölgeye girememiştir. Savaşçılıklarıyla ünlü hemşerilerimiz bölgemizin sarp coğrafyasından da iyi faydalanmış ve gittiği yerde kelle üstünde kelle bırakmayan Hitit zihniyetinin  esareti altına girmemişlerdir. Hatta şu anda tarihçiler arasında tam olarak anlaşma sağlanamamış olan Hititlere karşı savaş yürüten Assuwa Koalisyonu ülkelerinin kuvvetle muhtemel Durağan ve çevresinde olması ihtimali yapılan çalışmalarla gün geçtikçe güçlenmektedir. Dura , Adadura   Halluwa , Kispuwa  , Karakisa gibi devletçiklerin katıldığı Assuwa koalisyonu benim yorumuma göre bölgemizdedir. Dura (Durağan), Halluwa (Alpuğan Köyü Halloğon Mahallesi), Kispuwa (Boyabat), Karakisa(Gerze) ve diğerlerinin de yakın gelecekte bölgemiz civarında çıkması kuvvetle muhtemeldir. Bu konunun önemini arttıran ise eğer tezimizde haklı çıkarsak bölgemizde tahminimizden çok daha fazla arkeolojik yerleşme ve malzeme çıkması ihtimali oldukça  fazla oranda yükselecektir. Eğer bu olup bölgemize arkeolog akını ve kazılar başlamasını sağlayabilirsek bundan hem kültürel hem de Durağan’ın şu anda uğraşmakta olduğu göç, işsizlik gibi sosyal problemlerinde aşılmasında Durağan’ın önünde turizm kapısını ardına kadar açacak olan önemli bir adım olacaktır.
 
Günümüzde insanlar sadece deniz ve kum için tatil yapmamakta artık insanların eğitim ve gelir düzeyleri yükseldikçe tarihi alanlara doğruda daha fazla düzeyde bir turizm hareketi başlamaktadır. Güçlü Hititlere karşı baş eğmemiş bir memleketin ise önemli tarihi değerlere sahip olacağı ise kuşkusuzdur. Üzerinde hali hazırda bulunan tarihi eserleri ve arkeologların yapacakları kazı çalışmalarıyla bulunacak yenileriyle Durağan’ımız ülkemizin en zengin tarihi eserlerine sahip yerlerinden biri olduğu ortaya çıkacak ve hem kültürel zenginliğimizi tüm dünya ile paylaşacağız hem de çeşitli sosyal sorunlarımızın çözümünde de direk veya dolaylı yoldan bunun bir çok faydasını göreceğiz.
 
İlçemizde bulunan  Terelek ve Ambarkaya arkeolojik yerleşme alanlarına  bugüne kadar definecilerin kazması dışında maalesef herhangi bir tarihçi,arkeolog kazması değmemiştir. Bu yerlerde arkeologların çalışmaları bölgemize gerçekten çok zenginlikler katacaktır. Bugün Çorumda Hattuşa denilen ve zamanında Hititlerin başkenti olan yerde tam 100 senedir resmi kazılar yapılıyor ve hala kazıldıkça her sene yeni yeni yerler, yeni yeni arkeolojik malzemeler  çıkıyor. Her yıl binlerce bilim adamı, onbinlerce turist oluk oluk Çorum’a, harabelere  akıyor. Bu insanlar bozkırın ortasında ki harabeleri görmeye gidiyorlar. Hiçbir doğal özelliği olmayan bir tek ağaca , bir damla suya hasret bu alanlara onbinlerce insan sırf bu harabeler için gidiyor.  Arkeolojik kazı çalışmaları yapılsa ve tarihi buluntular tamamen gün yüzüne çıkarılsa ilçemiz eşine az rastlanır türde sahip olduğu doğal güzellikleri ile birlikte düşündüğümüzde mükemmel bir turizm alanı olacaktır.
 
İlçemizi küçük görmeyelim. Tarihte Durağan bugünkünden çok daha önemli bir yerleşim yeri idi. Kızılırmak ve Gökırmak’ın birleştiği noktada kurulu olması Durağan’ı bölgenin kilit noktası yapmıştır. Durağan’ın tarihsel önemi araştırmalar çoğaldıkça  zaten ortaya çıkacaktır. Örnek verecek olursak bölgemizde ki en eski tarihe sahip kaya mezarları Durağan’dadır. Bu gerçeklik sıradan ve basit bir olay olmayıp Durağan’ın zamanında krallara mekan olduğunu ve yakın bölgenin en eski ve en önemli yerleşim yeri olduğunu gösterir.
 
Bu bilgiler ışığında Durağan’da öncelikle Terelek Bölgesinde acilen resmi kazılar düzenlenmesi gerekmektedir. Defineciler bu bölgeye zaten yeterince zarar vermişlerdir. Bir an önce bölgenin koruma altına alınıp kazı çalışmalarına başlanması gerekmektedir. Açılan mermer ocağı Terelek’i  daha da hassas bir konuma gelmiştir. İlçemize bağlı Kemerbahçe köyü Terelek mevkiinde bulunan ve 1.derece önemli sit alanı ilan edilen bölgede ciddi kazı faaliyetlerine acilen başlanması gerekmektedir. Bunun için gerekli yazışmalar ,  gerekli ödenekler temin edilerek en kısa zamanda bu konuda çalışmalar başlatılmalıdır. Arkeolojik kazılarda kural şöyle işler. Dışarıda gözüken buzdağının görünen kısmı kadar bile yoktur. Asıl zenginlikler yeraltında olup kazılmak isterler. Geçen yıl Boyabat kalesinde bir dehliz kazısı başlatıldı ve inanılmaz güzel sonuçlar elde edildi. Basit bir dehliz ucu bir yer altı şehrine götürdü Boyabatlıları. Oysa ki Durağan’da zuhur eden bir çok tarihi kalıntı vardır. Mesela Terelek’te bulunan kaya tüneli devletin envanterine bile girmemiştir. Kayanın içine insanlarca oyulmuş gayet muntazam merdivenli ve muhtemelen Kızılırmak’ın altından karşıya geçen tünel. Böyle bir yapının olduğu yer kesinlikle basit bir yer olamaz. Terelek’te önemli bir medeniyet gün ışığına çıkarılmayı beklemektedir. İlçemizde de acilen yapılacak kazı çalışmaları kim bilir ne büyük tarihi gerçeklerin ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Devletin bu konuda gerekli işlemleri yapması ve ilçemiz yöneticilerinin, siyasilerinin bu konuya eğilip hem kültürel varlığımızı koruma ve zenginleştirme hem de Durağan turizminin gelişmesi için öncülük etmelerini beklemekteyiz.(arşiv-19/09/2006)